Ekrem Seymenoğlu

Ekrem Seymenoğlu

KORONA VE TÜRKİYE

  Çin’de başlayıp tüm dünyayı saran Korona Virüs ilk dönemlerinde Türkiye’ ye uğramasa da çok vakit kaybetmeden misafirimiz oldu. Avrupa ülkelerine göre ülkemizde etkileri daha geç görülen Korona bugünlerde hızla yayılıyor.
Kademeli olarak alınan güvenlik önlemlerinin yeterli/yetersiz olduğu sürekli tartışılıyor. Muhalefet cephesinden her geçen gün eleştiriler gelmeye devam ediyor. Her ne kadar genelde kendimi muhalif cephe içerisinde görmüş olsam da Korona konusunda pek göremiyorum. Özellikle Sağlık Bakanının konuya karşı duyarlı olduğuna ve samimiyetine çok inananlardanım. İlk günden beri vermiş olduğu mücadele, özverili çalışma beni derinden etkiledi.
   Arka planını bilmediğimiz bilim kurulu toplantıları ile ilgili çeşitli dedikodular yayılmış olsa da bilim kurulunun varlığının bile halka güven verdiğine inanıyorum. Özellikle muhalefet cephesinden ilk günden beri gelen Sokağa Çıkma Yasağı taleplerini asla tasvip etmedim. Söylenirken kulağa hoşmuş gibi gelen bu yasağı aslında geldiğinde ilk eleştirecek insanların ilk günden bugüne yasak istemesi beni çok şaşırttı.
   Sanırım sokağa çıkamamanın ne demek olduğunu pek bilemediler. Sokağa çıkmamak ile çıkamamak arasında çok derin bir fark vardır. Herhalde bunu en iyi 60’lar, 80’lerdeki darbeleri yaşayan insanlar bilir. Evde Kal, Hayat Eve Sığar, Evde Hayat Var gibi kampanyalar yapılmasına rağmen biz hala neden yasakları konuşuyoruz ki... Sonuçta biz medeni bir toplumuz değil mi? Sokağa çıkılmasın denilmesine rağmen işi gücü olmadığı halde çıkan insanlarımızı tartışacağımıza onları neden zorla eve tıkamadık bunu tartışıyoruz.
   Bugünlere gelinirken 18 yıldır bu ülkeyi yönetenlerin suçu yok mu dersek tamam bunu anlarım ve desteklerim. Lakin günümüz koşullarında yapılanları tartışacaksak gözümüzde çok büyüttüğümüz Avrupa devletlerini tartışalım. Koskoca Avrupa devletlerini gördük işte bir virüsle nasıl perişan oldular. Sağlık sistemleri çöktü, sahipsizler mezarları doldu taştı. Dünyanın 1 numarası Amerika göz göre göre insanların ölmesine göz yumuyor, Almanya yaşlıları rahatlatma bahanesiyle öldürmeyi serbest ilan ediyor.
  İtalya desen mahfi perişan olmuş durumda. Türkiye sağlık sistemi, sağlık çalışanları, hastaneleri ve geçmişten bugüne oturtmuş olduğu sağlık hizmetleriyle belki de şuan tüm dünyaya örnek olmuştur. Bunu bu iktidarın başarısı olarak değil cumhuriyetin ilanından itibaren sağlık sektörüne yapılan yatırımlar, hizmetler, oturtulan sistem adına söylüyorum.
   Gazi M.Kemal Atatürk ‘beni Türk doktorlarına emanet ediniz’ derken bir şeyler bilip söylüyordu. İnsanlarımız daha az panik ve duyarlılıkla bu süreci çok kolay atlatabilir diye düşünüyorum. Ülkemiz asla bir İtalya, Amerika olmadı, süreç gayet normal şekilde ilerliyor. Tüm dünyanın mücadele verdiği bu süreçte elbette bizimde kayıplarımız olacaktı. Alınan tedbirlere yapılan duyurulara halk olarak maksimum seviyede uyduğumuz sürece sıkıntı olmayacaktır.
  Günlerdir sokağa çıkma yasağı gelsin dediğimiz ülkemizde büyükşehirlere hafta sonu sokağa çıkma yasağı getirilmesiyle halkın nasıl panik içerisinde sokaklara çıktığını görüyoruz. İki günlük yasak için 20 kg un, 15 kg patates, 10 kg soğan, 5 kg şeker alan insanları hayal ediyorum. Bence birçok mahalle bakkalında Cuma akşamı yaşandı bu hayalim. Ne yazık ki toplum olarak hep kendimizi övsek de Türk toplumu olarak kriz anlarında hep bencilce, hatalı, eksik, düşüncesiz davranıyoruz.
  Suçluyu yine hükümette arayacağız biliyorum. Neden erken haber verilmedi, neden geç yapıldı, neden şimdi, neden dün değil şimdi de neden yarın değil falan filan bitmez bu hikaye… Eleştirinin sonu yoktur. Bunu en çok eleştirenlerden biri olarak söylüyorum. Güzel ülkemizde eleştirilecek o kadar çok malzeme var ki bu konuda hiç sıkıntı yaşamamaktayız. Gelin görün ki en beceremediğimiz konu kendimizi eleştirmek. Halbuki yaşanan her toplumsal olayda kendimizi eleştireceğimiz en az bir konu, realist olursak en az onlarca konu vardır.
  Kendimizi niye eleştirelim ki değil mi, hazır elimizde sürekli eleştirebileceğimiz ülke yöneticileri varken kendimizi potaya neden sokalım… Utanmasak Korona olsa da sevinsek diyeceğimiz siyasiler var biliyorum ama gün ne onları eleştirme günü ne de panik günü, sakin kal, Evde Kal, hayat Evde güzel Türkiye…
Size gazete, kitap, dergi okumak için ne güzel fırsat, evde otur ve Oku Türkiyem…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.