Mehmet Nuri Sunguroğlu

Mehmet Nuri Sunguroğlu

Malazgirt ve İran Kürtleri

Kışın yaylalardan aşağıya inen Kürtler oturdukları evler için bir miktar kira ödüyorlar ama bu kira evlerinden çıkartılan Ermenilere verilmiyor.

yaziya.jpg

 

 

Neticede Devlet bu kira parasına el koymaktadır ve bu nedenle Devlet; Kürtlerin kendileri için ev yapmalarını ya da Ermeniler tarafından boşalmış köylere yerleşmelerini dolaylı da olsa istemediği görülmektedir.

Gelecek sayfalarda sözünü edeceğim ve buradan fazla uzak olmayan Eleşkirt tımarına yaz aylarında gelen İran Kürtleri dahi tüm mevsim boyunca sürülerini yörenin verimli ovalarında yaymaktadırlar ve karşılığında Hükümete çok az bir para ödemektedirler.

Bu nedenle yakın otlaklarını kaybeden yerliler neticede yukarılara çıkmak zorunda kalmaktadırlar. Bu defa da Kürtler verdikleri parayı onlardan geriye almanın yolunu aramaktadırlar.

Bundan bağımsız olarak genellikle her köy; nüfusuna göre Kürtlere bir miktar para vermek zorundadır. Sonuç olarak sadece gezginler değil, yörede yaşayanlar da soygundan muaf değiller ve kelimenin tam anlamıyla Kürtler yörenin ağalığını ellerinde tutmaktadırlar.

***

 

Kürtlerin Türklerden ve Hıristiyanlardan aldığı vergiyi Devlet neden kendisi almıyor da Kürtlere bırakıyor olması ve bu yabancıların sürüleriyle otlağa gelmelerine izin vermesi ilk bakışta anlaşılmaz gibi görülmektedir.

Böyle bir uygulamada halkını koruyarak Kürtlerin zulmüne bırakmadan da onlardan aldığı vergiyi doğrudan halktan alabilmek imkânı görülse de, Hükümetin buna gücü yetmiyor ve işin kolayına kaçtığı açıkça görülmektedir.

Son zamanlarda denendiği gibi Devlet bu yabancı (İranlı) Kürtlere Eleşkirt ovalarına gelmeyi yasaklasa, bu defa da yöre halkı yağmalara ve saldırılara maruz kalarak diğer vergilerini de ödeyemez duruma gelecekler.

Öte yandan Hükümet zor kullanarak vergi toplamak için yeteri kadar güçlü olmadığını biliyor ve bu işi Kürtlere bırakarak çaba sarf etmeden Kürtlerden aldığıyla yetiniyor.

Türkiye'de nereye bakarsanız bakın; bu, ya da buna benzer nedenlerle koca bir imparatorluğun üzgün, hatta sefil durumda olduğunu görmekte geç kalmazsınız.

Belli ki Malazgirt zamanında çok güvenli inşa edilmiş bir şehir. Kale kuleleri, öne çıkan burçları ve 10 m yüksekliğinde çifte duvarlarıyla inşa edilmiş dayanıklı bir şehir olduğu her halinden belli oluyor. Doğuya doğru yükselen arazideki kale hala daha iyi durumda olup Müsellim Efendi orada oturuyor. Kalenin içinde farklı zamanlardan kalma yazıtlar var. Bu yazıtlar eski ve yeni Ermeni alfabesiyle olduğu gibi Kufi ve Arapça alfabelerinin de kullanılmış olduğunu tespit ettik. Yazıtlar deşifre edilirse tarihi açıdan çok büyük kazanç olacağında şüphe yoktur.

***

 

Kitabelerin çok yerde tersine konulmuş olması, ya da sadece yarısının duvarda kullanılması gösteriyor ki, şehir duvarlarında olduğu gibi kale duvarlarının da birçok defa tamir edildiğidir. Şarkın insanları tamirat yaptıklarında eski taşları, ama özellikle üzerinde yazılı olanları tekrardan kullanmayı çok severler.

Şehrin kendisi veya kalesi önemli bir boyuta sahip değiller. Buda gösteriyor ki şehir daha önceleri veya iyi zamanlarında ovaya kurulu mahallelerden oluşuyordu; yaptığımız kısa gezilerde gördüğüm bazı izlerin buna işaret ettiğini fark ettim.

Burada izleri olan geçmiş kültürlerden kalan 3 köprü var. Bunlardan birisi daha önce sözünü ettiğim Hatun köprüsüdür.

 

-DEVAM EDECEK-

 

Önceki ve Sonraki Yazılar