Gürol Ustaömeroğlu

Gürol Ustaömeroğlu

KUZENİM ÇARESİZ

Rahmetli dayımın kızıdır. Doğumunu bilirim. Şimdi maşallah eşi ile mutlu bir evliliği var. Trabzon’da yaşıyorlar. Bir süre önce evlerini taşıdılar. Yeni evlerinin manzarası ve konumu daha iyi olunca doğru karar verdiklerine emin oldular.

 

Yeni evlerini keyiflerine göre yeniden tasarladılar. Zevklerine göre döşediler. Şu pandemi döneminde zor olan hayat şartlarında para harcamak zorunda kaldılar. Odalar, salon, mutfak, balkonlar, banyo, wc tek tek elden geçirildi. Tadilat aşamasında her şey yolunda idi. İnsanın kendi evi olunca her işi de büyük bir gayret ve sabırla ince eleyip sık dokuyarak yapmak ister ya işte kuzenim ve eşi aynı bu duygularla tadilatlarını bitirdiler ve evlerine taşındılar.

 

İlk gece balık aldılar. Yengemi de çağırdılar. Keyifle balıklarını yediler. Saat ilerledi. Yemek sonrası sohbete başladılar. Sohbete ara verilen bir sırada hepsi göz göze geldi. Yolunda gitmeyen bir şeyi yeni fark etmişlerdi. Bir anormallik vardı. Tadilat aşamasında duymadıkları bir ses dikkatlerini çekmişti. Tekrar sohbete başladılar. Rahatsız olmuşlardı ama birbirlerine hissettirmemeye çalışmışlardı rahatsızlıklarını. Ama ııh olmuyordu. Hayır hayır kendi kendilerini kandırmaya gerek yoktu. Basbayağı rahatsız oluyorlardı. Sohbeti kesip aynı anda oturdukları yerden kalktılar ve balkona çıktılar. Ses iki katına çıkmıştı. Karşı tarafa aşağıya doğru baktılar.

 

Sitenin karşı tarafında yol üstünde bir oto yıkama istasyonu vardı. Bildikleri bir istasyondu. Sahiplerini de çok iyi tanıyorlardı. Burada araç yıkanırken çıkan basınçlı su sesinin kendilerini bu kadar rahatsız edebileceğini hiç tahmin edememişlerdi. Çünkü yol seviyesinde günlük araç ve yaşam gürültüsü içinde oto yıkama sesi hiç dikkat çekmiyordu. Ama gecenin bir vakti, yaşam gürültüsünün en az olduğu bir anda basınçlı su sesinin bir binanın altıncı katından kulakları ve beyinleri sinir edercesine duyulmasına ilk kez tanıklık ediyorlardı.

Üstelik başka bir sorun daha vardı.

 

Aynı istasyonun köpeği…

Sabaha kadar havlıyordu garibim. O havladıkça sokak köpeklerini başına topluyordu. O bağlı. Bağlı olduğu yerden kendini paralıyordu hayvancağız. Sokak köpekleri de kafes dışından. Anlayacağınız tam bir curcuna, tam bir şamata...

 

Tabii son derece canları sıkıldı.

Önce yengem istasyonun sahibi ile görüştü. Aralarında bir komşuluk ve tanışıklık olunca yengem rahat konuştu. Mal sahibi özetle dedi ki:

“Burası benim malım ve benim işim. Ortada bir rahatsızlık varsa ya siz taşınacaksınız ya da ben.”

Sonra kuzenim devreye giriyor. Aynı cevabı alıyor.

Oysa dertleri gündüz yapılan iş değil kesinlikle. Dert araçların gece ve sabah erken saatte basınçlı su ile yıkanması.

 

Bu istasyon sonuçta ruhsatlı yasal bir istasyon. Sabah belli bir saatte mesaisi başlar akşam belli bir saatte daha doğrusu ruhsatı veren kurumun belirlediği bir saatte de mesaisi biter.

Burada temel mesele belirlenen mesai saatleri dışında istasyonun self servis olarak jetonla hizmet vermesidir. Yani gece ve sabah erken saatte, daha horozlar ötmeye başlamadan insanların jeton atarak araçlarını basınçlı su ile yıkamalarıdır.

Belediye ile konuştular. Konuyla ilgili bütün resmi kurumlara sorunu taşıdılar. Herkes dinledi, hak verdi, uyarılar yapıldı ama hiçbiri nihai çözüm olmadı.

 

Köpek havlaması sorununu araştırırken bir şey öğreniyorlar. Sokak köpekleri rehabilite edildikten sonra tekrar sokağa bırakılıyormuş. Yani öyle ömür boyu barınaklarda tutulmuyorlarmış. Dolayısı ile basınçlı su sesinin yanında bir de köpeklerin kendilerini telef edercesine havlaması işin ayrı bir dramatik yanı oluvermiş. 

Kuzenim dedi ki;

“Gürol Ağabey bir köpek durmadan 5 saat havlar mı? Havlarmış. Ben de yeni öğrendim.”

 

Bu arada bu kadar tadilata ek olarak eve yine usta çağırdılar ve camlara ses engelleyici fitil yaptırdılar. Ama olmadı. Geçici olarak eşi ile yengeme taşındılar.

Yengeme taşınınca birkaç gece deliksiz uykunun keyfine vardılar.

 

“Peki kuzen” dedim; “Bu kadar basınçlı su ve köpek sesinden başkaları rahatsız olmuyor mu”

“Olmaz mı Gürol Ağabey, ama herkes alışmak zorunda kalmış” dedi.

 

Hatta sevgili okurlar buna çok güldüm; bir komşuları çareyi alkolde bulmuş. Alkol alınca ses mes duymuyor, mışıl mışıl uyuyormuş.

 

Özetle kuzenim ve eşi çaresiz.

Evlerini tekrar değiştirmeyi de ciddi ciddi düşünmeye başlamışlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.