Kültür şehri mi, ‘Bedevi’ işgali mi?

Trabzon; maalesef her geçen gün tarihsel geleneğinden, kültüründen, sosyal yaşamından uzaklaşıyor. Trabzon; KTÜ öğretim üyesi Prof.Dr. Kemal Üçüncü Hoca’nın ifadesiyle adım adım Bedevileşiyor. Trabzon’un benliğinden, tarihinden, kültüründen uzaklaşmasının ana nedeni; Medeniyetler beşiği bu kente köy, kasaba ve çevre illerden gelenlerin kent kültürünü, Trabzonluluğu içlerine sindirmeden bu kentte yaşamaları ve dini ve de siyasi nedenlerle taraftar bulmaları! Bedevilik de işte budur!

G. Bakış Gazetesi’nin hissedarı ve yazarı Ali Öztürk, dünkü yazısında Trabzon’un en büyük özelliklerinin imparatorluktan geldiğini belirterek bu önemli kentin kültür şehri olmasını, bu kentin çok sayıdaki ilçesinde, köyündeki Kuran kurslarına bağlamaktadır.

G.Bakış yazarı şöyle diyor;

‘Trabzon kişi başına en fazla sanatçı yetiştiren bir şehirdir. Trabzon bugün İstanbul’dan sonra en fazla hafız yetiştiren bir kültür merkezidir. Trabzon, İstanbul’a rağmen hafız yetiştiren Kur’an Kurslarından federasyon çıkartan tek şehirdir. Trabzon, dün nasıl İstanbul Fener’den sonra Ortodoks dünyasının kalbi idiyse bugün de İstanbul’dan sonra Kur’an bülbüllüğü olan hafızlığın kalbi niteliğindedir… İstanbul’daki Kur’an kurslarına devam eden çocukların yüzde 40’ı ve hocaların yüzde 60’ı yine Trabzonludur...’

Yazar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Güneydoğu’da PKK’yı bitirirken eski Kur’an kurslarını yeniden canlandırmak ve adeta kökü kazınma noktasına gelen hafızlık kurslarını yaşatacak bir proje geliştirdiğini söylüyor. Bakan Soylu’nun geliştirdiği proje ise Güneydoğulu çocukların önümüzdeki günlerde 50’şerli gruplar halinde Arsin Yeşilyalı başta olmak üzere Trabzon’daki kurslara getirilip bir iki yıl içerisinde yetiştirilip memleketlerine geri gönderilmeleriymiş…

G.Bakış Gazetesi'nin yazarı, yazısının son bölümünde ise Trabzon’a methiyeler düzüyor ve ‘Projeyi üreten, teoriden pratiğe geçiren, zemin hazırlayan, sahip çıkan herkese teşekkürü borç biliyor, böylesi bir projede en büyük fonksiyon üreten Trabzon ruhuna selam gönderiyoruz. Unutmayın, şehirlerin de ruhu vardır’… diyor.

***

 

Başta bu arkadaş olmak üzere çokları, bizim imam hatip ve Kur’an kurslarına karşı olduğumuzu pompalar, aleyhimizde kara propaganda yapar.

Kim ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin. Biz, ne imam hatiplere ne de Kuran kurslarına karşıyız. İsteyen imam hatiplere, isteyen kuranı ezberlemek için Kur’an kurslarına gitsin. Herkesin dini kendine!

Bu yazar arkadaş, Trabzon’un geçmişini, dününü zerre kadar bilmiyor.

Zaten Trabzon’u bilse ve tanısaydı böyle ilkel ve de siyasi yazı yazmazdı.

Trabzon kişi başına en fazla sanatçıyı dün yetiştiriyordu... O da dincilerin ve din tacirlerinin etkisine girmeden!.. Bugün Trabzon’da birkaç istisna dışında ne sanatçı ne de zanaatçı yetişiyor.

Dini eğitim veren kurumlarda istisnalar dışında sanatçı, kültür adamı yetişmez. Çünkü oralardaki eğitimde aslolan biattır, biat kültürüdür.

Trabzon, uzun süre Roma İmparatorluğu'nun şehir devletiydi. Ondan önce Karadeniz Bölgesi’nde Pontus Devleti vardı. 1204’te Kommenler  Trabzon İmparatorluğu'nu kurdu ve Trabzon tarihinin en görkemli dönemini yaşadı.  1461’de Trabzon, Osmanlı İmparatorluğuna katıldı. Bazı kiliseler camiye çevrildi. Cumhuriyet'e kadar bölgedeki kilise sayısı camilerin, mescitlerin birkaç katı idi. Mübadele öncesi faal olan kiliseler, mübadele sonrası yıkıldı, talan edildi.

***

 

Kur’an kurslarını yere göğe sığdıramayanların birçoğu ve de bu yazar, bildiğimiz kadarıyla kendi çocuklarını yatılı Kur’an kurslarına göndermedi.  Kur’an ezberletmedi. Kur’an kursları bir kültür ve eğitim yuvası ise, insan önce kendi çocuğunu, çocuklarını oraya gönderir. Çocuğunu özel okula göndereceksin(bildiğimiz kadarıyla kapanan özel okula), özel üniversitede okutacaksın, ondan sonra Kur’an kurslarıyla övüneceksin. Kur’an kurslarına, hatta imam-hatiplere, fakir fukaranın, varoşlarda, köylerde yaşayanların çocuklarını göndereceksin sonra bu çocukları siyasi olarak kullanacaksın!

Medeniyetlere, kültürlere ev sahipliği yapmış olan Trabzon’unumuz ne yazık ki bugün Prof.Dr. Kemal Üçüncü’nün deyimiyle ‘Bedevilerin’ işgali altındı…

...Ve görünen o ki, gerçek Trabzonlular kentlerine sahip çıkmazlarsa bu işgal uzun süre devam edecek gibi.

                                                                                                      Hasan KURT

**********************************

‘Sinan Oğan; Meral Akşener'i hiç bir zaman bir ülkücü olarak görmedi. Çünkü o ve benzerleri için "ülkücü" klasik MHP görüşünü kabul edendir. Sağ olsun sol olsun bütün vatansever vatandaşları kucaklayan Meral Akşener klasik sağ merkez sağ çizgiye ülkücü çizgiden daha yakın olması zaten onu gençliğindeki ülkücü Meral Akşener'den de uzaklaştırıyordu ki, Diyarbakır'da Meral Akşener'in geçen ziyaretinde halk tarafından kucaklanıp bağırlarına basılması da onun merkezci duruşudur ve Akşener doğru yoldadır. (Metin Yılmaz)

 

***

 

Asfalt İbrahim!

 

İzmir’in yıllar önce asfalt Osman lakaplı (Osman Kibar) bir belediye başkanı vardı. Asfalt Osman İzmir’de 1963- 1973 yılları arasında belediye başkanlığı yaptı. Asfalt Osman seçime Adalet Partisinin başkan adayı olarak girdi. Asfalt Osman’ın seçim vaatlerinin başında ‘yolları çamur deryasından kurtarmak’ geliyordu. Gerçekten İzmir’i çamur deryasından kurtardı.

Yomra Belediye Başkanı İbrahim Sağıroğlu’nun, her ne kadar seçim vaatleri arasında yolları çamur deryasından kurtaracağı söylemi olmamasına rağmen seçildikten sonra Yomra’da birkaç istisna köy ve yayla yolu dışında neredeyse asfalt ve beton dökülmemiş yol kalmadı. Rahmetli Asfalt Osman’ın pabuçlarını dama atan İbrahim Başkanı tebrik ediyoruz.

asfalt.jpg

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar