Resimlerimin ana kahramanı kadındır

Nadire Özbek, verdiği röportajda “resimlerimin ana kahramanı kadındır" ifadelerini kullandı.

Kültür Sanat 27.04.2022, 10:55 27.04.2022, 11:02
Resimlerimin ana  kahramanı kadındır

Nadire Özbek: “Evet resimlerimin ana kahramanı kadındır. Bir tarafları yalnız, bir tarafları düşünen bir tarafları derinliklerde kaybolan asil kadınlar... Kadınlara benzettiğim kediler, ağaçlar bazen tekneler ve deniz, kadınlarıma eşlik eder. Yıkılmıyor, sendeliyor... Doğrulmak için birçok sebebi olduğundan tekrar ayağa kalkıyor. Bu bana inanılmaz geliyor.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, sanatın Türk Milleti için önemini şu sözleri ile ifade etmiştir:

“Uygarlık doruğunun merdiveni sanattır. Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur.”

Nadire Özbek penceresinden resimlerine bakacak olursak Figürlere soyut anlamlar yüklüyor ve doğaçlama ve akılsal, estetik yargı resimlerimde bir araya geliyor. Sezgi ve akıl bütünlüğü resimlerini şiirsel olmakla birlikte akılla da sınanmış bir estetik kategori içinde görmemizi sağlıyor. Sıcak-soğuk renk değerlerinin iyi harmanlanması, ele aldığı figürlerin, ister kedi, ister bir kadın, deniz veya ağaç olsun, bunların lirik düzlemde, soyuta yakın bir çağdaş dil içinde değerlendirilmesi, resimlerini çağdaş bir pentür katına yükseltiyor ve bu da kendi üslubunla, anlatım tarzıyla bütünleştiğinde kalıcı yapıtlar olarak ortaya çıkıyor.

Nadire Özbek kimdir?

1989 yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi resim bölümünde lisans eğitimini, 1994 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Ana Sanat Dalında yüksek lisans eğitimini tamamladım. Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği (BRHT) üyesi olup, 2016’dan beri Derneğin Genel Sekreterliğini yapmaktayım. Bugüne kadar 18 kişisel sergi açtım. Çok sayıda yurtiçinde ve yurtdışında karma sergilere ve Çalıştaylara katıldım. Özel koleksiyonlar ile çeşitli kurum ve kuruluşlarda eserlerim bulunmaktadır. Halen sanat eğitimcisi olarak çalışmaktayım. Resim çalışmalarımı Ankara’da atölyemde sürdürmekteyim.

Resimle nasıl kesişti yolunuz?

Lise yıllarında Ressam Gülay Yüksel’i okul koridorlarında görmemle başladı diyebilirim. Zarif bir kadın aynı tablolarındaki gibi...Zaten ailem de ressam, müzisyen var. Ressam Prof. Dr. Güler Akalan, Ressam Güngör Esin. Bu yolda devam etmeme neden olan harika kadınlar...Her çizdiğim desenleri Güler Akalan’ın bilgilendirmeleriyle tamamlıyordum, her geçen gün çizgilerin gücünü gördükçe büyülenmeye başladım. Çevreme bambaşka bir gözle baktım. Artık her baktığım yerler, kişiler benim için bir kompozisyon oldu. Gördüklerime yorumlar katarak çizdim. Sonrasında renkler, lekeler geldi. Böylece yolum çizgilerle renklerle kesişti.

Çizimlerinizde size ilham veren, motive eden öğeler var mı? Özellikle bir şeylerden esinlendiğiniz olur mu yoksa daha çok hayalinizde canlandırdığınız şekilde mi kâğıda dökersiniz çizgilerinizi?

Resimlerim, yaşantılarımın bende bıraktığı izlerdir. Leke ve renklerle ruhumun derinindeki hislerle tuale başlarım. Renkler ve lekeler birikimlerime yaşanmışlıklarıma, hayallerime götürür. Sonrasında bakarım ki merkeze bazen yorgun, bazen birçok parçalara bölünmüş ama enerjisini hiç kaybetmeyen dimdik ayakta kalan kadınlar yerleşivermiş... Sonrasında gelsin benekler, gitsin çizgiler artık armoni zamanıdır derim... Neşelenir tual, neşelendikçe ben kendimi bulurum. Resim yapmak benim için bazen acımasız bir arena, bazen panayır yeridir.

Genellikle çalışmalarınızda kadın figürleri ve çalışan kadınları işliyorsunuz. Neyi vurgulamak istiyorsunuz?

Evet resimlerimin ana kahramanı kadındır. Bir tarafları yalnız, bir tarafları düşünen bir tarafları derinliklerde kaybolan asil kadınlar... Kadınlara benzettiğim kediler, ağaçlar bazen tekneler ve deniz, kadınlarıma eşlik eder. Kadının çok yönlü bir zekaya sahip olması, aynı anda birçok düşünceye hakim olup hayata entegre etmesi, fiziksel zarafeti, renkli kişiliği anaçlığı, duygularını rahatça ifade etmesi, her ne olursa olsun dimdik ayakta kalabilmesi inanılmaz bir lütuf gibi geliyor. Yıkılmıyor, sendeliyor... Doğrulmak için birçok sebebi olduğundan tekrar dimdik ayağa kalkıyor. Bu bana inanılmaz geliyor. Resimlerimdeki kadınlarla bunları vurgulamak istiyorum.

Eserlerinizde yaşamı sorguluyorsunuz ve renkler de size hizmet ediyor, renklere olan bu tutkunun kaynağı nedir? Neler gizli renlerinizde?

Resimlerimde yaşamı sorgularken ya da kadının sesini duyururken, renkler benim dayanağım oluveriyor. Aslında, renklerle lekelerle kadını ifade ediyorum. Bazen geniş lekeler, bazen minik benekler, noktalar ve çizgiler benim yolculuğumda olmazsa olmazlarım. Yeni başlayacağım her bir resimim, anlık duygularımın bazen spontane oluşan renklerimin habercileri...Bazen bu renkle başlayım diye başlamıyorum; spontane içsel dürtüler belki en derinimdeki izlenimlerim, yaşanmışlıklarım beni istemsiz o anki renklere götürüyor. Duygularla çıkan renkler, bilgilerimle harmanlanıyor ve armoniyle son buluyor. Benim parsellediğim bir rengim yok. Ben renkçiyim her renk benim... Yaşantımda renkli bir karaktere sahibim. Resimlerimde bu karakterimi bulabilirsiniz. Resimlerim, her ne duyguyla yapılmış olursa olsun renkler, umut doludur.

Kullanacağınız malzemeler ve boya çeşitleri neye göre şekilleniyor?

Her şey resim yapmam için bir malzemedir. Bazen tual olur bazen buruşmuş bir gazete kağıdı, bazen duralit... Sözün kısası elime geçen her şeye çiziyorum. Elimde ne varsa boyuyor lekeler oluşturuyorum. Çoğunlukla akrilik boya kullanıyorum. Su bazlı bir boya olduğu için çabuk etkiyi görmemi sağlıyor. Bazen akrilik üzerine yağlıboya ile devam edebiliyorum. Dokusal çalışmak istiyorsam değişik malzemelere de izin veriyorum. Malzemede ve boya çeşitlerinde sınır pek tanımıyorum diyebilirim.

Sanat dünyasında kadın olarak var olmak konusunda ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz? Kadın sanatçılar neden görmezden geliniyor?

Zorluklarla üretiyoruz. Çünkü kadınız...Sanat dünyasında kadın olmak zordur. Hayatı yaşarken fazlasıyla roller yüklenir kadına...Toplumumuzda kadının birinci rolü hizmet rolüdür. Ataerki toplumda bu böyle süregelmiştir. Mustafa Kemal Atatürk ile Cumhuriyet kadını doğmuştur. Ne var ki sindirilememiş bir kültürün izlerini maalesef halen yaşamaktayız. Halen sanat kadını görmezden gelmektedir.

