KIRSAL KALKINMADA KADININ ROLÜ

Kırsal kalkınma çalışmaları, kırsal alanda yaşayanların gelirlerini ve refah seviyelerini artırmak, sosyal ve kültürel gelişmelerine katkıda bulunmak, kır-kent arasındaki farklılığı azaltarak kırsal kesimde kendi kendine yeten yaşanabilir alanlar oluşturmak ve yaşam seviyelerini iyileştirmek gibi gerekçelerle yapılmaktadır.

Dünya Bankası, sosyal kalkınma programlarının anahtar unsurunun “kadınların güçlendirilmesi” olması gerektiğini ifade etmektedir. Kadınlar ekonomik ve sosyal olarak güçlendikleri zaman gelişim için potansiyel güç olacaklardır. Tarih geçmişte kadınların rolünü dikkate almadan hazırlanan kırsal kalkınma programlarının başarısız olduğunu göstermiştir. Bunun farkına varan ülkeler kadınların kendini geliştirebilmesi için organizasyonlar ve enstitüler kurarak onların toplumda sosyal, politik ve ekonomik durumlarını iyileştirmişlerdir.  Sosyal, kültürel, politik ve ekonomik olarak güçlenen kadınlar kırsal kalkınmada daha etkili rol oynamışlardır. Bu çalışma kırsal kalkınmada kadının rolüne ışık tutmaktadır. 

Ülkemizde çoğunlukla geçerli olan örf ve adetler gereğince, toplum faaliyetleri, cinsiyete bağlı bir işbölümüne göre düzenlenmektedir. Bu düzenlemede kadının yeri, ev kadını olarak eş ve analıkla tanımlanmaktadır. Özellikle kırsal alanda, hakim olan geleneksel yapıda, erkek egemenliği ön plana çıkmaktadır.

Kırsal alanda üretim faaliyetlerine yoğun bir biçimde katılan “kadınlar”, gelişmekte olan ülkelerde kırsal ekonomi için temel güç kaynağıdırlar. Ancak bu güç kaynağı, çoğunlukla karşılığı ödenmeyen “ücretsiz aile isçisi” emeği olarak görünmekle birlikte, tarımsal üretimin önemli bir bölümü bu emeğe dayanmaktadır. Genellikle erkeklerin yaptıkları işler toplumsal olarak daha prestijli veya karşılığında daha fazla gelir getiren işlerdir. Kadınların yaptıkları işler daha çok ev eksenli emeğe dayanan mevsimlik, yarı zamanlı, ücretsiz işler olmaktadır.

Son çeyrek yüzyılda hızlanan küreselleşme, dünyanın bir bütün olarak algılanması yaklaşımını beraberinde getirmiş ve bu algılamanın bir sonucu olarak dünyanın herhangi bir yerindeki çevre, tarım ve kırsal sorunlar tüm dünyayı ilgilendirir olmuştur. Özellikle sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik hizmetlerinin ulaştırılamadığı veya yetersiz kaldığı kırsal alanlardan kentlere doğru yaşanan yoğun göç, kalkınmakta olan ülkeler için büyük tehditler oluşturmuştur.  Bugün, tüm dünya ülkelerinin kırsal alanlarını etkileyen nitelikli işgücünün ve gençlerin kırdan göçü, kırsal nüfusun yaşlanması, azalan kamu hizmetleri sunumu, sermaye kaybı gibi ortak sorunlar mevcuttur. Bu sebeple, kırsal kalkınmanın sağlanması için tüm ekonomik ve sosyal sektörlerin bir arada planlanmasını gerektiren ve merkezinde sürdürülebilir kalkınmanın yer aldığı bütüncül yaklaşımlar kırsal kalkınma faaliyetlerine yön vermeye başlamıştır.

Kadınlar tarım sektöründe sadece üretici değil, aynı zamanda biriktirici, koruyucu ve geliştirici bir fonksiyon üstlenmişler. Mevcut üretim modeli kırsalda kadınların ücretsiz aile işçisi veya güvencesiz çalışan işgücü olarak görülmesine neden olmaktadır. Oysaki kadının tarımda görünmeyen emeği bugün üretimden tüketime en yoğun kullanılan emeğin kendisidir.

Kırsal kalkınmada başarılı olmak için, tarım kesimindeki kadınlara iş güvencesi ve sosyal güvenlik imkanı sağlanmalıdır. Bu kapsamda kadın girişimciliği, kadınların kooperatiflerde örgütlenmeleri ve lider vasıflı önder kadınların yaratılması teşvik edilmelidir. Kadın girişimciliği teşvik etmek amacıyla mikro kredi uygulamaları, mesleki eğitim çalışmaları ve danışmanlık ağı yaygınlaştırılarak kadının görünmezliğine sorun verilmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.