Kurbandan milyonlar kazanıyorlar!

 

Değirmendere’de bir dini cemaatin kesimhanesinde kurban kestirmeseydik, Kurban Bayramında kimlerin, ne kadar para kazandığını öğrenemeyecektim.
Trabzon’daki lokal bu olayı ülke genelinde değerlendirdiğimizde ortaya inanılmaz kazançlar, inanılmaz gelirler çıkıyor.
Kamuoyunu bilgilendirmek ve aydınlatmak için yaşadıklarımızı, gördüklerimizi ve anlatılanları yazacağız.
Bayramın 1. Günü sabah saatlerinde kurbanlık bir inek satın almak için Ortahisar Belediyesi’nin Akyazı stadının batısındaki hayvan satış merkezine gittik. Bir iki tur attık. Sonunda bir satıcı ile el sıkıştık. Uzun bir pazarlıktan sonra tam 10 bin lira vererek 7 ortak bir inek satın aldık. İneğin kasaba satış fiyatı, söylenenlere göre 6 ila 8 bin lira arası imiş. Kurban nedeniyle, fiyatlar tavan yapmış. İneği bir pikaba yükledik, 60 lira navlun ödeyerek Değirmendere’deki cemaatin kesimhanesine getirdik. Kesimhanenin önü arkası ana baba günü. Onlarca insan ve onlarca hayvan! 700 TL vererek kesim için sıra aldık. Sıra numaramız Yüz küsur! Kesimhane, nispeten modern! Hayvanları kesen, parçalayan, torbalayan genç ve orta yaşlılar. Hayvan kesiliyor ve asıldıktan sonra soyuluyor. Sonra satırla, bıçakla, elektrikli el hızarı ile parçalara ayrılıyor. Elektrikli el hızarı ile kemikler kesiliyor. Daha sonra, üzerinde kurban yazılı naylon poşetlere yerleştiriliyor. Bu arada, kesimhane ve kesilen hayvanlar da yıkanıyor. Kesimhanenin dışında belediyenin çöp arabaları. İşe yaramaz maddeler çöp kamyonlarına! Bizim hayvanın kesimine ancak gece geç saatlerde sıra geldi.
Bu arada, cemaat ayrıca kurbanlık hayvan da satıyor. Kurbanlık hayvanı cemaatten satın alırsan, fazla sıra beklemiyorsun.
***

Hayvanın kemikleri ayrı torbada, az kemiklisi ayrı, kemiksiz et de ayrı torbalarda. Naylon et torbalarını aldık. Yola çıkarken, ortaklarımızdan biri ‘deri, işkembe, kelle ile bacaklar, nerede?’ dedi.
Hayvan kestiren kişi veya kişiler, isterlerse, işkembeyi, deriyi, kelle ve bacakları alıyormuş. Genelde, kurban sahipleri bunları almıyormuş ve dolayısıyla kesimhaneye kalıyor.
Kasaplar Odası Başkanı Temel Korkmaz’ı aradık. Bu parçaların normal şartlarda ederini sorduk. Temel, derinin kilosunun 3 ila 6 lira arasında değiştiğini, işkembenin, kelle bacağın fazla bir yekun tutmadığını, totalde bu dört parçanın ederinin 100 ila 150 lira arasında olabileceğini söyledi. Bu hesaplamaya göre, kurban kesen dernek, cemaat, tarikatın bir hayvan kesiminden elde ettiği gelir 800 lira. Kesimhanede bayramın ilk günü 100 küsur hayvan kesildiğine göre ilk gün elde edilen kazanç en az 100 bin lira.
Biz bu hesaplamayı yaparken, tarikat, cemaat ve kuran kursları ile yakın ilişkisi olan bir arkadaşımız ziyaretimize geldi. Olayı anlattık. Arkadaşımız, ‘Eksiğiniz var. Daha fazla gelir elde ediyorlar’ dedi ve şunları söyledi; 
‘Bazı kurslar, dernekler vatandaştan kurban parasını alır, ortaklar veya kişi adına kurban keser veya vatandaş kurbanı bu yerlere bağışlar. Bu merkezlerde o kadar fazla et olur ki, koyacak, saklanacak yer olmaz. Bu et, kilo işi kasaplara satılır ve buradan da büyük gelir elde edilir. Elde edilen para, kursa harcanır veya yeni kurs binaları yapılır. Ancak, bu binaların ve merkezlerin çoğunun tapusu birilerinin üzerinedir.’
***

