KIZILMEYDAN TURİSTİK LENİN VE NAZIM HİKMET

Yolumuz bir zamanlar  Moskova'ya düştüydü.

Gençlik sloganlarından kalan "Komünistler Moskova"ya haykırışları aklımızdan geçmedi değil, adını içinden geçen nehirden alan bu kentin sokaklarında gezerken.

kizilmeydan-7.jpg

Karlı bir Moskova akşamıydı havaalanına indiğimizde.

Sürekli yağıyor. Uçak piste tekerleklerini değdirdiğinde "işte geldim Moskova sen benim için aklımda Toltsoy, Antohn Çehov, Dostveyski, Maksim Gorki, Turgenyev, Çaykoviski ve daha niceleri ile kalan müthiş bir kültür sanat kentisin... Tamam o yıllarda aklımızda başka türlü  bir Moskova vardı. Ama şimdi yetmişli seksenli yılların soğuk savaş dönemleri  gitmiş yerini sıcak ilişkilere bırakmıştı, Moskova'nın buz gibi havasına rağmen.

Aslında sonradan Moskova'yı gezdiğimde komünistlerden başka herkesin orda olduğunu anlamakta  çok da zorluk çekmeyecektim.

Yoğun  kar yağışı altında yollarda görünen  bir kara parçası olmamasına rağmen bizi otelimize getiren şoför en azından uçağımızı Moskova'ya başarıyla indiren THY pilotu kadar usta idi.

kizilmeydan-1.jpg

Yol boyunca ormanın içinden gittiğimizde "karlı kayın ormanı"nın gür ağaçlarıyla çevrili yollarında aydınlatma direklerindeki  lambaların ışığı ile dans eden kar tanecikleri birer birer yere düşerken birden her nedense  kendimi Dr.Jivago filminin sahnesinde hissettim.

SSCB döneminden kalan pasaklı otel hikayeleri yerini çoktan sermayenin işlettiği parlak bol yıldızlı otellere bırakmış olduğunu kapıdan içeri girer girmez anladık.

Hele o romanlarda sözü edilen bezgin suratlı otel memurlarının yerine güleryüzlü ilgili görevlileri görünce "komünistler hariç herhalde herkes Moskova'da" diye bir kez daha içimden geçirmedim değil.

Yorgunduk, önce bir yemek, sonra da  bir çay faslı peşinden de istirahata çekilmek iyi fikirdi. Çünkü yarın işlerimiz vardı.

Yemekleri özenle söyledik. Eti şimdilik askıya aldık.Ama doğrusu yemekler lezzetliydi.

Çay içmek için kafeye indiğimizde doğrusu pekte bizim için sürpriz olmayan daldırma çayla karşılaştık.

kizilmeydan-5.jpg

Tezgahtaki barmen altı üstü sıcak suya batıracağı poşetle bize bir fincan çay verecek aman ne merasim... Ama adam da haklı. Sıra sıra içki şişelerinin dizildiği barda hazırladığı kokteyllerle ustalığını gösteren barmen bize de daldırma çayla da olsa marifetini gösterecekti.

Neyse şanımıza yakışmayan biçimde "sallama" çaylarımızı yudumlarken etraftaki insanların rahatlığının ve parlak ışıklar altında biri sigaramı yaksa heveskarlığı içinde rahat oturuşlarıyla etrafı süzen kadınların varlığının yanısıra herkesin para harcamadaki heveslerini görmekle  daha ilk günde doların burda da krallığını ilan ettiğini öğrenmiş olduk. 

Sabah güzel bir kahvaltı yaptık. Ekmekleri lezzetliydi. Zeytin yoktu. Bizi kurtaran yumurta peynir ve börek türü kahvaltılıklardı.

Moskova'da kalacağımız gün sayılıydı. Görevimiz de var, sürüyor.

Ama  bu tarihi kent bizi cezbediyor. Bir  gezi programı hazırlandı. Rehber bulundu, Gürcü olan rehberimiz bize Moskova'yı gezdirecekti. Pazarlığı yaptık kişi başı anlaştık. Rehber gelmeyen kişi olursa onun da parasını alırım dedi. Neyse. Hatta arkadaşlarınızdan ilave olursa onun da parasını alırım diyordu. Ücret dolar üzerindendi.

Yola çıktık bir izin günümüzde. 

Önce Moskova Metrosu...

Sonra Meşhur Kızılmeydan. Sonra da buraya kadar gelmişken Türkçenin önemli şairi Nazım Hikmet'in mezarını ziyaret de vardı ilk günkü programımızda.

Bir de Arbat... Ünlü sanat sokağı. .

kizilmeydan-2.jpg

1935’te hizmete açılan Moskova metrosunda "dava"ları uğruna Komünist Partinin gençlik kollarını oluşturan Komsomollarla devrimci işçiler gönüllü çalışırken bugün Moskova'nın her bölgesinde Amerikan Parasının geçerli olacağını düşünememiştiler tabi ki...

Metro II.Dünya savaşında sığınak olarak  da kullanılmış. Halen 10 milyonu aşan günlük yolcu taşıma kapasitesi ile turistlerin de ilgisini çekmekte. Rus sanatının örnekleri ile bezenmiş Metronun her istasyonu birer müze gibi.

Her turistin olduğu gibi bizim de yolumuz Kızılmeydan'a düştü.

Kremlin bütün güzelliği ile karşımızdaydı.

Meşhur meydanı gezerken birden karşımıza LENİN  çıkmasın mı?

Top sakalı kendiyle özdeşleşmiş yelekli giysisi ile meydanda geziyordu.

