Ali Osman Aktaş

Ali Osman Aktaş

MAKUS TALİH

  Makus talih ya da üzerine yaftalanan kader diye bir şey varsa o da Trabzonspor’un yaşamış olduğu yaşadığı ve büyük bir ihtimalle de her zaman yaşayacağı bu durumlardır.
Günlerdir, haftalardır bizler yazmaktan kalemimizde mürekkep kalmadı, futbolcular itiraz etmekten ne yapacaklarını bilemez oldu, teknik direktör ve yönetim basın açıklamalarında bulunmaktan artık gına geldi sıkıldılar bıktılar ama hakemler yine aynı şekilde hiç de bıkmadan sıkılmadan usanmadan yapacaklarını yapıyorlar.
Trabzonspor aleyhine verilen kararlar ve lehine verilmeyecek kararların bir başka takıma daha bu kadar rahat verileceğini zannetmiyorum bu ligde.
Sanki Trabzonspor bu hakemlerin proje takımı. Kendimizi nasıl geliştiririz diye. 
O kadar rahat o kadar sıkılmadan utanmadan kararlarını veriyorlar ki hiç de düşünmüyorlar kararlar gerçekten hakkaniyetli mi? Eğer Abdülkadir Parmak kendini yere attıysa o zaman hakem olarak sarı kartını hakemi kandırmaktan dolayı niye göstermedin? 
Bu da ilginç bir durum. 
Futbolun teknik konularına hiçbir zaman girmeyeceğim diye daha önceden bu köşede yazdım, duyurdum. Benim yazdıklarım ya da söylediklerim Ünal Kaptanın ne kadar umurunda olur ya da olmaz bilemem ama yüzden herkes işine bakmalı, herkes işini yapmalı.  Benim işim de Trabzonspor ve onu ilgilendiren her şart ve durumun psikomental yorumu ve şartların oluşturmuş olduğu sosyometrisi.
Bir kere şu durumu baştan bir ele alalım. 
Ümraniye takımı bir alt ligden gelen ve bir önceki turda Fenerbahçe’yi iki maçta da evire çevire yenmiş bir takım. Kısacası taş gibi bir takım. 
Buna mukabil Trabzonspor bu takımla ilk mücadelesine çıktığında ne edip edip Trabzon’da bir tane bile olsun bir gol atmalıydı. Kupa maçları böyledir. 1-0 olsun yine de senin olsun. Bunu başaramadı Trabzonspor.
Ama ne yaptı Trabzonspor gitti orada ilk yarıyı Nwakeame’nin ayağından kazandığı çok güzel bir şutla 1-0 önde kapadı.
Bu belki daha iyiydi. Ama futbolda maç hiçbir zaman skor ne olursa olsun hakem son düdüğü çalana kadar senin lehinde bile olsa avantaj o maçı kazandırmıyor. Bunu BJK-FB maçında gördük. 
Son Ümraniye maçında da öyle oldu. Takım 1-0 önde bitiriyor ilk yarıyı ve ikinci yarı ne olduysa bir anda takım 2-1 geriye düşüyor. Aleyhte verilen penaltı mıydı değil miydi bize verilen penaltı mıydı değil miydi artık bu konuda konuşacak kafa kalmadı. 
Bizim konuşmamız gereken son 15-20 dakikada Trabzonspor bu kadar çok gol pozisyonuna girip de birini dahi gol olarak kale direklerinin arasından sokamıyorsa burada psikolojik, fizyolojik ve mental bir dağınıklığın rolü var demektir. 
Trabzonspor önce bu soruna çözüm bulmalı. Süper Ligde bu kadar çok gol pozisyonuna girip de bu kadar çok gol kaçıran başka bir takım daha yoktur.
Haklılar çocuklar, günlerdir aylardır eksik, zayıf ve zor kadrolarla maçlara çıkıyorlar. Bir yerde iflas edecekti bu vücutlar. Bu da Ümraniye maçına rastladı. Ama bu motivasyon ve güç kaybı bu maçta olmamalıydı. 
İnsan bu çocuklara da kızamıyor, bir şey de diyemiyor hal böyle olunca.
Ama ne edip bulup bu maçı Ünal Karaman bir şekilde kazanmalıydı. Olmadı, 2-2 de bitirmeliydi. O da olmadı. 
Bir yıl daha kupa hüsranıyla geçti. 
Sevmediğim bir kelime ama önümüzdeki maçlara bakacağız diyorlar ya. Öyle olsun, önümüzdeki maçlara bakalım artık.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.