Destanlarda Madenler ve Madencilik

Madenlerin keşfi insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından birini oluşturur. Besin zincirinin ortalarında yer alan insan, önce taşlardan sonra da madenlerden yapmış olduğu aletler ve silahlar ile doğal ortamındaki düşmanlara üstün gelmesini bilmiştir. Bu sayede insanoğlu besin zincirinin tepesine tırmanmıştır.
Madenler ilk bulunuş ve yaygın kullanış zamanlarına göre yaklaşık son beş bin yıllık döneme adlarını bakır devri, tunç devri, demir devri gibi vermiştir. Bu gün günümüzde periyodik tablodaki elementlerin neredeyse tümünü kullanmamıza karşın günümüzden iki bin yıl önce ancak bir elin parmakları kadar element biliniyor ve işletiliyordu.
Maden Mühendisi N. Avşaroğlu, destanlarda adı geçen madenleri ve madenciliği konu alan eserleri bir kitapçıkta derlemiştir. Bu kitapçığa https://www.academia.edu/44106552/DESTANLARDA_MADENLER_VE_MADENC%C4%B0L%C4%B0K adresinden ulaşmak mümkündür. Kitapçıkta bulunan destanlardan en bilinenlerinden biri olan Dede Korkut Hikayelerinde demir ile ilgili kısımlar şu şekilde anlatılmıştır:
XI-XII. yüzyıllarda Türkistan’dan Anadolu’ya ve hatta Karadeniz’in kuzey bozkırlarından Doğu Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada hüküm süren Türk toplulukları bünyesinde Türk edebiyatının en güzel örneklerinden biri olan Dede Korkut Hikâyeleri yayılmaya başlamıştır. Türk kültürünün bütün unsurlarını en güzel şekilde ortaya koyan bu hikâyelerde şüphesiz demir ve demircilik ile ilgili de önemli bilgiler bulunmaktadır.
Dede Korkut Hikâyeleri’nde hem Türk hem de kâfir silahları için gök çelik manasına gelen “gök polat” ifadesi sıklıkla kullanılmaktadır. Burada bahsi geçen gök, mavi rengi işaret eden, Türklerde demir ve çeliğe yakıştırılan bir renktir. Kaşgarlı Mahmud’da eserinin birçok yerinde kullandığı “kök temür” deyimiyle Türklerdeki bu anlayışı yansıtmaktadır. Buradaki gök kelimesi bir yandan mavimsi bir rengi işaret ederken diğer yandan ise göğe atfedilen kutsiyeti ve dolayısıyla gök menşeli demirleri çağrıştırmaktadır.
Türk mitolojisinde hem yay hem de demir, güç ve kudret sembolüdür. Buradaki demir yaylı ifadesinde de iki kelime bir arada kullanılmış ve bu lakaba sahip olan kahramanın ne denli güçlü olduğu vurgulanmak istenmiştir. Ayrıca bazı Türk lehçelerinde demir yay deyimi “güçlü, kuvvetli anlamında eğilmez insanlar ve yapılması güç işler” için kullanılmaktadır. Türklerde Demir Yaylı lakabının kullanımı oldukça yaygındır. Minusinsk Tatarlarının efsanelerinde dünyanın öbür ucundaki Ak-Deniz’de yaşayan Demir Yaylı Ak-Han adlı bir destan kahramanı ve Selçukluların atası olarak bilinen Demir Yaylı Dukak bunlardan bazılarıdır.
Atalarımız madencilik alanındaki öncü topluluklardandır. Özellikle demir madenini diğer madenlerden daha fazla önemsemiştir. Demircilik mesleği kutsal bir meslek olarak görülmüş ve demiri dini törenlerde kurban takdimlerinde kullanılmıştır. Bu sebepten demire büyük saygı göstermiştir.
Günümüzde, insanlığın refahı ve hatta devamı için madencilik faaliyetleri devam etmek zorundadır. Ancak bu faaliyetlerin doğayı geri dönülmez ölçüde tahrip etmeden yapılması elzemdir. Doğa her şekilde geri dönülebilir noktadan itibaren kendi kendini onara bilir. Bunu bölgemizdeki tarihi maden işletmelerinin birçoğunda görmek mümkündür. Madenciliğe EVET, ancak vahşi madenciliğe HAYIR(Prof.Dr.Cüneyt Şen).
Güzel günler dileğiyle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Semi Hamzaçebi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kuzey Ekspres Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kuzey Ekspres hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kuzey Ekspres editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kuzey Ekspres değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Trabzonspor'da bu sezon sergilenen kötü performansının sebebi kim?
Tüm anketler