Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

KIRK YIL GEÇTİ O HALA OTUZBEŞİNDE

Nazım diyor ki büyümez ölü çocuklar... “Yedi yaşında bir kızım” konuşturduğu bir Hiroşima çocuğu. Evet, ölüler büyümez öldükleri yaşta kalırlar. Osman Öğretmen otuzbeşindeydi Ağustos 1977’de. Çok erken gitmişti. O çok içten okurdu Otuzbeş yaş şiirini. Hani yolun yarısında olsa, meğer sonundaymış. Şiiri okurken bunu duyar gibiydi. Yiğitti, inanç doluydu. Kiminin ağabeyi kiminin hocası kiminin de öğretmeniydi. Aslında bizim her şeyimizdi. Öğretmen olarak ona bakar kendimize çekidüzen verirdik. Güzel konuşmayı, hele de şiir okumayı ondan öğrendik, sevdik. Kılık kıyafet onda bir başkaydı. Koyu altın sarısı saçları ve bıyıkları, gür bıyıkları dudaklarını örter gülümserken inci dişleri parıldardı. Kırk yıl geçti kaybolmadı görüntüsü gözlerimizden. Yazımı okurken tanıyan dostlar benimle birlikte bir kez daha görüşecek Osman Öğretmenle. Kırkıncı yıl, 35 yaşında bir delikanlıyı kırk yıl sonra anıyoruz sevgi ile ve de rahmetle.

 

ÖĞRETMENİMİZDİ, ÖYLE HER ÖĞRETMEN GİBİ DEĞİL

Başka bir öğretmendi. Ben eğitimi, insana yaşamayı öğretme sanatı olarak  tanımlarım. Öyle sınav  kazandırmak değil. Kimi bilgiler ezberletmek değil. O bilgileri siz kendi kendinize de öğrenirsiniz. Size adam olmayı kim nasıl öğretecek. İşte gerçek öğretmen budur. Okuttuğu dersi sevdiren, öğrenilenleri yaşama uygulayan.

İşte böyle bir öğretmendi Osman Öğretmen. Davranışlarından yiğitliği mertliği, konuşmasından Türkçeyi güzel konuşmayı. Topluluk karşısında konuşmayı, haksızlık karşısında dik durmayı. Osman Ağabey, Osman Hoca, Osman Öğretmen buydu. Onun için kırk yıl geçti aradan unutmadım ve unutulmasını da istemiyorum. Yeni yeni görüntüler sunuyorum size. Elbette Osman da insandı ve her insan ölümlü o da ölecekti, öldü. Ancak iz bırakmak önemli, güzel bir iz bırakmak. Bakın kırk yıl geçti silinmiyor ve silinmeyecek.

Onun öğrencileri de artık tükeniyor. Yetmişe dayanıyor. Biz de ölümlüyüz biz de gidiciyiz de amaç öyle kuru bir yaprak gibi düşmeden gitmek. Osman öğretmen örnek bir insan örnek bir öğretmendi.

 

ŞAİRDİ; YAZARDI TÜRKÇENİN BÜLBÜLÜYDÜ

Türkçeyi çok iyi bilir, çok güzel konuşurdu. Sesi gürlerdi. Çok tatlı bir tınısı vardı. Taklit etmeye çalışırdım, tabii tam olmazdı ancak andırırdı o da yeterdi. Bir çok dergide, yayın organında yazdı. Yazıları, şiirleri öylesine dağıldı gitti dostlarının klasörlerinde. Yalvardık rica ettik toplayalım derleyelim birer anı olarak kalsın bizde diye yakınlarından ses çıkmadı hiç.

Değişik dergilerde şiirleri kaldı arşivlerde. Varlık, Türk Dili ve gazetelerde. Şiir sanatı olarak ürün verirken yurt gerçeklerini, insanlık sorunlarını işlerdi. Gümüşhane Kelkit’te çalıştığında duygularını, “Kelkit Boylarında” şiiri ile dile getirmişti. Bayram kartlarında çıktı birkaç dizesi en çarpıcı biçimde.

İşte gerçek öğretmenlik bu. Hangi branşın öğretmeniyseniz o branşı yaşama katmak. Matematikse matematiksel düşünebilmek, Fizikse tüm araç gerecin çalışma gizini çözmek. Coğrafyada yurdu ve dünyayı gezmek. Tarihle geçmişi yeniden yaşamak, anlamak. İşte Osman Öğretmenin öğretmenliği bu. Bu gün de böyle anlamalı öğretmenliği. Yoksa para ile satmak bilgiyi öğretmenlik değil.

 

BİRÇOK HAKSIZLIĞA DA UĞRADI

Yaşamının son yılları çok sağlıklı değildi. Birçok hastalıkla savaşırken mesleğini de ihmal etmiyordu. Ancak kör politika durur mu. Hele de kaliteli insanları hiç istemezler. Onlar koyun gibi güdüleni ister. Uyuyanı ister gerçekler karşısında. Osman böyle değildi. O en kıymetli cevher olan insanın harcanmasına karşıydı. sahip çıkardı gençlere, yeni yetişenlere. Aldılar, sürdüler istemediği yerlere. O öğretmen yetiştirme ustasıydı. Bırakmadılar oradan oraya sürdüler ve yaşamının sonunda bu acıları da yaşattılar. Dilerim utanır bu insanlar bundan eğer yaşayan varsa.

 

İNSANLIĞIN BU DEĞERLİ MAYASINI KESMEYELİM

İyi insanları görelim, gösterelim, yaşıyorsa yararlanalım, ölmüşse anısını yaşatalım ki insanlık iyi insanları unutmasın. Bu maya hep canlı dursun ve insanlık bu değerlerle yaşasın. Salt çıkarı için yaşayan, dolandıran, yalan konuşan insanlara değer vermeyelim. Gerçek insanı tanıyalım ki gelecekte de gerçek insanlar var olsun insanlığın yüce değerleri gelişsin. Yaratanın EŞREF-İ MAHLUKAT dediği gerçek insan yaşasın çoğalsın. İşte bu nedenle Osman Öğretmeni kırk yıl sonra bile anıyor tanıtıyoruz. Osmanlar çoğalsın diye… Osmanlar ölmesin diye. Haydi bir kez daha kırk yıl sonra Osman öğretmeni rahmetle ve saygı ile analım ve gelecek kuşaklara tanıtalım. Ruhu şad olsun. Yaşadığımız sürece onu unutmayacağız.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.