Mahmut Goloğlu’nun yazıları!

Bugün tarihçi, kültür adamı, milletvekili ve yazar Mahmut Goloğlu’nun, 1978 yılında Türksesi gazetesinde kaleme aldığı iki yazısını köşemize aldık.
Mahmut Goloğlu, Trabzon tarihi hakkında çok sayıda özgün eser üreten bir isimdir. Goloğlu, milli mücadele yıllarını irdeleyen, ayrıntıları aktaran onca yazı yazmıştır. Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti-1 ve 2 başlıklı yazılarında Trabzon’da kurulan milli mücadele cemiyeti hakkında bilgi verir.  Goloğlu’nun 3,4,5 Haziran 1978 tarihinde Türksesi’nde bu yazıları kaleme alırken, biz de genç muhabir olarak üstadın yazılarını okurduk. İki yazısını sizlerle paylaşıyorum…

Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti-1
Milli Mücadele’yi başlatan iki büyük yasal kuruluştan, merkezi Anadolu’da olanın yeri Doğu Karadeniz Bölgesi ve adı Trabzon Muhâfaza-i Hukuk Cemiyeti’dir. Mondros Savaşı Bırakma Antlaşması’nın kötü uygulanması sonucu, vatanın işgaline başlanması üzerine milletçe yok olmaktan kurtulma çabası ile 1918 yılının sonunda harekete geçen Doğu Karadenizliler hemen bir yasal kuruluş meydana getirmek istemişler ve Rus sınırından Samsun’a kadar olan bölgenin merkezinden Trabzon’da yaptıkları 12 Şubat 1919 tarihli kongre ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’ni kurmuşlardı. Birçok hemşehrimiz bu cemiyetin kuruluşuna ait ayrıntılı bilgi istediklerinden bu yazımızda bu cemiyetin kuruluşuna ait ayrıntılı bilgi vermeye çalışacağız.
***

12 Şubat 1919’da resmen kurulmuş olan Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin kurucuları arasında hemen hemen Trabzon’un genç ve yaşlı bütün tanınmış kimseleri vardı: Cemiyet başkanı şehir ileri gelenlerinden Barutçuzade Ahmet Efendi, hukuk öğrencisi ve gazeteci Barutçuzade Ahmet Efendi’nin oğlu Faik Ahmet Bey (çok sonraları Halk Partisi’nde Başkan Yardımcısı olmuştur), Genç Hukukçu Sürmeneli Hâfız Mehmet Efendi (sonra Büyük Millet Meclisi’nde Trabzon Mebusu ve bir ara Adalet Bakanı olmuş, Bakü’deki Bolşevik Kongresi’ne katılmış, İzmir Suikastı’nda asılmıştır), Eyübzade İzzet Efendi (Osmanlı Türk Devleti’nin Trabzon mebusu idi. Birinci Büyük Millet Meclisi’ne de mebus seçilmiş, Ankara’ya giderken Samsun yolunda bilinmeyen kimseler tarafından öldürülmüştür), Eyübzade Ömer Fevzi (Genç bir avukat, gazeteci idi. Atatürk’e karşı olduğundan aleyhinde yayın yapmış ve yurt dışma kaçmış, Yüzellilik olmuştur), Abanozzade Hüseyin (şehrin ileri gelenlerinden olup Ömer Fevzi Eyüboğlu’nun kayınbabasıdır), Murathanzade Ziya, Nemlizade Sabri, Nemlizade Şevki, Çulhazade Kadri, Hatipzade Emin, Hacıalihafızzade (Ongan) Mehmet Salih, Kazazzade Hüseyin, Mollabekirzade Mehmet Ali, Müfitüzade Hacı Mehmet, Subaşızade Münir, Zehirzade, Zühtü, Hocazade İbrahin Cudi, Kulaksızzade İbrahim, Ustazade Nazmi Efendiler cemiyetin kurucuları idiler.
Cemiyetin başkanlığına Trabzon’un tanınmış ileri gelenlerinden, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Trabzon temsilcisi Barutçuzade Ahmet Efendi seçildi. Cemiyetin düşüncelerini yayma görevini Ahmet Efendi’nin oğlu Faik Ahmet Barutçu’nun sahibi bulunduğu İstikbal gazetesi üzerine aldı ve derhal Trabzon iline bağlı ilçe ve livalarda cemiyetin şubelerinin kurulmasına başlandı. Eskiden il ile ilçe arasında bir de liva denen idare kuruluşu vardı. İlin küçüğüne benzerdi. Meselâ; Trabzon il idi. Rize ile Gümüşhane Trabzon’a bağlı liva idiler. Giresun’la Ordu ise Akçaabat ve Vakfıkebir gibi ilçe idiler. Yalnız burada çok önemli bir noktayı özellikle belirtmek isteriz ki, Trabzon Milli Mücadele bayrağını açıp tüm Doğu Karadeniz Bölgesini içine alan ve merkezi Trabzon’da, yani Anadolu’nun içinde olan bu büyük yasal kuruluşunun Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’ni meydana getirdiği zaman merkezi İstanbul’da bulunan Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin Anadolu’da henüz hiç bir şubesi yoktu. Trabzon’daki cemiyet ise hızla bütün bölgeye yayılmaya, halkı silahlandırmaya, silahlı müfrezeler kurmaya başlamıştı.

Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti-2
Kurucular, Nemlizadelerin Uzunsokak’taki evinde ve Müftü İmadeddin Efendi’nin başkanlığından toplanarak cemiyet tüzüğünü kabul ettiler ve tüzük gereğince on bir kişilik merkez kurulu ile dokuz kişilik yönetim kurulu seçtiler. Barutçuzade Ahmet Efendi’nin başkanlığında hızlı bir çalışmaya giriştiler. Bir yandan halkı uyanık olmaya, birlik halinde bulundurmaya, cemiyet etrafında toplamaya çağırıyor, bir yandan da bölgenin her yanında örgütlenmeye çalışıyorlardı.
Trabzon'a bağlı Rize livasındaki şubeyi Mehmet Mataracı, Hakkı Ma¬taracı, Süleyman Tevfik Tuzcu, Mustafa Lazoğlu, Ahmet Güvelioğlu, Ahmet Hacıömeroğlu kurdular.
Of’ta Sarıalizade Ömer Ağa ile yardımcısı Çakırzade Haşan Tahsin Ağa şubenin kurucuları oldular.
Sürmene’deki şubenin başında İsmailçebizade Hacı Osman Efendi vardı.
Giresun’daki şubenin yönetim kurulu Dizdarzade Eşref Bey’in başkanlığında Öğretmen Niyazi Tayyip, Mühendis İbrahim Hamdi (Muhsin Elgen), Dr. Ali Naci Duyduk, Hukuk Öğrencisi Ethem Nazif Bey’den meydana geldi. Trabzonlu Avukat Cemil Ragıp (sonra Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü) ile Dava Vekili Bekir Sükûti Kulaksızoğlu (sonra Yeniyol gazetesinin sahibi) Giresunlu milli mücadelecilerin yakın çalışma arkadaşı oldular. Nuri Ahmed’in Işık dergisi ile Dr. Ali Naci Duyduk’un Karadeniz gazetesi Giresun’daki Milli Mücadele çabalarının yayın organı oldular, Cemiyetin kuruluş amacını anlattılar ve Milli Mücadele heyecanını şahlandırdılar. Trabzon’a bağlı Ordu ilçesindeki şubenin ve Milli Mücadele çabalarının temsilcisi İsmail Bey idi. Trabzon’a bağlı yerlerde hızla örgütlenmeye başlayan cemiyet bi yandan komşu illeri de örgütlenmeye ve birlik olmaya çağırıyor, bir yan dan da örgütünü silahlı savunma durumuna geçirmeye çalışıyordu. Cemiyetin Trabzon merkez örgütü bu amaçla İskele Kâhyası, yanı Kayıkçıların başı Yahya isimli kâhya ile anlaştı. Trabzon’un bütün motor ve kayıkçıları silahlandırıldılar. Denizdeki çalışmalarını bile silahları omuzlarında olduğu halde yapıyorlardı. Rize-Hopa bölgesinde Mataracıoğulları ile Tuzcuoğulları, Of bölgesinde Sarıalioğullan ile Çakıroğulları, Akçaabat bölgesinde Serdaroğulları silahlı müfrezeler kuruyorlardı, merkez Trabzon’da da Yahya Kâhya müfrezesi kurulmuştu. Giresunlular silahlı savunma için o sırada hakkında tutuklama emri bulunan ve bunun için dağa çıkmış olan Topal Osman Ağa’dan yararlanmayı düşündüler. Bunun için de önce Giresun Kaymakam Vekili Pertev Bey ile gizli bir görüşme yapıp durumu anlattılar ve Topal Osman’ın kasa-baya inmesine göz yummasını istediler. Olumlu cevap alınca da Keşap’a gidip Topal Osman’la görüştüler ve dağdan inerek cemiyetin silahlı müfrezesinin başı olmayı kabul ettirdiler. Zaten o sırada yalnız Topal Osman Ağa’nın müfrezesinde silah vardı. Ama bütün bu çabalar yetersiz kalıyordu, ordu ile anlaşmak lazımdı.
***

Goloğlu bir sonraki yazısında, ‘Milli Mücadele’de sivil- asker’ işbirliğini anlatıyor. Doğu ve Doğu Karadeniz Bölgesinde Rus-Ermeni tehlikesine karşı sivil silahlanmanın yetersiz olduğunu, halka verilecek silahın olmadığını söylüyor. Ordunun silahlarının toplanmış, işgalci devletlere  teslim edilmek üzere depolara doldurulduğunu, askerin büyük kısmının terhis edildiğini, çok az yerde birlik kaldığını, komutanların görevsiz olduğunu aktarıyor..
Goloğlu, Erzurum’daki 15. Kolordu komutanlığına atanan Kazım Karabekir’in, 19 Nisan 1919 da Gülcemal vapuru ile Trabzon’a geldiğini, belediyeyi ve Trabzon Muhafaza-ı Hukuk-ı Milliye cemiyeti yöneticileri ile görüştüğünü ve 30 Nisan’da Gümüşhane üzerinde Erzurum’a gittiği yazar.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar