17.10.2021, 13:23

“Küçük Şeyler Mevsimi”

kimseden mektup beklemedim

            erken söktüm yazıyı bulut dilinden

            bir çingene gösterdim kendimdir diye

            saçındaki çiçeğe sokuldu dünya

            koynundaki yaprağa

            ben öyle uzağımda dal gibi inceldim

            kuş yuvalarına özendim bir zaman

            sırtımdaki kamburu gösterdiler

            seni ürperen tenimden bildim

            kesik kadının seğirmesinden

            (Akşamın İçinden Geçen Kadınlar / S: 10)

            Kendi gerçeğini, kadın olma hallerini ve geçmişin yalınlığını çekip alır hayattan, söze ekler.  Dizlerinin içinde yol aldıkça, kendi varlığımızdan ne kadar habersiz olduğumuzu fısıldar kulağımıza. İnsan kadar genişler, insan kadar küçülürüz. Sonra iç yaşamdan dışa doğru giderek büyüyen bir ayaklanmanın çevik atları alır nöbeti ve biz dörtnala koşarız. Bu alçalan ve yükselen sesler, onun şiirini somutlayan en gerçekçi anlardır. Evleri, odaları, bahçeleri gezerken sessiz; sokağa, hayata ve insana varınca çığlık çığlığa.

            Çiğdem Sezer’in Küçük Şeyler Mevsimi’ni okudukça, dönüp bir daha okudukça bir önceki okumanın biriktirdiği her şey bir anda yıkılabilir. Olsun yıkılsın, şiir de bu demek değil midir? Kendini devamlı yıkan ve yeniden kuran. O yüzden Küçük Şeyler Mevsimi’nin çıktığı yıl düşünüldüğünde (Kasım 2016), bu yazının şimdi yazılmış olmasını da “geç kalınmış bir yazı” olarak değerlendirmeye gerek yok. Çünkü -Necatigil’den ödünçle- bazı kitapların yazılışı da bekler bazı zamanları…

Çiğdem Sezer, yazın hayatına şiirle başlar.

Roman ve anlatı kitaplarıyla devam eder.

Sonra çocuklara ve gençlere döner yüzünü.

Çocuk şiirleri… Çocuk öyküleri… Gençlik romanları…

Şiire de devam eder ama hayli bir zaman göremeyiz ne yazdığını.

Son şiir kitabından yedi yıl sonra:

Küçük Şeyler Mevsimi ile çıkagelir yeniden.

Gelir gelmez de 2017 Dağlarca Şiir Ödülü’nü alır…

önce ağacın kalbi duracak

sonra gökyüzü

ipleri kopmuş salıncak gibi

sonra raylar söküle söküle

sonra deniz

kalbini bir dağa bırakacak

(Tay Gibi Gitmelere Kıvrak / S: 44)

Küçük Şeyler Mevsimi; insanın, hayatla ölüm arasındaki o uzun, o kısa yolculuğunda “yokmuş gibi” davrandığı/unuttuğu şeylerin dillendirilişi: Çocukların büyümesiyle aslında acıların azaldığını, sadakat denilen şeyin muamma olduğunu, annesiz ilk kışların hep sıkıntı doğurduğunu, sessiz yağan karların ev içlerine konuşkan günler bıraktığını, kömürlü ütünün ve yaraya tuz basma zamanlarının bir kuşağa inanmak olduğunu… Bu haliyle bir yüzleşme; hemcinsleriyle, geçmişle, yabancılaşmayla, doğayla, aşkla ve dünyayla. Çiğdem Sezer, Küçük Şeyler Mevsimi’ndeki şiirlerle, bir gelenekmiş gibi önümüze çıkan yargılara da çizik atıyor. Öyle ya, inandığım şeyleri biriktiriyorum / suda seken taşları / kalem kutularını / kurumuş çınar yapraklarını bir de demesinden anlıyoruz bunu çünkü.

Çiğdem Sezer şiirindeki ses dağılımlarına çarptığımızda, özellikle mimari estetiğin sözcük seçimleriyle başladığını anlıyoruz. Her bir sözcük, dizelerin yapısına eklenirken kendi dekorunu da oluşturuyor. Bu dekorlar durağan değil, farklı ve canlı görseller şeklinde şiir içindeki yerini alıyor. Çiğdem Sezer şiir serüveni boyunca “koyu imgeden” uzak duran bir şair. Düz bir anlatımı katmanlayarak, alt ve üst metinler oluşturarak kuruyor şirinin yapısını. Bu bakımdan yalın ama içeriği zengin şiir… Müzik olarak da oldukça zengin. Özellikle uzun soluklu şiirleri senfoni tadında:

Yer yer coşan, yer yer yavaşlayan.

Ve bütün sözcükler birer enstrüman.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 08 Aralık 2021
İmsak 05:55
Güneş 07:26
Öğle 12:18
İkindi 14:39
Akşam 17:00
Yatsı 18:26
19
açık