Köşk’teki o arsaya Başkanlık konutu!

rabzon Belediye Başkanlarının, Valilerin olduğu gibi mutlaka başkanlık konutu olması gerektiğini, yıllardır yazar, çizerim. Hatta konut için ara sıra yer de gösteririm.kosk.jpg

Trabzon’un en güzel, seyranlı mekanlarının ilk sırasında Cumhuriyet döneminde Köşk adını alan bölge yer alır. Bu isim de Gabayani’nin 1900’lerde yaptırdığı, mübadele sonrası Belediyeye intikal eden ve Atatürk’ün 1937 yılında Trabzon’a yaptığı gezide konakladığı, malını mülkünü Türk milletine bağışladığı konaktan gelir.

Bu köşk ve çevresinde, yapıldığı günden bugüne kadar çeşitli düzenlemeler ve onarımlar gerçekleştirildi. 40 yıl önce, bu köşkün deniz tarafında yer alan 200’e yakın çam ağacının bir gece ansızın kesildiğini çokları bilmez. Köşk’e, deniz tarafından geniş taş merdivenlerle de çıkılırdı. Söylendiğine göre, köşkün sahibi Gabayani, misafirlerini o merdivenlerin başında karşılarmış.

Bu merdivenler, uzun bir süredir kullanılmıyor. Kullanılmadığı gibi üzerinde ot bitmiş, harap olmuş ve kaybolmuş.

İşte merdivenlerden önce, Köşk’ün kuzeyindeki geniş düzlüğe çıkılır, oradan da üst düzlüğe…

Köşk’ün kuzeyindeki geniş bu alt düzlük, 12 Eylül 1980 darbesini takip eden aylara kadar, aşağıdaki çam ormanı gibi ormanlıktı.

12 Eylül generallerinden biri Trabzon’a gelir. Köşk’ü görmek ister. General, Köşk’e çıkmadan bir iki gün önce bu çamlar dibinden kesilir. Kimileri, çamların Köşk’ün deniz tarafından manzarasını engellediği için kesildiğini söylerken, kimileri de çamların, Köşk’ü ziyaret eden Generalin denizi iyi görmesi için kesildiğini söyler.

Çamların, neden kesildiğini, en iyi o dönemin Belediye Başkanı Hasan Melek bilir… Çünkü çamlar onun başkanlığı döneminde kesilmişti.

***

Köşk ile Vali konağı arasında 40-50 metre eninde takriben 2-3 dönüm civarında bir yeşil alan var. Bu alanda yıllar önce tek katlı bir yapı vardı. Kostaki’nin, bu binayı hizmetliler ve atları için yaptırdığı söylenir.

Bu yapının bir kısmı, eski belediye başkanlarından Mehmet Volkan Canalioğlu dönemine kadar ayakta idi. Mehmet Başkan, bu alanda belediye başkanlık konutu yaptırma düşüncesindeydi.

Mehmet Başkan, bu işi beceremedi.  

***

Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, Yalıncak’ta bahçeli de olsa bir sitede kiracı. Ortahisar Belediye Başkanı da orada.

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanının kesinlikle, Vali Konağı gibi konutu olmalı…

Bu konak da, Atatürk Köşkü ile Vali konutu arasındaki alanda yapılabilir.

Başkan Zorluoğlu, bu konuyu mutlaka gündemine almalıdır. 

 

******************************************************************

 

‘Keşke Yunan kazansaydı’ diyenler, Ayasofya açılışıyla İngilizlere kılıç bilediklerini söylüyorlar. Bununla da bağımsızlaştığımızı ve yeniden Osmanlı olmanın hayalini kuruyorlar. 

Oysa esareti bizzat Osmanlı kabullenmiş, Mondros ve Sevr’i imzalayarak esarete girmemiş miydi? Yunan ordularını bile millete, ‘Halife’nin ordusudur’ diyerek alkışlatmamışlar mıydı? 

‘Keşke Yunan kazansaydı’ diyenler övülürken, bizzat bu vatanı kurtaran ve kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e sövülüyor. Bu cesareti kimden alıyorlar ey Bahçeli! Bunların sensiz olması mümkün müydü ey Bahçeli! (Temel Kahveci)

 

*************************************************************

 

DÜZEY

CHP Kurultay Divan Başkanı Topuklu Efe diye nam salmış eski bir vekil ve halen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı. 

Kurultayı yönetemiyor. Divanda okumaları yapan kadıncağız kimse, Fatih Erbakan'ı Fethi diye okuyor.

Kurultay Başkanlık Divanı ortaya ne düzey bir şey çıkacağını gösteriyor. 

Türkiye Cumhuriyeti'nin işi zor. (Osman Ataman)

 

*****************************************************************

 

Manahoz (Sürmene Deresi) Madur Dağı'ndan doğar, kırk kilometrelik yolda kayalara çarpar, çırpınır, deryaya kavuşur, rahatlar. Mevcut iktidar yaptığı gerici icraatla (işlerle) deryaya kavuşmak üzere olan Manahoz'u tekrar 2742 metre yükseklikteki Madur'a geri döndürmek için uğraşıyor. Bu olacak iş değil. Su akar yatağını bulur. Aş, iş, özgürlük isteyen genç nesil (moda deyişiyle 'z' nesli) bu gerici safsataları hiçbir zaman yutmuyor, yutmayacak. (Dr. Kemal Küçükali)

 

***********************************************************************

 

GEREKEN DERSİ ALDIM!

Bugün yine ders alınacak bir olay yaşadım. Mağazada oturuyorum, içeri bir amca girdi. Babamı sordu. Garip garip konuşunca pek sarmadı bana. Geldi, yanıma oturdu. Ben de o arada çalışan arkadaşımıza dönüp bir şeyler sorunca amca kalktı. Kalkınca, 'hayırdır hacı abi, yardımcı olayım' dedim. 'Sen işini hallet, ben birazdan yine gelirim' dedi. 10 dakika sonra tekrar geldi. İki büklüm, yine oturdu yanıma. Tekrar babamı sordu. Bir şeyler anlattıktan sonra, ‘sabah sabah çattık' diye geçirdim içimden. 'Babanı ara da versene bana' dedi. Aradım, verdim kendisine telefonu. Telefonda hal hatır yaptıktan sonra köyümüzde yapımı devam eden camimizden konu açıldı. 'Ben çocuğa parayı bırakayım, alırsın' dedi babama. Ardından 'fakir var mı?' dedi. 'Onun için de bırakayım, hayrıma verirsin' diye konuştu. 'Bunlar aramızda kalsın' diye tembih etmeyi de ihmal etmedi. Ben oldukça mahcup oldum. Cami için küçük bir meblağ bırakacağını beklerken yine yanıldım. Zekat için verilmesi gerekeni de bıraktı ve işyerinden ayrıldı. Ben sabah sabah almam gereken dersi aldım. Hayırlısı... (Halil İbrahim Demirtaş)

 

**********************************************************************

 

Not: Dünkü ‘Abdullah Avcı’yı kim pazarlıyor?’ başlıklı yazının son paragrafında “Sedat Tunalı’nın G.G. dediği kişi Başakşehir Kulübü Başkanı Göksel Gümüşdağ’dır” ifadesi yer aldı. Sehven yazılan bu ifade “Tahminimiz o ki Göksel Gümüşdağ’dır, belki de değildir” şeklindedir. Düzeltir, özür dileriz. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum