Kızılay doktorunu uçurmadılar!

Hiç evirip kıvırmadan çok net söylüyorum. Aziz Yıldırım, içlerindeki en dürüst ve mert adamdır. Aziz Yıldırım, bir kerecik olsun "Biz şike yapmadık" dememiştir. Yıldırım, her zaman açık yüreklilik ile "Yaptıysam Fenerbahçe için yaptım" demiştir. Şike ile ilgili somut ve tartışmasız deliller için de, bir kerecik olsun "Doğru değiller" dememiştir. "Doğrudur ama bu deliller kanuni olarak toplanmamışlardır" demiştir. Hülasa, bunların içinde en dürüstü Aziz Yıldırım'dır. Siyasetçiler gibi ipe un sermemiş ve hiç kıvırmamıştır. Aziz Yıldırım bu tavrı ile "Bozuk saat bile günde iki defa doğru gösterir" atasözünü doğrulamıştır, siyasiler bu konuda bozuk saat bile olamamışlardır. Aziz Yıldırım'a ağzına geleni söyleyip, iş siyasete gelince gıkı çıkmayan bir kısım ağabeylere de bu vesile ile selam ederim. (Harun Çelik)

 

***

Kızılay doktorunu uçurmadılar!

kizilay-doktorunu.jpg

Trabzon Havalimanında geçenlerde reyon görevlisi kadın ile bir doktor hanım arasındaki tartışmayı, reyon görevlisi kazandı ve doktor hanımın uçuşunu engelledi.

İzmir’de Kızılay’da görev yapan doktor Maçkalı Serpil Küçüker, iki yaşındaki çocuğu ile Trabzon Havalimanına gelir. Doktor hanım, küçük çocuğu ile birlikte Pegasus havayollarının biniş kartlarının verildiği reyonuna gelir.

Dr. Küçüker, reyondaki kadın görevli ile geçen yıl da bagaj yüzünden tartışmıştı. Doktor hanımın bagajı birkaç kilo fazla gelmiş. Kadın görevli, fazlalık bavul için ücret talep eder. Kadın doktor, bavulunu bir başka yolcu üzerine yapar.

Dr. Küçüker, bavulunu verir ve biniş kartı almak için biletleri verir. Uçuş kartı alır ve bekleme bölgesine geçer. O anda, çocuk arabası için etiket almadığının farkına varır. Reyona gider, çocuk arabası için etiket ister. Görevli kadın, ‘Zamanında alsaydın. Git şuradan al’ diyerek doktor hanımı azarlar. Doktor hanım. Görevliye işini yapmasını söyler ve o anda iki kadın arasında tartışma yaşanır. Görevli kadın, doktor hanımı havalimanı karakoluna şikayet eder ve ‘Seni bu uçağa aldırmayacağım’ der… Doktor hanım şaşırır. Üst katta emniyet amirinin odasında ifadeler alınmaya başlar. Tartışma polis memurunun hoşgörüsüyle(!) emniyet amirliğinde de devam eder. Bu arada polis memuru, ‘Bu Maçka’dan çok psikopat çıkıyor’ ifadesini ağzından kaçırır ve ardından ‘Şaka yaptım’ der.  Kadın doktor, ‘İfade vereyim, gideyim. Uçak kalkacak’ der. Uzatmayalım, üç-beş dakikalık ifade işi uzar ve doktor hanım uçağı kaçırır. Pegasus’un reyon görevlisi kadın, dediğini yapmış olur ve doktoru uçurmaz. Doktor hanım ve iki yaşındaki çocuğu meğer tehlikeli yolcu imişler. Doktor hanım bir iki saat sonra bir başka uçak ile aktarmalı olarak İzmir’e gider.

Bu tür olaylar, olsa olsa ancak Türkiye’de olur. 

Pegasus patronu, genel müdürünün bu olaydan tahminimiz o ki, haberi yoktur. Zaten haberi olsa o kadın reyon memurunu yolcu eder. Doktor hanıma geçmiş olsun diyoruz.

Metin Yılmaz’dan güzel bir fıkra!

metin-yilmaz-001.jpg

Papazın birini en ücra bir köye tayin ederler. Papaz köye gelir ve halkın dinden çıktığını, kiliseye gitmediğini, kilisenin bakımsızlıktan çürüdüğünü görür. Hemen kiliseyi onarır ve köylüleri pazar günleri ayine davet eder. Kilisenin çanını yıkatıp cilalar ve parlatır, tam girişe ihtişamlı bir Vatikan bayrağı asar, köylüler de yavaş yavaş kiliseye gelmeye başlar!

Tam her şey yolunda derken bir karga dadanır. Mundar hayvan her gün aynı saatte önce bayrağa sonra çana pisler ve bunu sektirmeden her gün tekrarlar.

1 gün 2 gün 3 gün derken bizim papazın sabrı taşar ve muhtara dert yanar.

‘Muhtar bu kargadan bıktım, her gün çan silmekten bayrak yıkatmaktan usandım. Buna bir çare bulalım’.

- Kolayı var. Kargalar peynire dayanamaz, sen çanın üzerine en tuzlusundan bir parça peynir bırak. Yanına da bir kase içinde susuz rakı koy. Peyniri yediğinde içi yanacak ve susayacaktır. Kasedekini de su zannedip içecektir. Sarhoş olduğunda da uçamaz. O zaman yakalarsın!

Papaz mutlu bir şekilde kiliseye döner ve söylenenleri yapıp beklemeye başlar. Bizim karga ufukta görünür, bayrak direğine konar ve Vatikan sancağını boka bular, oradan da kalkar çanın üzerine konar ve bi güzel orayı da pisler. Tam uçacakken peyniri fark eder. Afiyetle yer tuzlu peyniri. İçi yanan karga kasedeki rakıya su diye saldırır ve içer. Bunun rakı olduğunu anladığında iş işten geçmiştir. Havalanmak ister ama pat diye papazın ayaklarının dibine düşer.

Papaz kanatlarından gererek öfkeyle sorar;

‘Ulan şerefsiz. Milliyetçisin desem, bayrağa sıçmazsın. Hıristiyansın desem, çana sıçmazsın, Müslümansın desem rakı içmezsin. Söyle lan sen nesin?

Karga cevap verir:

- …. Sizce ne cevap vermiş olabilir?

Ali Ayvazoğlu  nereye koşuyor?

ali-ayvazoğlu.jpg

Trabzon Kültür ve Turizm Müdürü Ali Ayvazoğlu ile ilgili kurum içi şikayetler gelmeye başladı. Tepeden inme Müdür bu aralar işi biraz savsaklıyormuş. Ayvazoğlu öncelikle arayanların telefonlarına çıkmıyormuş.

Kimse kendisine ulaşamıyormuş. Söyleyenler konulara tam anlamıyla hakim olmadığı için telefonlardan kaçtığını ya da verdiği cevapların genellikle yanlış olduğu iddia ediliyor.

Ayvaz müdür sergi açılışlarına dahi doğru dürüst katılmıyormuş. Bir de 2 günlük izinle çıkılan 4-5 günlük Ankara seyahatleri varmış ki; bunlar da şu sıralar fazlasıyla artmış.

Haa, Ali Ayvazoğlu'nun bir de gizli planı varmış. O da Sanat Evi ile eski Valilik Binası'nı belediyeye geçirme gayretiymiş. Bu iddiaların doğruluğu ya da yanlışlığını Ayvazoğlu'nun kendisi muhakeme edecektir. Ama belli ki Kültür Turizm'de kazan kaynamaya başlamış... Bizden uyarması.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar