Kutlu doğum şimdi oldu Mevlid’i Neb-i!

Trabzon İl Müftüsü Osman Aydın, birkaç gün önce medya temsilcilerine bir bilgilendirme davetiyesi gönderdi. Müftülükte davetiyeleri dağıtanlar Kuzey Ekspres’in Ortahisar ilçesinde yerini bulamadıkları için davetiye bırakmamış.
Neyse olay, davetiye bırakıp bırakmama ile ilgili değil! 
Birkaç yıl öncesine kadar, Fetö terör örgütünün esip gürlediği dönemlerde, Nisan ayında kutlu doğum haftası düzenlenirdi. Peygamberimizin doğum günü etkinlikleri. Miladi 571 yılının 17 Nisanı… Diyanet İşleri Başkanlığı 14-21 Nisan tarihleri arasındaki kutlu doğum haftasını, Kasım ayında kutlanılan Mevlit kandilini Mevlid’i Neb-i haftası ilan etti.
1989 yılında Diyanet tarafından Kutlu Doğum Haftası ismiyle ortaya çıkan bu haftanın adı, 2018 yılında değiştirilerek Mevlid-i Nebi Haftası oldu.  
Diyanet İşleri Başkanlığının internet sitesindeki açıklamada, ‘2007 yılından itibaren ise söz konusu haftayı kamuoyuna mal etmek ve zihinlerde bu haftaya ilişkin sabit bir tarih ve bilinç oluşturabilmek amacıyla Peygamber Efendimizin dünyayı teşrif ettiği miladi 20 Nisan 571 tarihi göz önünde bulundurularak miladi takvime göre 14-20 Nisan tarihleri arasında kutlanmaya başlanmıştır. Dolayısıyla Kutlu Doğum Haftası, Mevlid-i Nebi'nin bir alternatifi olmadığı gibi dini ve taabbudi bir hafta da olmamıştır’ deniliyor. Ardından hafta ile ilgili şu bilgiler veriliyor;
‘Çeyrek asırdır kutlanan ve kamuoyunda büyük bir hüsnü kabule mazhar olan Kutlu Doğum Haftası, 2010 yılında yayınlanan “Kutlu Doğum Haftası ile Camiler ve Din Görevlileri Haftasını Kutlama Yönetmeliği" ile hukuki bir zemine kavuşturulmuştur. 29.11.2017 tarihli ve 30255 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan “Kutlu Doğum Haftası ile Camiler ve Din Görevlileri Haftasını Kutlama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"le haftanın ismi “Mevlid-i Nebi Haftası" olarak ve kutlama tarihleri de Hicri takvime göre Rebiülevvel ayının 12’nci günü başlayacak şekilde değiştirilmiştir’.

kutlu-dogum.jpg

Dini konularda detaylı bilgi sahibi olmadığımız için bu konu hakkında yorum yapmak bize düşmez. Ancak, bu değişikliğinde kafamızı karıştırdığını söyleyebiliriz.
Bu arada il müftüsü Osman Aydın, Camide kuran kursu için toplanan ve lojman onarımında kullanıldığı iddialarına henüz bir açıklama yapmadı. Valilik çevresinden bize ulaşan bilgilere göre, giden vali Yücel Yavuz, müftü beye bizim de adımızı vererek, ‘Ona sakın bulaşma’ demiş ve müftü bey de iddia ile ilgili açıklama yapmaktan vazgeçmiş. 
Bu köşede yer alan yazıların istisnasız hemen hepsinin kaynağı vardır. Ara sıra da olsa hata ve yanlış yapabiliriz. Cevap ve düzeltme için bu köşe herkese açıktır.

Moloz- Hacıkasım yolu
ve Tabakhane köprüsü!

moloz-(1).jpg

Sosyal medyada ve bazı gazetelerde, Moloz- Hacıkasım yolu güzergahındaki tarihi Tabakhane köprüsünün yıkılma tehdidi ile karşı karşıya olduğu yazıldı. Bu konuda Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Gümrükçüoğlu eleştirildi.
Moloz- Hacıkasım yolu, Belediye eski başkanlarından Volkan Canalioğlu döneminde plana işlendi. Yolun genişliği 25 metre idi. Sonra 12 metreye düşürüldü. Moloz- Hacıkasım arasında Tabakhane deresi kenarından uzanan yolun eni keşke 25 metreden 12 metreye düşürülmeseydi. Çünkü bu yol, Gazipaşa, Cumhuriyet, Reşadiye caddesi gibi sahilden güneye uzanan bir yoldur.
Dün sabah saatlerinde bölgede olup bitenleri incelemek üzere yola koyulduk. Moloz ve çevresi genişlemiş, yıkılan binaların yeri her ne kadar otopark olarak kullanılsa da yarın orada bir çevre düzenlemesi yapılacaktır, diye düşünüyoruz.

moloz-(2).jpg
Tabakhane köprüsünün deniz tarafında iş makinesi kaya kırıyor. Zemin yıkılan binaların molozları ile hayli yükselmiş. Derenin üzeri yıllar önce betonla kapatılmıştı. Açılsa ne kadar güzel olur. Maraş caddesi ile Köprü arasının batısının yarısı otopark olarak kullanılıyor. Bu bölgenin dere seviyesine indirilip oraya iki katlı otopark yapılmasını önermiştik. Üzeri de park olabilir.
Tabakhane köprüsü, tahminimiz o ki ilk yapıldığında geniş değildi. Sonradan ekleme yapılmış. Köprünün cami tarafındaki girişi kaya üzerine oturtulmuş. Zaten, köprü girişinin altının oyulması veya o bölgenin iyice boşaltılmasının köprüye zarar vermesi mümkün değil. Köprü ve çevresinde yapılması gereken iş, bölge için yeniden bir peyzaj çalışması yapılmasıdır. 
Büyükşehir Belediyesi’nin DSİ ile yaptığı projede eleştirdiğim olay, zeminin yükseltilmesi. Gerçi uzmanlar zeminin neden yükseltildiğinin gerekçelerini de söylüyorlar.
Moloz- Hacıkasım yol ve dere ıslahı projesi kapsamında istimlak edilen alanlarda kesinlikle yapılaşmaya gidilmemelidir.  

KARAMAZOV KARDEŞLER 
NEDEN YASAKLANDI?

Kuveyt sansür komitesi, aralarında Fyodor Dostoyevksi’nin Karamazov Kardeşler'i, Victor Hugo’nun ‘Notre Dame’ın Kamburu’ kitabı ve Gabriel Garcia Marquez’in ‘Yüz Yıllık Yalnızlık’ı da yer alan 948 kitabı "huzursuzluk" ve "ahlaksızlık" gerekçesiyle yasakladı.
Kitap 'huzursuz' eder, doğrudur; çünkü düşündürür. Düşünce huzuru kovalar, aydınlık karanlığı...
Türkçemizin büyük şairi Cemal Süreya da 'huzursuzum' der:
"1931 yılında doğdum. 1937 yılında annem öldü. 1944 yılında Dostoyevski'yi okudum, o gün bugün huzurum yoktur."
Victor Hugo da, büyük eser Sefiller'i bilgisizliğin önüne bir bayrak çeker:
"Yeryüzünde yoksulluk ve bilgisizliğin egemenliği sürdükçe, böylesi kitaplar gereksiz sayılmayabilir." 
Bayrak demişken...
Dün Berlin Meydanı'nda kitap yakan Hitler faşizmi ile bugün ülkesinde kitap yasaklayan Kuveyt'in arasındaki tek fark, kanın, birisinin elinden damlaması, diğerinin bayrağında yer almasıdır.
Öyle ki; bayrağında kanı temsil eden, üstelik de düşmanının kanını temsil eden tek ülke olan Kuveyt, bugün düşman gördüğü kitapların bağrına hançeri sapladı.
Bundan bin yıl sonra Kuveyt ne olacak bilinmez ama bundan bin yıl sonra Dostoyevski de Hugo da Marquez de okunacak. 
(Sertaç HELLAÇ)

sertac-hellac.jpg

Demek ki neymiş önemli olan, ülkücü şarkıcı ya da devrimci sanatçı olmak değilmiş. Birisi yıllarca ülkücülük ayağına yattı, Belediyeye Ramazan programını 1 trilyon 200 milyara yaptı. Yani parası bizim cebimizden ödendi. Öteki Sosyalist türkücü pozlarındaydı, devlete 85 bin saz sattı. Demek ki önemli olan ülkücü, sosyalist, şucu bucu olmak değil adam olmakmış, adam olmak. Bu vesile ile halk konserleri yaparak sanatını halkla paylaşan Büyük Usta Neşet Ertaş'ı ve Gönül insanı Müslüm Baba'yı rahmet ve minnetle bir kere daha anıyorum. Öteki ikisinin ismini yazmaya bile değer bulmuyorum. 
(Harun ÇELİK)

Önceki ve Sonraki Yazılar