Burada şunu belirtelim; kurbanın hayır kurumlarına, derneklere, cemaatlere, tarikatlara vs. verilme işi zorla olmuyor. İşin içinde kimilerine göre sevap kazanma, kimilerine göre dini inanış, gönüllülük ve de mecburiyet var. 
Mecburiyet derken, mesela biz belediyenin kesim yeri olsa orada kestirecektik. Olmadığından ve hayvanı da kesme, parçalama imkanımız bulunmadığından mecburen bu merkezde kesim yaptırdık.  
Bu dernekler, kurslar, tarikatlar, cemaatlerin ülke genelinde bu işten elde ettikleri kazanç, eski parayla trilyonlar. Kuran Kurslarındaki, tarikat ve cemaatin merkez veya şubelerinde, uzantılarında görev yapan hocaların, imamların vs. maaşlarını zaten devlet ödüyor. Bu yerler bağış ve diğer ticari gelirlerin yanı sıra bir de kurban işinden hatırı sayılır gelir elde ediyorlar. 
Dini vakıf, dernek veya tarikat, cemaatlerin devlet desteğinin yanı sıra bu denli gelirleri olduktan sonra, sayılarının artması ve taraftar ve öğrenci bulmaları da o denli kolay oluyor. Ve bu yapı dünden bugüne gelişiyor, büyüyor ve devletin yönetimine de ortak oluyor. Hatta yönetiyor!.
Türkiye’de, eğitime, üretime, yatırıma, teknolojiye vs. yatırım yapan değil dine yatırım yapan kazanıyor. Ülke ise çok şey kaybediyor ve bu yapılar kontrol altına alınmazsa, Diyanet özerkleşmezse önümüzdeki süreçte daha çok kaybedecek.
Hasan KURT

***************

Güney Çevre Yolu ve tüp geçit hikayesi!

Trabzon ilinin öncelikli sorununun, 70 km’si tünel geçişli 77 km’lik güney çevre yolu olduğunu defalarca yazdık, uzmanların görüşünü yansıttık. KTÜ Ulaştırma Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Atakan Aksoy, bu proje hakkında gerçekçi bilgiler sundu. Bununla da yetinmedi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından geçen yıl düzenlenen TRANSİT 2017 Uluslararası İstanbul Ulaşım Kongresinde bir de bildiri sundu. Kongreyi düzenleme heyeti Prof. Dr. Atakan Aksoy ile projenin fikir babası gazetemiz sahibi Hasan Kurt’a, katılım ve teşekkür belgesi sunmuştu.
Hasan Kurt, ayrıca Atakan Aksoy’u TTSO yönetim kurulu başkanı Suat Hacısalihoğlu ile görüştürmüş ve proje hakkında açıklayıcı bilgiler vermişti. Atakan Aksoy’un, proje ile ilgili yazdıkları Trabzon milletvekillerine ve diğer ilgililere de iletilmişti.
TTSO ise, Beşikdüzü-Of arasındaki 70 km.si tünel 77 km.lik yolu, Akçaabat Darıca ile Arsin arasına sıkıştırmış ve adına da tüp geçit demişti.
Tekrar ediyoruz, Trabzon’un öncelikli sorunu Karadeniz sahil yoluna alternatif yol olan güney çevre yoludur. Trabzon’un ulaşım sorunu tüp geçitle, köprülü kavşaklarla vs. çözülemez. Trabzon’daki sivil toplum örgütleri, meslek odaları başkanları kentin geleceğini düşünmek, görüş ve fikir nereden gelirse gelsin sahip çıkmalı ve Trabzon’un önünü açmalıdırlar. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar