Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

KUT'ÜL AMARE Mİ, ÇANAKKALE Mİ?

 

 

TARİH BİLİMDİR DİYORUZ ANCAK...

Tarihi bilim değil araç olarak kullanmak isteyenler var. Uyutmak, aldatmak için. Fen bilimlerinin kuralları var, kanunları var, bunlara aykırı hareket edemezsiniz. Ateş yakar, su söndürür, elektrik çarpar, Kanunlarına, kurallarına uyarsanız  yararlanırsınız. Uymazsanız felaket. Sosyal bilimler de bilimdir, onların da kendine göre kanunları ve kuralları var. Tarih de sosyal bilimlerin çok önemli bir kolu. Verilerine kurallarına uymak zorunlu. Yalanla, saptırmayla insanlar aldatılır, uyutulur toplumlar felakete sürüklenir. O nedenle tarih yazmak tarih yapmaktan da önemlidir özdeyişi bu gerçeği vurgular.

 

TARİH BİLİM OLALI ONUNLA HEP OYNANMAK İSTENDİ

Özellikle son yıllarda yakın tarihi karalamak ve flu göstermek isteyenler var. Bu nedenle  kimi olaylar saptırılmak isteniyor. Devletimizi var eden, ulusumuzu kurtuluşa ulaştıran, halkımızın özgürlüğünün ve bağımsızlığının dayandığı gerçekler saptırılmak isteniyor. Yakın tarihimizde Çanakkale zaferi çok önemli bir zafer, olağanüstü bir olay. Dünya savaş tarihine geçmiş büyük bir olay. Ulusal tarihimizin onurlu bir sayfası. Çanakkale geçilse biz bu ikinci anayurdumuzda kalmayacak belki çok zor bir kurtuluş savaşı verebilecek,  Türkiye Cumhuriyetini kuramayacaktık. Çünkü Çanakkale’den geçit vermeyerek Kurtuluş Savaşımıza eşsiz bir komutan hazırladık, dünyaya artık HASTA ADAM’ın iyileştiğini, ayağa kalkabileceğini gösterdik. Bu büyük zafer kuşkusuz Yüce Türk Ulusunun zaferidir.

Bu büyük zaferi anmak özümlemek ve tarih boyunca yaşatmamız gerekirken  onu gölgelemek isteyenler oluyor. Elbette Çanakkale’de yenilenlerin bu özlemi  kursaklarında, her an bunu unutturup intikam almak isteyebilirler. Ancak bu topraklarda yaşayıp bu topraklarda can verenlerin torunları bu gerçeği anlayamamış ve onun gölgelenmesine çalışıyorlarsa işte bu üzüntü vericidir.

Son yıllarda adeta unutulmuş fakat önemli bir zaferimiz tekrar hatırlatılıyor ve adeta Çanakkale’nin önüne geçirilmek isteniyor. İşte bu çok acı bir olay. KUT'ÜLAMARE zaferi var ki bu çok büyük bir zafer Çanakkale’den de önemli, diyorlar. Doğrusu okumaya meraklı ve duyarlı bir insan olarak kendimi bilirim. Benim yakın zamanlara dek bu zaferden haberim yoktu. Elbette büyük bir eksik. Neden... Araştırdım… 1915’te Basra körfezinde Osmanlılarla İngilizler arasında  olmuş bir savaş. İngilizler petrolün öneminden bu körfezde egemen olmayı düşünmüş. Bir çok çatışma olmuş. Bir kısmında Osmanlılar bozguna uğramış  ancak sonunda  Osmanlının daha geniş bir harekatı ile İngilizler bozguna uğramış. Kuşkusuz ulusal tarihimiz açısından onur duyulacak bir olay. 1950’li yıllara dek  yıldönümlerinde anılmış kutlanmış. Sonra Nato ülkesi olunca İngilizlerle müttefik olunca onları gücendirmemek için daha anılmamış, kutlanmamış. Son yıllarda tarih raflarından indirilmiş, dizilere konu olmuş ve bu bizim son tarihimizin en şanlı zaferidir diye adeta Çanakkale’ye alternatif  durumuna getirilmek  istenmiş. Şimdi tarih gözü ile ve çıplak gözle bakalım Çanakkale zaferi ile bu zafer hiç karşılaştırılabilir mi? Bu zaferden sonra bir çok bozgun yaşanmış, bir çok toprak yitirilmiş ve daha sonrası için hiçbir yararı olmamış. Ancak elbette tarihimizdeki her zaferle onur duyar, her bozgundan da ders alırız.

 

KARŞILAŞTIMALAR BİLİMSEL OLMALI DUYGUSAL OLMAMALI

Zaman zaman buna benzer karşılaştırmalar yapılır. Kurtuluş Savaşı mı İstanbul'un fethi mi? Bu iki olay hiç karşılaştırılamaz. Kuşkusuz ikisi de onur duyacağımız zafer ancak çok iyi anlaşılmalı. İstanbul’u 2 Mehmet komutasında Osmanlı Orduları fethetti. Osmanlı o dönemde dünyanın en güçlü devleti. İlk kez ateşli silahları en etkin biçimde kullanıyor, top döktürüyor. İstanbul’un her yanı onun elinde. Başta çok zeki ve yetenekli bir padişah. İstanbul adeta bir şehir devleti. Osmanlıya göre bu fetih çok güç bir iş değil. Ve bu bir fetih, devleti daha güçlü yapan bir olay. Halk da kuşkusuz daha çok güven ve refaz kazanır.

Ya kurtuluş Savaşı... Dünyanın en güçlü devleti son üç yüzyıl  sürekli gerilemiş, her yönden geri kalmış ve bir çok savaşta toprak kaybetmiş ve bir dünya savaşından ordusu dağılmış, cephanesi dağılmış, başta padişahı bozgunu kabul etmiş,  evet kaçmış. Ve bu büyük bu yüce ulus yüzlerce yıllık uykusundan bir büyük oğulla uyanmış ordusunu toplamış, yeni cephane, yeni hazine ve yalın ayak halk yoksul halk bu yüce önderin arkasından ülkesini kurtarmış özgürlüğüne kavuşmuş... Bu zafer tarihimizde hiçbir zaferle karşılaştırılamaz.  Tüm zaferlerimizle onur duyar, tüm atalarıma saygı duyar severiz ancak her olayı ve her kahramanı değeri ile değerlendirir yeni kuşaklara öğretiriz.

 

TARİHLE OYNANMAZ

Tarih ne masaldır, ne öykü ne de roman tarih bilimdir. Aydınlık sayfaları da, karanlık sayfaları da görecek okuyacağız ki yarınlara bu bilim ışık tutsun. Öyle şarlatanların, yağcıların, uşakların uydurduğu tarih diye uydurulan safsatalarla  bu yeni kuşaklar zehirlenmesin. Eksikler yanlışlar, hatalar bu bilim süzgecinden geçsin ve  bir değer olarak  eğitimin hizmetine sunulsun,  Mohaçlar, Çaldıranlar, Malazgirtler, Niğbolular, Kanijeler tarih biliminin objektifinden perdeye yansıtılsın öğretilsin. Ancak İnönüler, Sakaryalar, Büyük taarruzlar da bu objektiften süzülerek sahneye yansıtılsın. Tarih günlük politikaya malzeme  olmaz. Bu büyük değer böyle harcanırsa bu halka bu ulusa çok büyük kötülük yapılmış olur. Yarın bu yara kapanmaz,. Bu halka bu ulusa güven verilmez yarınlar kararır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.