Semi Hamzaçebi

Semi Hamzaçebi

KENT PLANLAMASI VE JEOLOJİ

       Ülkemizdeki şehirlerin tümü, kentleşme yönünden incelendiğinde, jeolojik ve jeoteknik çalışmalar yapılmadan oluşturuldukları görülmektedir. Bir kentteki, yerleşme, ulaşım ve sanayileşme, doğal çevre dengesini önemli bir şekilde etkiler. Bu etkileşimden doğabilecek zararların önlenebilmesi için, o kentin sosyal, kültürel ve ekonomik koşullarının yanında, jeolojik ve jeoteknik koşullarının da çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Kentsel gelişmede, yer seçiminde, zeminin jeolojik yapısı, jeoteknik özellikleri ve jeolojik çevre koşullarının, yapılacak yapının üzerindeki etkilerinin önceden değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin zamanında alınması gerekmektedir. Oysa ülkemizde, özellikle inşaat sektöründe, jeolojinin önemi, ne yazık ki, deprem, taşkın, heyelan sonucu gelişen afetler sonrası kısa bir süreliğine önem kazanmaktadır. Bu durumun en önemli nedeni, pek çok inşaat projesinde ve genelde kent planlamasında, jeolojik çevrenin sınırlayıcı etkilerinin yeterince düşünülüp değerlendirilmemiş ve gerekli önlemlerin zamanında alınmamış olmasıdır.
          Kent planlaması ve tasarımında mühendislik jeolojisi giderek artan bir önem kazanmaktadır. Özellikle arsa fiyatlarındaki astronomik artışlar, daha önce jeolojik yapısı ve fiziki özellikleri açısından uygun bulunmayarak planlama dışı bırakılmış bazı alanları yeniden kullanıma açmak üzere gündeme getirmektedir. Arsa fiyatlarındaki artışın yanı sıra, taşkın, sel, erozyon, heyelan gibi jeolojik süreçlerle oluşan toprak kayıpları da, kent plancılarını yer seçiminde ve gelişmeye uygun alanlar bulmada zorlamaktadır. Sonuç olarak; kent plancıları, kentleşmenin amacına uygun alanların jeoteknik özelliklerinin belirlenmesi konusunda jeoloji mühendislerinin yardımına büyük gereksinim duymaktadırlar. Bir bölgenin jeolojisi ve jeoteknik özellikleri, o bölgenin kullanımını kontrol etmekten çok; bölgenin fiziksel özelliklerine ilişkin jeolojik sınırlamaları ve/veya avantajları ortaya koyarak kentleşme projesinin ekonomisini önemli ölçüde etkiler. Kent planlamacısı ise, jeoloji mühendislerinin önerileri doğrultusunda arazi kullanımını planlar, kontrol eder ve tüm sorumluluğunu yüklenir. Kent jeolojisi; mühendislik jeolojisi ilkelerinin kent planlanmasına uygulanması şeklinde tanımlanabilir. 
Kent plancılarının geliştirmeyi düşündükleri bir alan için, jeoloji mühendislerinden isteyecekleri bilgiler iki ana kategoride toplanabilir:
 1. Sözkonusu alanların arazi kullanım potansiyeli 
 2. Bu potansiyeli kontrol eden jeolojik sınırlamalar
Bir örnekle açıklarsak; taşkın alanı olması nedeniyle,  yerleşim ve özellikle konut inşaatı için uygun olmayan bir alan, yeşil alan, park alanı ve yükseltilmiş yapılar için, belirli sınırlamalarla, uygun görülebilir ve kullanılabilir. Jeoloji mühendislerinin görevi; kentsel planlama için öngörülen bir alana ilişkin jeolojik ve jeoteknik bilgilerin, bu meslekten olmayan kişilere, plancılara, onların kolayca anlayıp yorumlayabilecekleri bir biçimde sunabilmektir. 
 Kent planlamasında yer seçimini etkileyebilecek temel parametreler:
 1. Topoğrafya
 2. Jeolojik yapı 
 3. Hidrojeolojik koşullar 
 4. İklim koşulları 
5. Yapı malzemeleri olarak özetlenebilir.
        Çağdaş kentleşmenin bir gereği olan akılcı bir kent planlaması için, politik bazı çıkar hesaplarından sıyrılarak, planlama içerisinde yer alacak olan değişik nitelikli yapılar için yapılacak uygun yer seçimini etkileyen  parametreler gibi jeolojik ve jeoteknik etmenlerin ayrı ayrı ve birlikte değerlendirilerek, öngörülen kent planlaması için gereksinim duyulacak, bilimsel verilere dayalı saha kullanım haritalarının bilgisayar ve Coğrafi Bilgi Sistemi (GIS) teknikleri kullanılarak hazırlanmasını zorunlu kılar. Çağdaş bir kent planlaması, aynı zamanda, kent plancılarıyla inşaat mühendislerinin, jeoloji mühendislerinin ve diğer tüm ilgili kişi ve kuruluşlarında bu konuda sürekli bir diyalog ve işbirliği içinde bulunmalarını gerektirir. 
Bugün hâlâ bölgemizde her yıl; sel, taşkın, heyelan olayları yaşanmasına rağmen, dere yataklarında yapılaşmalara devam edildiği, kâğıt üzerinde planlamaların gelişigüzel yapıldığı, denetimin yetersiz olduğu, birçok belediyede denetimi yapacak jeoloji mühendisi istihdamının bulunmadığı, siyasilerin kararlarıyla kentlerin planlandığı, liyakatsiz kişilerin yönetimlerde olduğu sürece düzgün kentler planlayıp geleceğe umutla bakmak imkânsız hâl alacaktır. Bu günlerde şehrimizde planlanan ve yapımı devam eden yeni otogar projesi, şehir hastanesi, moloz sahil camii ve çevresi, şehirdeki tüm derelerin üstü kapatılıp yol yapılması, şuursuzca yapılan deniz dolguları, kıyı kenar çizgi ihlalleri örnek olarak verilebilir.
Sonuç olarak; çağdaş bir kent planlamasının, alanında uzman kişilerle, bölgenin jeolojik ve jeoteknik koşullarının, çevre koşullarıyla değerlendirilip, ortaya çıkarılması ile mümkün olabilir.
(Kaynak: Prof. Dr K. Erçin Kasapoğlu: JMO Makaleler)
“Kuzey Anadolu Fay hattını buldum lakin bunu anlatacak siyasetçi bulamadım (Prof. Dr İhsan Ketin)” sözü günümüzde de geçerliliğini halen korumaktadır.
Güzel günler dileğiyle.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.