Jeopolitikalar ve Jeoloji Mühendisliği

Önceki gün yine acı bir güne uyandık. Kuzey Irak’ta on iki yiğidimiz şahadete erdi. Şehitlerimiz ve hikayeleri canımızı yaktı, hala yakıyor. Şehitlerimize Allah’tan rahmet geride kalanlara sabırlar diliyoruz. Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez.

Neden hep Kuzey Irak?

Irak sınırlarımız Ankara Antlaşması  5 Haziran 1926 tarihinde yapılan Ankara Antlaşmasıyla çizildi. Ülkemiz bu antlaşmayı Iraklılarla değil o yıllarda Irak’ta sömürge yönetimini kurmuş olan İngiltere ile yapmak zorunda kaldı. Antlaşma şartlarına tarih kitaplarından ya da ilgili internet sayfalarından ulaşılabilir.  Ancak bu antlaşma ile olmasa bile devamında İngilizlerin yönlendirmesiyle Birleşmiş Milletlerin çıkarmış olduğu kararlar ile elimizden dünyanın en önemli petrol kaynaklarından birileri olan Musul ve Kerkük sahalarını masa başında yitirilmiştir. Süreç içerisinde, Misak-ı Milli içerisinde kalan bu vatan topraklarını kurtarmak için, büyük bir var olum savaşından çıkmış daha bebek sayılacak cumhuriyetimizin tüm kazanımlarını riske atması mümkün değildi ve atmadı da.

Aslında konumuz sınır bölgesinde sınırların nasıl geçirildiğine dair jeopolitikalar ve yer bilimleri.

Başta Birinci Dünya Savaşı ve ardından Kurtuluş Savaşı birçok okumuş vatan evladının şehit olmasına neden oldu. Askeriye dışında zaten sayıları çok fazla olmayan mühendis, özellikle de yer bilimci ve haritacı mühendislerin büyük bir kısmını vatan için şehit düştü. Antlaşmalar masalarda yapılırken sınırlar sahalarda çizilir. Antlaşmamızın taraf olduğu İngiltere’nin ise neredeyse 1200’lü yıllardan 1900’lü yıllara kadar kurulmuş en az yüz üniversitesi ile bu üniversitelerin bir kısmında ise modern jeolojinin doğumu olan 1600’lü yıllardan beri yer bilimleri eğitimi veren bölümleri vardı. Yani karşımızda haritacılığı, jeolojiyi bizden çok daha iyi bilen eğitimli bir ulus ile Irak sınırlarımızı çizmeye çalıştık.

O gün ki şartlar altında bizim iyi niyet, İngilizlerin ise her zamanki ileri görüşlülüğü (!?) altında çizilen sınırlar, daha sonraları bölücü terör örgütünün işine yaradı. Dağlık bir alan olan Kuzey Irak’ta sınırların bazı kritik lokasyonlarda dağların tepeleri yerine dağların ortalarından geçmesi ve tepelerin Irak tarafında kalması, sonraları sınır ihlallerinde karşı tarafın üstünlük sağlamasına neden oldu. Ülkemiz yapmış olduğu sınır ötesi harekatlarla zamanında İngiliz ileri görüşlülüğü (!?) ile çizilen bu sınırdaki dezavantajlı durumunu düzeltmeye çalışmaktadır. Yaklaşık yüz yirmi yıl önce kötü niyetli çizilen sınırların bedelleri şehitlerle ödenmektedir.

Benzer şekilde 20 Ekim 1921 tarihinde Ankara Anlaşması ile Suriye sınırımız Suriyelilerle değil o yıllarda Suriye’yi sömürgeleştirmiş Fransızlarla çizilmiştir.  Düz sayılabilecek bir arazi olan Güney Doğu Anadolu Bölgesinde sınırların nasıl işlerine gelindiği gibi çizilebileceğini Fransız mühendisler çok iyi bir şekilde göstermişlerdir. Nusaybin’e gidenler mutlaka görmüştür, Nusaybin bir cep gibi Suriye’nin içine sarkar. Bu satırların yazarı 1983 yılında Nusaybin-Cizre arasındaki sınır bölgesinde TPAO’da staj yaptığı zaman, İdil yol ayrımındaki TPAO’nın çalıştığı petrol sahasından o günlerde 1000 varil petrol çıkarılırken, Suriye tarafında sadece on km güneydeki petrol sahasından günde 100 bin varil petrol çıkartılmakta olduğunu öğrendiğinde şok olmuştur. Bu bölge sınırımıza çok yakın olmasına rağmen som yıllarda Silahlı Kuvvetlerimizin oluşturduğu Güvenli Kuşak içine alınması engellemiştir.  Suriye’nin Irak sınırına da yakın olan bu bölge günümüzde ABD destekli grupların elindedir.

İlk üniversitesi 1100’lü yıllarda kurulmuş olan Fransız devletinin görevlileriyle Suriye sınırlarımız çizilmiştir. Jeopolitik, silahın masada kaleme (bilgiye) yenilmesidir.  Bilgi evrenseldir. Ancak bilgiyi üretenler önce kendi çıkarlarına göre kullanır.

Yine bizim açımızdan acı başka bir örnek Kıbrıs’ta yaşanmıştır. Maden Yatakları hocam olayı anlatmıştı. Kıbrıs’ta asteğmenlik yaptığı dönemde, Kıbrıs’ın dünyaca ünlü bakır yataklarını incelemek istemiş. Ancak öğrendiği bilgi onu şok etmiş. Kıbrıs Barış Harekatı sırasında, Kıbrıs’ın ünlü bakır madenlerinden birinin maden işleme ünitelerine kadar ilerleyen askerimiz madeni aldık diye daha ileri gitmemiştir. Oysaki aldıkları sadece maden işleme üniteleriydi. Cevherin bulunduğu alan ise biraz daha güneydeydi (Hocamızın şunu belki atlamış olabilir mi diye düşündüm sonraları. Acaba cevher sahası alınmış da, masa başında sınır antlaşmaları yapılırken mi geri verilmiştir diye, olayın doğrusu mutlaka bir yerlerde kayıtlıdır). Ancak yine de 1970’li yıllarda bile sınır çizmedeki jeopolitiğin farkında olmadığımızı gösteren acı bir örnektir bu olay.

Yer bilimleri bilgilerinin ne denli hayati öneme sahip olduğunu gösterir örneklerdi yukarıdakiler. Yer bilimleri hayatın içindedir ve hayatın her alanıyla yakından ilgilidir. Bu konuları işleyen birçok yazı kaleme aldık. Ancak şu konuyu tekrar hatırlatmak gerek, günümüzde, 35’e varan Jeoloji Mühendisliği Bölümünden sadece 10 tanesi, benzer şekilde 15’e varan Jeofizik Mühendisliği Bölümünden sadece 5 tanesi ÖSYM kılavuzunda yer bulabiliyor. Harita ve Maden Mühendislikleri de birçok üniversitede öğrenci tercih sıkıntısı çeken bölümler arasında yer alıyor. ÖSYM tercih sisteminin ve mühendisliklere konulan baraj sisteminin sonucu ülkemiz yer bilimleri ordusu gittikçe erimektedir. Bunun acısını orta ve uzun vadede ülkemiz maalesef hissedecektir.  Yer Bilimleri ülkenin temeli için olmazsa olmazdır(Prof.Dr.Cüneyt Şen).

Güzel günler dileğiyle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Semi Hamzaçebi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kuzey Ekspres Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kuzey Ekspres hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kuzey Ekspres editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kuzey Ekspres değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Trabzonspor'da bu sezon sergilenen kötü performansının sebebi kim?