Bostvana’nın bağımsızlığı farklı oldu

Botsvana’nın bağımsızlığını elde ediş biçimi de diğer Afrika ülkelerinden farklı olmuştur. Bağımsızlık savaşlarının yıkıcı etkisi düşünüldüğünde Botsvana bu anlamda istikrarsızlaştırıcı bir süreç yaşamamıştı. Zira yerli siyasî elit, ülke yönetimini sömürgeci elitten son derece yumuşak biçimde devralmıştı. Aynı şekilde, bağımsızlık sonrasında birçok Afrika ülkesi (örneğin Angola ve Kongo), ideolojik kamplaşmalarla çetin jeopolitik mücadelelere sahne olurken Botsvana hükümetleri defansif realizm olarak tanımlanabilecek bir strateji ile Soğuk Savaş dönemindeki uluslararası müdahalelerden ve komşu ülkelerdeki siyasî kaoslardan uzak kalmaya gayret etmişti.

GELENEKSEL KURUMLAR

Botsvana’ya istikrarı getiren bir diğer faktör de geleneksel kurumların muhafazasıydı. Ülkede sömürgecilik öncesi dönemden beri var olan siyasî kültür ve kurumlar (özellikle kgotla adlı forumlar), demokratik siyasal sisteme geçişi kolaylaştırmıştı. Bağımsızlık sonrasında modern siyasî ve hukukî kurumlar benimsenirken geleneksel kurumlar bir kenara atılmamıştı. Farklı bir ifadeyle, Botsvana demokrasisi, gelenekselliği kullanarak meşruiyet zeminini güçlendirmişti. Bu bağlamda, Botsvana’daki gelenekselciliğin pragmatist yönü eleştirilebilirse de, birçok Afrika toplumunda var olduğu bilinen kgotla benzeri geleneksel kurumların modern siyaset kurumlarını takviye etmeleri ve Afrika kıtasında yoğun olarak görülen etnik, dinî vs. çatışmaların çözümünde yardımcı unsurlar olarak kullanılmaları mümkündü.

YOLSUZLUK HADİSESİ

Botsvana’da elmas gelirlerinin paylaşımı ile ilgili bir çatışma ya da yolsuzluk hadisesi söz konusu olmadığı için ekonomik büyüme sağlanabilmişti. Bu önemli bir başarıydı ancak büyük oranda elmas gelirlerine ve ihracata dayalı bir ekonomi uzun vadede sağlıklı olmayacağı için ekonomide çeşitlendirilmeye ihtiyaç duyulmaktaydı. Ayrıca millî gelirin eşit dağılımının sağlanması ve işsizlik oranının aşağı çekilmesi gerekmekteydi. Botsvana’nın demokrasi ve insan hakları konusunda da kayda değer bir mesafe kaydettiği aşikârdı. Sadece düzenli olarak seçimlerin yapılması ve askerî müdahale tecrübesinin olmaması bile Botsvana’yı istisnaî bir ülke yapmak için yeterliydi. Bununla birlikte, devlet başkanının hem devletin, hem hükümetin, hem iktidar partisinin hem de ordunun başı konumunda olması otokratik eğilimlere kapı aralamaktaydı.

SORU İŞARETİ

Bağımsızlıktan bu yana aynı partinin (BDP) iktidara gelmesi de seçimlerin eşit şartlarda gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda soru işaretlerine yol açmakta. Ayrıca, son dönemde gündeme getirilen Sanların tehciri meselesi Botsvana’nın insan hakları konusundaki olumlu siciline zarar vermişti. Netice itibariyle Botsvana, demokratik ilkeler açısından birçok Afrika ülkesinden (örneğin Ekvator Ginesi) daha iyi durumda ise de Sanlara ve diğer etnik azınlıklara karşı ayrımcı davranması, “model ülke” imajını zedeleyecek bir durum. Daha da önemlisi, Afrika kıtasına yönelik iyimser bakış açısının (Afro-optimizm) gelişebilmesinin Botsvana gibi istikrar modeli olarak gösterilen ülkelerin demokrasi ve insan hakları konusunda çıtayı yükseltmelerine bağlı olduğu yorumu yapılabilir.

VARLIĞINI SÜRDÜRDÜ

Botsvana'nın bağımsızlığını kazanmadan önce hakim olduğu bölgeler Bechuanaland adı ile ifade edilmekteydi. O dönemlerde Birleşik Krallık emperyalist güçlerinin kıtanın güneyinde ilerlemesi ve Boerlerin kurduğu Boer Cumhuriyetleri'nin bölgede art ardına kurdukları devletler ile sıkıntılı bir süreç yaşayan Batsvana halkı için bu durum bir tehdit oluşturmuş, bunun neticesinde güçlerini ve bölgelerini birleştirerek varlıklarını koruma yolunu seçmişlerdi. İngiliz hükümeti, Botsvana halkının birleşerek oluşturduğu bölgeyi 30 Eylül 1885 tarihinde himayesi altına aldığını açıklamıştı. Bu karar neticesinde yerel halk Boerlerin baskınlarına karşı İngiliz himayesini elde etmişti. İngiliz hükümetinin himaye altına alma kararının arka planında bölgede son dönemde yaşanan siyasi değişimler ve başta altın olmak üzere bölgede bulunan zengin yeraltı madenleri yatmaktaydı. Bölgede, 30 Eylül 1966 tarihinde Botsvana devletinin kurulması ile İngiliz hakimiyeti ve himayesi sona ermiş oldu. Botsvana bağımsızlığını kazandıktan sonra İngiliz Milletler Topluluğu üyesi olarak varlığını sürdürdü.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Kazancı

# altın

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kuzey Ekspres Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kuzey Ekspres hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kuzey Ekspres editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kuzey Ekspres değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Trabzonspor'da bu sezon sergilenen kötü performansının sebebi kim?