Kostaki Konağında iğne ile kuyu kazıyorlar!

    Trabzon Ortahisar’da onarımda olan bir başka mekan da eski Kız Meslek Lisesi, Trabzon Müzesi yani Kostaki Konağı. Osman Kenan Aksoy, dün Kültür ve Turizm Bakanlığında şube müdürü olan ve ismi Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü için geçen Nermin Uzunali ile birlikte Kostaki Konağındaki çalışmaları görmüş. Osman Kenan Aksoy’un izlenimleri şöyle;
e1cfee77-0ff1-4110-8b4d-8497b5ac1392.jpg‘Yolumun üzerinde olduğu için, yıllarca devam eden restorasyonun neden bitmediğini hep merak etmişimdir. Nermin hanımla birlikte etrafı çevrili restorasyon alanını ve binayı gezdik. Gördüm ki restorasyonda çalışan ekip iğne ile kuyu kazar gibi çalışma yapıyor. Eskiden bu yana yapılan yanlış onarımların artıklarını sabırla temizliyorlar. Çürüyen betondan tutunda kurtlanan ağaçlara kadar çok titiz bir çalışma yapıyorlar. Bu vesileyle Nermin hanımın liderliğinde kontrol ekibine ve çalışan teknik ekibe teşekkür ederim’.
Kostaki Konağının onarımında kaç kişi çalışıyor net bilmiyoruz. Çalışan sayısının iki elin parmak sayısı kadar var veya yok. Ancak, üç beş çalışanı kontrol için tabelada 10’un üzerinde mühendisin, mimarın vs. adı yazılıyor. Aksoy, her ne kadar çalışanlar iğne ile kuyu kazıyorlar dese de, üç-beş kişi ile Kostaki Konağının onarımı ancak üç-beş yılda biter!
 
            Sümela’ya fayans döşenmiş olabilir!
 
3883a981-e71d-4c4d-b5af-a238e337b9f5.jpg    CHP Trabzon eski milletvekili ve Parti Meclisi üyesi Haluk Pekşen, ‘Ayasofya müze- camisinde yaşanan beton yol skandalının benzerini Sümela’da yaşarsak şaşırmam’ demiş.
Sümela Manastırı yıllardır onarımda. Manastır bu nedenle ziyarete açılmıyor. Manastırın yaslandığı dağın etiklerinde ve üzerindeki çatlamış kayaların bir kısmı parçalanıyor, sağlam olanlar da demir kafes içine alınıyor. Diğer yandan Manastır içinde onarım devam ediyor.
Sümela Manastırı’ndaki onarımın aslına uygun olarak yapıldığını sanmıyoruz. Manastırın 1900’lü yılların başındaki fotoğrafları ile onarım sonrası görüntüsü farklı. Haluk Pekşen de, bu duruma dikkat çekti ve onarımın aslına uygun olarak yapılmasını istedi.
 
            İller Bankası’ndan 5 lojman!
 
 eaf73373-e757-4446-bb04-f4668853953e.jpg  Trabzon Vali Yardımcıları eskiden, kentte farklı mekanlarda otururlardı. Kimileri Kalepark’taki MİT lojmanlarında, kimileri Gazipaşa’da. Şu anda nerede oturduklarını bilmiyoruz. 
Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu, geçenlerde İller Bankası’nın Yalıncak sırtlarında deniz manzaralı lojmanlarından 5’ini, valiliğe almış. Bize göre iyi de etmiş. İller Bankası Lojmanları, bekçisi, bahçesi, gezinti alanı olan çok da büyük olmamasına iki katlı müstakil lojmanlar. 5 lojmanda, bize aktarılan bilgilere göre vali yardımcıları oturacakmış. Bu arada İller Bankasından başka kurumlara geçiş yapan bazı personelin de hala lojmanlarda oturduğunu duyduk. Bir de yıllardır lojmanlarda oturanlar varmış. Aynı durum başka kurumlarda ve KTÜ’de de var. KTÜ lojmanlarında oturanlarda ancak emekli olduklarında lojmandan çıkıyormuş. Lojman kirası az olunca bizde olsak kendi evimizi kiraya verir, lojmanda otururuz. Bu devir hesap kitap devri!
 