Biraz ilerde Stalin pos bıyıkları ile arzı endam etmiş. Tarihin sayfalarından çıkıp gelen bu iki Komünist lideri kendileri ile fotoğraf çektiren turistlerden beşer onar dolar alırken gördüğümde hayret ettim.

Tarih böyle yazmış, Komünist önderlerin taklitleri turizme malzeme olup turistlerden alacakları dolarlarla geçim savaşı veriyordular.

kizilmeydan-6.jpg

Ama unuttuğumuz bir gerçek vardı SSCB  bitmişti... Dağılmıştı... Artık Lenin'i Stalin'i oynayan aktörler 5 doları aldıktan sonra "komünizmi de uğruna ölünen davaları"nı da çoktan maziye gömmüştüler.

Ne "dava"lar bitmedi ki dünya tarihi boyunca. Ama şu da bir gerçek ki adamlar üstlendikleri rolün de hakkını veriyordular.

Acıktık. Rehberimiz biraz aşağıda McDonalds  var orda aradığınız her şeyi bulabilirsiniz dediğinde ben ikinci  şoku yaşıyordum.

Kızılmeydan ve Amerikan firması. Giren çıkanın haddi hesabı yok Kapıda kuyruk.

Rus gençler içersini doldurmuş. Sosyalizmin gurur kaynağı olarak anlatılan Moskova Metrosunda para almadan çalışan Rus gençler bu sefer de "Amerikan Emperyalizminin ileri karakolları" diye adlandırılan McDonalds'ın önünde kuyruğa girmiştiler.Lenin ve Stali benzerlerinin beş on dolar karşılığında turistlerle fotoğraf çektirdiği Kızılmeydan'da bunu da normal karşılayarak,

İçeri girdik mecburen.

Gerçekten de McDonalds'larda alışık olmadığımız birçok çeşit yemekle karşılaştık.

Ben perhizdeyim. Şöyle bir sebzeli çorba içeyim dedim. Yemeği almak için işaret ettiğimde çekik gözleri ile Orta Asya Türklerinden olduğu açıkça belli olan aşçı hayır size bundan veremem dedi. Meğerse içinde domuz eti varmış.

Lenin 5 dolara resim çektirirken biz de Orta Asya bozkırlarından Mc Donalds’ a aşçı olarak gelmiş soydaşımızın dikkati sayesinde  günah işlemekten kurtulmuş olduk.

Mekan Kızılmeydan. Sermaye ABD, muhabbet Türkçülük... Mecburen yenilen vejeteryan pizzadan sonra resimler çekilip "Bize her yer Trabzon" kaşkolları ile bir gurbetçi Trabzonlu ritüelini daha tamamlamanın keyfi ile Kızılmeydan'ı da "fethettik!" ten sonra Nazım Hikmet'in defnedildiği mezarlığına doğru yola koyulduk.

Mezarlığa gittiğimizde gördüğümüz manzara karşısında hayretler içinde kaldık.Sanki bir sanat galerisindeydik.

Resim heykel müzesi gibi karşımızda duran Novadeviç’i mezarlığının içinde Türk Şair Nazım Hikmet'in kabrini bulmak hiç de zor olmadı...Görevliler Türk olduğumuzu anlayınca hemen yardımcı oldular.

kizilmeydan-3.jpg

Kızılmeydandaki McDonalds'ta domuz etli çorbadan bizi uzak tutan çekik gözlü Orta Asyalıdan sonra Nazım'ın şahsında Türklüğümüz burada da işe yaradı.

Nazım aynı vasiyetindeki gibi koca bir çınar ağacının gölgesinde başucundaki sevgili eşi Vera ile birlikte bir kaya parçasını başucu taşı yaparak sonsuzluğa kadar sürecek uykusunda idi.

Kimler yoktu ki bu mezarlıkta...

Puşkin, Çaykoviski, Boris Yeltsin'in eşi, Tugaynev, Gogol...

Türkçeyi en iyi kullanan şairimizi bütün siyasi mülahazalardan uzak bir şekilde  mezarı başında saygıyla andık.

Anarken de Nazım'a,

"Şimdi gurbette uğruna ülkeni terk etmek zorunda kaldığın düşüncenin babası Lenin bile Kızılmeydan'da beş dolarlık sermayeye yenilmişken sanatın gücü ile şiirlerin hâlâ yaşıyorsa iyi ki şair olup şiir yazmışsın" diyordum.Lenin'in Stalin'in heykelleri yine bizzat uğruna savaştığı halkı tarafından yıkılırken,Nazım ise yıllar öncesinden insanlığa sanatın gücüyle seslenmeye devam ediyor....Ve bu günleri görmüşçesine...

kizilmeydan-4.jpgBazen Kuvay-ı Milliye'ye, çoğu zaman sevdaya dair, bazen emeğe, bazen de düzene karşı şiirlerini söylüyordu şiirlerini...

Lakin her fani gibi o da bitirememişti işlerini, gerçekleştirememiş umutlarını...

Hele sevdalarını.. Kim bitirebilmiş ki...

"Sevdalara doyulur mu" Nazım?Hep işlerimiz vardır  bitirilecek hele de uğruna her şeyi terk edecek "büyük idealler"in varsa..."Kuyudan çekersin suyu da bardaklara doldurup bir yudum içemezsin..."Rahat uyu Nazım hiç değilse Kızılmeydan'da turistlere eğlence olmadın....Çünkü sen şairdin...

 

 GİDERAYAK

Giderayak işlerim var bitirilecek, giderayak.
Ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
Kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
Oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
Kuyudan çektim suyu
ama bardaklara konulamadı.
Güller dizildi tepsiye
ama taştan fincan oyulamadı.
Sevdalara doyulamadı.
Giderayak işlerim var bitirilecek, giderayak.
                      Nazım Hikmet

 

Önceki ve Sonraki Yazılar