Kentlerin Tarihi Kimliği ve Belediyeler

Günümüzde, kentlerde kimlik oluşturmanın önündeki en önemli engellerden birinin, kentlere rant gözüyle bakıyor olmamız olduğunu bir çoğumuz kabul ediyordur.
Kent kimliklerinin, kentleri diğerlerinden ayırt eden özellikleri olduğunun bilincinde hareket edemediğimizden olacak ki, kentlerimiz aynı kalıptan çıkmış gibi birbirinin aynısı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kentlerimizin gözden kaçan en önemli sorunlarından biri, belirttiğimiz şekilde onları diğerlerinden ayıran kendine has kent kimliği yaratma noktasındaki arayış ve irade noksanlığıdır. Akademisyeninden sivil toplum kuruluşlarına, vatandaştan belediye yöneticilerine kadar herkes, kent kimliğini sürekli dile getirmektedirler. Ancak bu kavram doğru algılanıp yönlendirilmediği içindir ki, kimliksiz kentler başıboş̦ biçimde ve sorunlarıyla birlikte büyümeye devam etmektedir. 
Kent kimliğini oluşturan birçok olgu mevcuttur. Bir kentin kimliğini, o kentin tarihinden, coğrafyasından, içinde yaşayan medeniyetlerden, tarihi boyunca geçirdiği aşamalardan, tarihi ulaşım merkezlerinden olup olmamasından, ilk kurulduğu tarihten bu güne kadar barındırdığı yönetim şekillerinden, ikliminden, insanların etnik ve kültürel özelliklerin, herhangi bir medeniyetin odak noktası olup olmadığından, ticaret, kültür, sanat merkezi özelliği bulunup bulunmamasından gibi birçok tarihi, sosyolojik ve tomografik özelliğinden anlarız.
Ülkemizde tarihi dokusuyla inkişaf etmiş birçok yerleşim yeri vardır ve bu tarihi doku, o yerleşimlerin kent kimliği halini almıştır. Bir çırpıda ifade edeceğimiz bu nitelikteki yerler, Safranbolu, Kastamonu, Amasya, Ahlat gibi yerleşimlerdir. Bunlara baktığımızda, gerek mimarisi, gerekse bünyelerinde barındırdığı tarihi değerleriyle öne çıktıklarını görürüz. Bunun içindir ki, Safranbolu korunan tarihi evleriyle, Kastamonu 2018 Yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti olmasıyla, Amasya Şehzadeler kenti olmasıyla, Ahlat, Türklere Anadolu'nun kapılarını açan 1071 Malazgirt Zaferi'nde Sultan Alparslan'ın karargâhını kurduğu yer olmasıyla, ki bu özelliğinden dolayı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi de yapılmıştır, tanınır ve bilinirler. Bunların hepsi, birer kent kimliğidir. Bunun yanında doğası, kültürü ve diğer özellikleriyle de anılan kentlerimiz mevcuttur.
Peki, bu kentlerin tarihi özelliklerinin kadimden gelecek nesillere aktarılması sorumluluğu kime veya kimlere aittir. Sözü uzatmadan ifade edelim ki, bu sorumluluk topyekûn bir millete ve topluma aittir. Vatandaşa aittir, merkezi idareye aittir, belediyelere aittir. Özellikle, kent kimliğinin oluşmasında belediyelerin sorumluluğu çok çok fazladır. 
Belediyelerin görev ve yetkilerini düzenleyen Belediye Kanunu’nda; kültür ve tabiat varlıkları ile tarihî dokunun ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânların ve işlevlerinin korunmasının sağlanması, bu amaçla bakım ve onarımını yapılması, korunması mümkün olmayanları aslına uygun olarak yeniden inşa edilmesi görevleri belediyelere verilmiş görevler arasındadır.
Bu açıdan baktığımızda tarihi kimliğin oluşması için bu koruma anlayışıyla hareket etmenin yeterli olmadığını, tarihi köklere uygun kültürel mirasın devamı için de çalışmalar yapılması gerektiğini, yeni yerleşimlerin tarihi eski yerleşimleri muhafaza ederek yapılmasını, yeni mimarinin tarihi köklerden esinlenerek oluşturulması gerektiğini, imar planlamalarının tarihi, kültürel ve mimari geçmişin devamlılığını sağlayacak şekilde oluşturmasını gerektirdiğini, özellikle stratejik planlamaların bunları içerisine alarak gerçekleştirilmesini belirtmeliyiz.
Konuya Trabzon özelinde baktığımızda ise, durumumuzun yağımız var, unumuz var, şekerimiz var, tek noksanımız helva yapmamak olduğunu görüyoruz.
O kadar çok kentsel kimlik olgumuz var ki…
Medeniyetlere sahne olmuş, Osmanlı Devleti zamanında gözde vilayetlerden biri, tarihi dokusu muazzam, coğrafyası ve iklimi harikulade, insan kaynağı ve kültürel yaşam yüzyıllara dayalı yaşayan bir tarih, kültür ve sanat kenti özelliğiyle her türlü kentsel kimlik niteliğine sahiptir Trabzon.
Mesele, helvayı kıvamında yapmak sadece… 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.