Değerli hocam Önder Aydın sanat dünyasında kadın olmanın zorluğunu beni anlatan yazısında şöyle dillendirmişti. Sizinle paylaşırsam duygularımı da paylaşmış olacağım;

“Nadire’yi tanıdığım bunca yıl içinde hep üretken oldu. Bu kolay bir iş değildir. Bir öğretmen ve anne olmak pek çok insan için sanattan kopmaya belki yeterli bir neden olarak öne çıkarılabilir ama Nadire için bu zorluklar aşılamaz olmadı. Öğretmen-anne ve ressam olmak üçgeninde gerekli dengeyi elbette kurdu.

Konuya buradan bakıldığında Nadire’nin yılları kapsayan bu çabası elbette alkışlanmaya değerdir. Üstelik atölye yokluğu, özel yaşamın sorumluluğu, resim piyasasının yapay ve kaprisli zorlukları yanında, sanat camiası içindeki acımasız rekabet koşullarını aşmak zordur. Oysa sanatçı asıl ve gerçek savaşını tuval başındayken veren insandır. Nadire’de pek çok ressam gibi sanat serüvenini bu dişliler arasında sürdürmüştür.

Onun resimlerine dikkatlice bakıldığında, bu serüvenin ayak izlerini, hatta yaşamın kendisini orada bulmak olasıdır.” Önder Aydın

Çalışmalarınızı yaparken ne tür referanslar ya da hangi sanatçılar sizi etkiliyor?

Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Pierre Bonnard, Henri de Toulouse, Lautrec, Henri Matisse, Egon Schiele sanatçılara hayranlığım bir başkadır. Sanırım Onların resimlerinde de bu duyguları buluyorum. Duygularımı biçimlendirip, izleyenlerle paylaştığımda var olup devleşiyorum.

Hiç kolay bir yolculuktan bahsetmiyorum aslında, Resim yapmak benim için bazen acımasız bir arena, bazen panayır yeri...

Resmi insan yaşamının genel akışı içinde nasıl bir yere yerleştiriyorsunuz?

Sanat güzelliğin ifadesidir. Güzelin tanımı ise estetiktir. Ruhun aydınlanması bilim ve sanatla gerçekleşir. Bende resmin insan yaşamındaki yerini Mustafa Kemal Atatürk’ ün sözüyle paylaşmak isterim. “İnsanlar olgunlaşmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.”

Görsel sanatlar eğitmeni olarak da farkındayım daha çok yol kat etmemiz gerekmektedir. Resim derslerinin saatlerini fazlalaştırarak başlayabiliriz. Resim dersinin önemi konusu; eğitim programlarında ciddi bir şekilde yerini almalıdır. Duvarlarımız halen bomboş ya da röprodüksiyonlar var. Gerekli bilinç üzülerek gözlüyorum henüz yok. Biz eğitmenler var gücümüzle sanatçı kimliğimizle ortaya koyarak, resmi, hak ettiği yere taşımakla sorumluyuz.

Salgın dönemi sizi ve sanatınızı nasıl etkiledi?

Bütün dünyayı kasıp kavuran salgın sürecinde, özgürlüğü daha iyi anladık sanırım.

Değerlerimi, kaçırdığım anlarımı, sevdiklerime dokunamamayı, İlkelerimi, inandıklarımı, yaşadıklarımı, yaşayacaklarımı sorguladım. Çıkarımlarda bulundum. Bu durumu fırsata çevirerek Okudum, okuttum, resim yaptım. Dahası yeni oluşumlar deneme fırsatı buldum. Hayatı yavaşlatarak sindirdim ve ürettim. Aynı zamanda görsel sanatlar eğitmeni olarak ulaşabildiğimiz kadar öğrencilerimize online müzeleri sergileri gezdirme fırsatı buldum.

Umudumu yitirmedim, çalıştım, okudum, ürettim. Dünyanın en kısa zamanda bu dönemi en az hasarla atmasını diliyorum.

Yorumlar (0)