KTÜ Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Dekanı Feyzioğlu, deniz salyasını anlattı…

KTÜ Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Dekanı Feyzioğlu, deniz salyasını anlattı…

KTÜ Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Dekanı Ali Muzaffer Feyzioğlu, deniz salyasının en büyük nedeninin sahil dolgu alanlarının yapılması ve kumsalların yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti.

Marmara Denizi'nde etkili olan deniz salyası (müsilaj) her geçen gün etkisini artırıyor. Deniz salyası için önlem alınmazsa önümüzdeki yıllarda sık ve daha uzun periyodlarla görüleceği ifade edildi. Marmara Denizi’ni etkisi altına alan deniz salyası yoğunluğu uzmanları da tedirgin ediyor.

denizlerin-dogal-111-1.jpeg

Deniz salyasının, denizlerin doğal dengesinin bozulması yüzünden kaynaklandığını belirten KTÜ Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Dekanı Ali Muzaffer Feyzioğlu, “Marmara her tarafı kapalı olan bir deniz ayrıca dikkat ederseniz yoğun olduğu bölümlerde denizin bunu dışarı atabileceği bir alan yok. Özellikle sahil dolgu alanları ve limanların içlerinde birikiyor. Deniz bunu dışarıya atamıyor, atacak yer yok. Deniz belki de bunu dışarı atıp kurtulmak için kıyıya getiriyor ama atamıyor” dedi.

“MARMARA’DA GÖRÜLEN EKSTREM BİR DURUM”

Karadeniz Bölgesi’nde deniz salyasının çok fazla görülmediğini, Marmara Denizi’nde görüleninse ekstrem bir durum olduğunu ifade eden Feyzioğlu, “Deniz salyası planktonik organizmalardan oluşuyor. Yıllardan beri denizlerde bunlar görülüyor. Ancak Marmara Denizi’nde gördüğümüz çok ekstrem bir durum. Bizim buralarda zaman zaman gözükse de çok fazla olmuyor.

denizlerin-dogal-111-2.jpg

Şartlar organizma için uygun olduğu zaman meydana gelebiliyor. 2007-2008’li yıllarında balıkçılardan bu konu hakkında çok fazla şikâyet aldık. Ağlarını sümük gibi sardığından bahsediyorlardı. Kayıkçılar o dönem buna kaykay ismini koymuşlardı.

Biz de bunun üzerine araştırmalar yapmıştık ve denizde rastlamıştık. Ama İstanbul’da olduğu gibi bu bölgede hiç rastlamadık. Suyun durgun olduğu dönemlerde birbirlerine yaklaşıp, yapışıyorlar. Sonra ağ gibi yapılar oluşuyor. Marmara da çok kapalı bir deniz ve akıntı sistemi zayıf. Her tarafı sanayi olan bir bölge zaten. Bu kadar atık olunca deniz bunu kaldıramıyor. Bu sefer de azot ve fosfor artıyor. Havanın sıcak ve denizin durgun olmasıyla buradaki organizmalar artış gösteriyor" şeklinde konuştu.

“DOLGU ALANLARI TEHLİKELİ”

Sahil dolgu alanlarının deniz salyası için tehlikeli bir durum olduğuna dikkat çeken Dekan Feyzioğlu, şunları söyledi: “Şu an bu bölgede bir tehlike görünmüyor. Ufak ufak görünüyor ama Marmara Denizi’ndeki seviyelere hiç ulaşmadı.

denizlerin-dogal-dengesi-ana-fotograf.jpg

Çözüm için yüzeyin temizlenmesi gerekiyor. Azot ve fosforun dengeli biçimde çekilmesi gerekiyor. Ama en önemlisi kumsallar, ancak kumsalları biz elimizden kaçırdık. Özellikle dolgu alanları deniz salyası için tehlikeli bir durum. Dolgu alanları bu tip yapıların oluşmasına çok etkili. Onun içinde önlem alınmasını engelliyor. Dolgu çalışmaları yapılırken bu tehlikeler göz önünde bulundurulmalı ve denizin kendini temizleyeceği kumsallar bırakılmalı.

Bu kumsallar denizlerin temizlenme yerleri. Bunların korunması gerekiyor. Çünkü deniz pisliği getirip kumsala bırakıyor ancak kumsal olmayınca gelen çarpıp geri dönüyor. Buradaki en önemli şey insan müdahalesi ve doğallığın bozulması. Dolgu alanı yapılmasına karşı değiliz sadece yapılırken bu doğal çözümler de göz önüne alınarak yapılırsa daha sağlıklı olur.”

Haber: İnan Kalyoncu

HABERE YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.