22.06.2022, 10:06

Konu Sadece “Dış” Sorun mu?

Toplum kısır polemiklere ve kişisel çekişmelere yönlendirilip “havanda su dövme” yarışı son dönemde hızlandı. Önemli siyasilerin ve “siyaset tüccarları”nın emek, inanç ve insana ilişkin birçok duygu ve düşünceyi, özlemi, düşü, ütopyayı sömürmesi artarken ikiyüzlülük ve pervasızlık yeni görümüyle zirve yapmakta.

Uzun toplumsal çözümlemeler, irdelemeler gerektirmeyecek denli açık olan sorunları, karmaşıklaştırmak çözümsüzlüğün başlangıcıdır diye düşünenlerdenim. Ayrıntıya takılmak, kişilere ve günlük söz yarışlarına yanıt yetiştirme çabası/kaygısı, asıl savaşım konusunu-alanını-izlencesini ve dolayısıyla enerjisini/gücünü eritmektedir. Bu anlamda “toplum mühendisliği”ne soyunan ve ülkemiz insanını yeniden “keşfeden” kimi anlayışlara hep karşı çıkmışımdır. Özellikle yukarıdan bakan, seçkinci, benmerkezci, buna bağlı olarak küçümseyici tavırlar bıktırdı artık! Hele ulusunu/halkını, “geri” nitelemelerle “sürü” gören aymazları şiddetle kınamanın yetersiz kaldığını görmeliyiz. Bu kesimin siyaseten baskı altına alınması ve “mahkum” edilmesi halkın aydınlanması ve çıkarı için gereklidir.

“Toplum mühendisliği” mi denir bilmem ama insan yapısının çok hızlı dönüşüp/değiştiği süreçleri yaşıyoruz. Dayatılan önermeler, egemen ve yaygın anlayışlar ve bunların etkilediği geniş kitleler… Çok yetkin ve yeterli görünen kişileri dahi etkisizleştirebilen, ardından sürükleyen/sürükleyebilen bir akım sanki… İdeolojik/siyasal yanılma/yanılsama ile açıklanabilecek, tanı konulabilecek bir eksiklik ya da hastalık mı acaba? Kolay sonuçlanmayacak, irdelenmesi uzun süre alacak toplumsal bir sarsıntı mı? Görece “akıl tutulmaları” nın yaşandığı, olağanüstü dönemlerin genele ve uzun erime yayılması gibi… Kanıksanarak biraz da kabullenmek mi desek…

Özelde eğitimin, genelde bilimin doğrularının tersyüz edilmesi bu denli uzun sürmemişti. Akademik dünyanın verilerini burada alıntılayıp yinelemenin pek anlamlı olmadığını düşünüyorum. “Münferit” sayılan uygulamalar yaygınlaşarak akıl ve bilimin önüne geçmekte. Vitrin ve görüntü değişikliği ile çarpıklıktan öteye bir siyasi çizginin –yozluğun, yobazlığın, bilim karşıtlığının- sosyal yaşamı yönlendirme/biçimleme çabasının işlendiği bir yaşam “tesis” edilmeye yönelindi. Ülkemiz aleyhine gelişen dış ilişkiler ve sorunlar doğru siyasal öngörülerle saptanıp çözümlenemediği için, strateji yoksunu politikalarla hamaset ağırlıklı efelenme ülke çıkarlarını da zedelediği için iç politik alana dönük söylem ağırlık kazanmakta. İnsanımıza sadece dış tehdit sarmalını göstermek ne denli doğru ya da yeterli? Bilim, akıl, Devrim kazanımları hırpalanıp tırpanlanırken, Cumhuriyet karşıtlığı/geriye dönüş övgüsü ve desteği hızlanırken ülkemizin bağımsızlığı, bütünlüğü nasıl sağlanacaktır? Sömürü çarkına/Emperyalizme karşı savaşım böyle verilebilir mi?

Bu evrilme ve giderek dönüşmenin sorumluları ve adresleri, siyasi kökenleri ve günümüzdeki değişik görüntüleri ile doğru saptanmalı! Aslında Cumhuriyet tarihimizde de yakın tarihimizde de yaygın başkaldırılarıyla, zaman zaman “yasal” konumlarıyla bilinen bu odaklar unutuldukları ya da önemsiz/güçsüz sayıldıklarında neler yapabileceklerini Kubilay’dan önce de sonra da çok tehlikeli biçimde göstermişlerdir. Hele “demokrasi” söylem ve savıyla büyüttükleri örgütlenmeleri sonucu ciddi güce ulaşınca arkalarına sömürü patronu ABD’yi de alarak nelere kalkıştıklarını kim nasıl unutabilir? Kime uşak olduklarını ve ne denli vatansız ve ne denli namuslu(!) olduklarını da… Asıl niyet ve amaçları açığa çıkınca renk değiştirmede ne de “ustadırlar”!...

Durum daha çokça örneğiyle yanımızda, ardımızda, olası örnekleriyle önümüzde dururken “özgürlük”, “temel haklar”, “demokrasi” vb. gerekçelerle hızlandırılan sürece engel -“müdahele”- nasıl olmalı? Neler yapmalı? Soru bu olmalı. Toplumsal sorunsalın çözümü, dış merkez ve uluslararası dayanak göz ardı edilmeden düşünülmeli. Konumlanmayı, kümeleşmeyi/cepheleşmeyi içte ve dışta buna göre belirlemeden, doğru siyasa ve strateji oluşturmadan sonuç almak olanaksızdır diye düşünenlerdenim. Günü kurtarma çabalarının, kişilere endeksli siyasetlerin, yeniden toplum mühendisliğine soyunmanın, öngörü ve uzun erim ufkundan yoksunluk olduğu, yaratıcı olmayıp kısır kaldığı bütün dostlara ve Türkiyeci güçlere özenle-sabırla-kararlılıkla ve inatla vurgulanmalıdır.

Bu yanıyla dayatmalara, yaygınlaşmaya ve gelenekleşmeye başlayan verimsiz polemikleriyle iktidar ve birçok muhalif çevreye, partiye tepki vererek yeni bir alan açmak tarihsel bir zorunluluk olarak görülmeli! Ancak bugüne dek olumsuz biçimlenen insan yapısının, böylesi bir önderlik ve kararlılıkla ve de izlencesiyle olumlu rotaya dönüşebileceği bilimsel ve tarihsel bir saptamadır. Yine böylelikle büyük toplumsal savlar, ülküler, izlenceler barındıran/taşıyan önderlikler/partiler tutarlı çizgiye yönelir/kavuşur. Birlik ve bütünlük sürecine, halkıyla kaynaşmaya, yanlışlardan arınarak yaklaşır, omuz verirler diye düşünüyor ve umuyorum.

- Yarınlar güzel olacak-

Yorumlar (0)