       Islanmayın caminin içine girin!
 
633d144c-f6e7-4b6b-b72a-6e8b4c7833d0.jpgDün öğle saatlerinde Trabzon Ortahisar ilçesinde hafiften bir serpintili yağmur yağdı. Cuma namazı kılmak için camilere giden vatandaş, yağmura aldırmadan namazını kıldı. Bir kısmı da hocanın daveti üzerine korona morona dinlemeden camiye girdi. Cuma namazı kılmak için Pazarkapı camisine giden Fatih Cirav aradı, ‘Vatandaş seccadesini, mukavvasını, kilimini aldı cami dışında birer ikişer metre ara ile namazı beklemeye başladı. O esnada yağmur yağmaya başladı. Caminin imamı vaaz arasında, cemaati caminin içine davet etti. Cami önünde sokak aralarında cumayı bekleyen vatandaş, bir anda camiye hücum etti. Her ne kadar ağızda burunda maske olsa da yüzlerce kişi kapalı alana girdi’ dedi.
Liseye geçiş sınavları için bir yandan belirli saatlerde sokağa çıkma yasağı uygulanıyor, diğer yandan kapalı mekanda toplu ibadet yapılıyor. Ne diyelim Allah sonumuzu hayır etsin.
 
                                                          ******
 
Ey Türk Milleti!
AKP ile aynı görüşte birleştiğini sanan sevgili kardeşlerim,
Uyanın!
Türk olmak suç değildir.
Türk olmak için illa Müslüman olmak gerekmez.
Türk olmak ırki bir aiditiyet değildir.
Türk olmak belli bir siyasal düşünceye sahip olmak ta değildir.
Türk olmak bu coğrafyada kendi gibi olanları dışlamadan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olarak yaşamaktan gurur duymaktır.
Türk olmak daima ileriye gitmeyi, insanlığın yararlı bir üyesi olmayı, dünya için üretmeyi, bilimi önder olarak benimsemeyi kabul etmektir.
Türk olmak filanca efendiyi, falanca hazreti, ulu kişiyi yanılmaz kabul etmemek, sadece akılla dünyayı anlamak ve açıklamak demektir.
     1923'te başlayan devrimler Türk'ün Osmanlı bataklığında boğulma döneminde sağlam zemine basmak için tutunduğu ilkelerdir. Onlar Atatürk ilke ve inkılapları değil Türklüğün kurtuluş adımlarıdır. Atılan o adımlar içinde zamanımızda yanlış gözükenler ayıklanabilir ama Türk devrimlerinden ödün verilemez.
AKP'ye karşı çıktığım noktalar bu devrimlere yaklaşımlarına dairdir. AKP iktidarı döneminde; Necip Fazıl, Kadir Mısıroğlu, Nuri Pakdil, Hasan Karakaya vs. gibi bu coğrafyada yaşayanlara, din kullanılarak yapılan kötülüklere direnenlere küfretmek dışında mahareti olmayan "doldurma mütefekkirlerin" Türk Milletini yok eden görüşleri iktidar olmuştur. Ve bu Türk milletini adım adım tarihin çöp sepetine götürmektedir.
Var olmak, varlığını sürdürmek, gelişmek istiyorsan uyan!
Kurbağa deneyini hatırla, soğuk su dolu kazandasın, altında ateş yanıyor, uyumak üzeresin ve pişmiş olarak bir midede uyanacaksın. Saygılarımla.
(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)
 
                                                          *****
       Bizim medeniyetimizin, Peygamber'in yaşadığı dönemde Hicaz'da, Arabistan yarımadasının güneyindeki Arapça ve diğer anadilleri olan aşiret kültürleri ile uzaktan yakından ilişkisi, ilintisi yoktur.
Bizim medeniyetimizin kültür coğrafyası, İstanbul, TİSFON (Sasanilerin birincil taht kenti), onu yerinde yükselen BAĞDAT merkezli, Mezopotamya, İran, Anadolu, Balkanlarda hiçbir tekil dil veya din köküne indirgenemeyecek, bir sürü dil ve dini olan kültürlerin üstünü şal gibi örten, saray + imparatorlukları kapsar.
(Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel)

Önceki ve Sonraki Yazılar