Kızılcahamam’dan Kayabaşı’na!

AKP Trabzon teşkilatı iki gündür Kayabaşı yaylasında.


Cumartesi günü il, ilçe, gençlik ve Kadın kolları, dün ise ilçe, belde belediye başkanları, ilçe, belde yöneticileri Kayabaşı Yaylası’nda bir araya geldi.


Kayabaşı Yaylası, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin en beğendiğim birkaç yaylasından biridir.


Yaklaşık iki bin rakımın da Çam ormanının içersinde düz bir alan.


Kayabaşı’nın çevresi Orman bakanlığı tarafından koruma altına alınmış ama çamların gövdeleri birer birer oyulmuş.


Kayabaşı yaylası’ndaki ‘yayla kent’ eski valilerden Adil Yazar döneminde yapılmıştı.


Yaylakent’te bungola evlerin ortasında genişçe bir lokanta ve toplantı salonu var.


Türkiye’deki siyasi partiler arasında, partililerle devamlı toplantı yapma geleneği Milli görüş çizgisindeki partilerde vardı.


Bu gelenek hala daha devam ediyor. Saadet Partisi il merkezinde her hafta yüzlerce partili bir araya geliyor.


Bu geleneği devam ettiren bir başka parti daha var.


O parti iktidar partisi AKP!


Bu tür toplantıların birkaç ana nedeni vardır.


Birincisi; partililer arasındaki bağı güçlendirmek.


İkincisi; partici ve taraftar yetiştirmek!


Bu tür partilerin kapısından içeri adımını attıktan sonra, kolay kolay dışarı çıkamazsın.


Ülke yanıyor, yıkılıyormuş! Yabancılar, istila etmiş! Ekonomik durumun bozulmuş!


Tepki koyma şansın yok denecek kadar azdır.


Parti tepeden darbe yerse, tavanda dağılma başlar.


Bu tür partilerde ‘din ve dini değerler’ de ön plandadır.


Zaten, buradaki insanların çoğunu bir arada tutan temel öğe de din’dir’


AKP’yi bu kategori içersinde değerlendirmek doğru değil.


Ancak, partideki işleyiş insana ‘acaba’ sorusunu sorduruyor!


Avrupa Ülkeleri’ndeki siyasi partilerin hiç birinde, kampa girme, partilileri devamlı bir araya toplama gibi bir olay duymadım.


Alman Başbakanı Merker,  milletvekillerini eşleriyle birlikte yılda iki üç kez bir araya toplayacak.


AKP milletvekilleri, ilkbaharda Kızılcahamam’da, sonbahar’da Antalya’da ki tatil köylerinde bir araya geliyorlar. Memleket meselelerini tartışıyorlar.


Taşra teşkilatları da boş durmuyor.


Haftalık toplantılarla, illerinin, ilçelerinin, beldelerinin sorunlarını çözüyorlar.


AKP Trabzon il teşkilatı, belediye başkan, il genel meclisi üyeleri, ilçe başkan, yöneticileri vs. hafta sonu tam kadro Kayabaşı Yaylası’nda idi.


Kayabaşı’ndaki toplantı da neler konuşuldu. Bilmiyorum. Sormadım da.


2009 yılının Mart ayında yapılacak olan yerel seçimlerin konuşulduğunu sanmıyorum.


Bu tür toplantılar, genelde birlik ve beraberliği pekiştirme toplantılarıdır.


AKP’nin, kapatılma davası devam ediyor.


Parti, kapatılır mı? Kapatılmaz mı? Belli değil.


Bu toplantılar, bugün için olmasa bile yarın için önemli!


 


Ahmet Hilmi İmamoğlu


 


Üç gün önce idi. Avukat Cengiz Çebi ‘Ahmet Hoca, İstanbul’da tedavi görüyor. Ama iyi değil’ dedi.


Önceki gün İmamoğlu’nun ölüm haberi geldi.


Ahmit Hilmi İmamoğlu’nu, 1970’li yılların ortalarında tanıdım.


Fatih Eğitim’de yanılmıyorsam son sınıftayız.


Ahmet Hilmi, yeni atanmış.


Yeni Türk Edebiyatı’na geliyordu.


Eğitim’de iken okula da pek gitmezdim.


Sınıftaki kız arkadaşlarımız, bize yardımcı olurlardı.


Derslerde not tutarken, teksir kağıdının altına karbon kağıt koyarlardı.


İkinci nüshayı bize verirlerdi.


Bizde, o notlarla idare ederdik.


O dönemler ünlü hocalarımız vardı.


Rahmetli Bener Cordan, Kadı Burhanettin gibi.


Bener Cordan, hem idareci hem de Halk Edebiyatı dersine girerdi.


Ahmet Hilmi İmamoğlu, bitirme sınavında yanılmıyorsam 5 soru sormuştu.


Sınavlara iki kalemle giriyorduk. Bir de kalem açacağı vardı.


Özdemir Çatalbaş ve İsmail Kansız ile aynı sınıfta idik.


Hangi dersten olursa olsun sınavlarda üç- beş kağıt doldururduk.


İki saatlik sınavda, iki dakika düşünmezdik. Devamlı yazardık.


Ahmet İmamoğlu, benim 5. kağıtı bitirip 6.ya başladığımı görünce ‘Kaç kağıt doldurursan doldur. Okuyacağım. Ne yazdığını merak ediyorum’ demişti.


Ahmet Hoca’nın, uyarısına rağmen yazmaya devam ettim. O sınavda tam hatırlamıyorum ama önlü arkalı 7 veya 8 kağıt doldurmuştum.


Bir kağıta, 10 alırsam 8 kağıta 80 alırım, hesabı mı yaptım.


Yoksa, Ahmet Hoca bu kadar yazıyı okumaz geçer not verir mi diye düşündüm. Bilemiyorum.


Bildiğim, sınavda 70 aldığım.


Ahmet Hilmi İmamoğlu, Eğitim Enstitüsü’nde bir süre görev yaptıktan sonra 1981 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nca Almanya’ya gönderildi. 1987 yılına kadar Almanya’da kaldı.


Türkiye’ye döndü. 1993 yılında Fatih Eğitim Fakültesi’ne yardımcı doçent olarak atandı.


Bölüm başkanlığı ve dekan yardımcılığında bulundu.


Ahmet Hilmi İmamoğlu’na Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.


 


Sibel Suiçmez’in gövde gösterisi!


 


DSP il Başkanı Sibel Suiçmez, tüm partililerin Ecevit gibi köylere çıkmasını, yerel seçim çalışmalarına katılmasını istemiş


Sibel Suiçmez, iyi çalışıyor. Bir gün hükümeti eleştiriyor, ikinci gün belediyeyi.


Bir gün belediye başkanının yanında yer alıyor, ertesi gün başkana yükleniyor!


Sibel Suiçmez bir yerlere koşuyor. Ama nereye koştuğunu henüz öğrenemedik.


DSP’nin il örgütünün organize ettiği dayanışma yemeğine katılım oldukça yüksekti.


Hafta arası Sibel Suiçmez ve iki bayan partili ziyaretimize gelmişti.


Sibel Siçmez, ‘gazetenizde son dönelerde DSP haberlerini pek göremiyoruz’ şeklinde sitemde bulunmuştu.


Bizde, ‘Gazetemizin köşe yazarlarından biri, sizin yöneticiniz. Bizde haber ve yazılara ambargo uygulanmaz’ diye cevap vermiştik.


DSP için Türkiye’nin en zengin partilerinden biri tanımlaması yapılır.


DSP’nin bankalarda epey parası varmış.


DSP’nin varlığını sürdürmesini çokları, bu paraya bağlıyor.


Para önemli bir güç! Ancak, her şey para ile de olmuyor!


Sibel Suiçmez, ‘Ecevit Bafra’da halka seslenirken, ‘DSP parası olan bir parti değildir’ demiştir. DSP sıfırdan iktidara gelmiş bir partidir. DSP tam bir devrim partisidir. DSP mücadele partisidir. DSP başka miraslar üzerine yükselen bir parti değildir.’ Demiş.


2007’de yapılan genel seçimlerdeki gibi DSP’nin seçime katılmamasının söz konusu olamayacağını belirten Suiçmez, ‘ Türkiye siyasetinde hiçbir parti yoktur ki yüzde 22’lerden yüzde 1’lere düşsün ama bu süreçte tüm ilçe ve belde teşkilatlarıyla ayakta durabilsin ve kapılarını sonuna kadar halka açabilsin. Bugün bizi yüzde 1- 2 olarak değerlendirenler ne kadar büyük yanılgıya düştüklerini anlayacaklardır’ diye konuşmuş.


Sibel Suiçmez iddialı. Ancak, iddialı olmak yeterli değil.


Çıkacaksın aday olacaksın veya aday çıkartacaksın.


DSP’nin aday çıkartmaması bana göre CHP adayının kazanma şansını azaltacaktır!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.