MANOLYA AĞACI İÇİN  PLANI DEĞİŞEN OKUL: TRABZON LİSESİ

    1887’de eğitime başlamış. Ülkemizin ve bölgemizin en eski eğitim kurumlarından biri...
Zamanın Trabzon Valisi Girit doğumlu SIRRI PAŞA döneminde bizzat Vali Sırrı Paşa önderliğinde Trabzon Lisesi inşaatı başlayıp bitirilmiştir. Hatta o dönemde şehir encümeninde bazı ihtiyaç mallarına zam yapılarak gelirinin okulun yapımına harcaması için karar alınmıştır.
Zam yapılan ürünlerin içinde ekmek de vardı. Trabzon halkı tabiri caizse yediği her lokmadan bir kısmını arttırıp eğitim için yardımda bulunuyordu.
   O döneme kadar maalesef Türk öğrencilerinin rüştiyeden sonra gidebileceği lise düzeyinde bir okulu yoktu. Oysaki Trabzon'da yaşayan Rumların görkemli binalara sahip okulları vardı. Bunlardan hâlâ eğitime hizmet veren bugünkü Kanuni Anadolu Lisesini örnek verebiliriz. 
Okul 1893 yılında ilk mezunlarını 6 kişi olarak vermiştir. 1914/1915 savaş yıllarında hastane olarak kullanıldı. 1915/1916-1916/1917 öğretim yılında Rus işgali dolaysıyla öğrenim yapılmamış.1918/1919 yılında da öğrenci bulunamadığından mezun verilememiştir. Çünkü memleket işgal altındaydı Çanakkale'de olmak vardı.
Ve gittiler.
Gidenler;
manolya.jpg"ASLA DÖNMEYİ DÜŞÜNMEDİLER"
Sonra... Ülke kurtuluşa erer... Trabzon Lisesinin binası artık yorgundur. Yeni bina şarttır.
Binanın mimari çizimi Türkiye'de birçok projeye imza atmış okul Mimarisinde ünlü Alman mimar Bruno Taut tarafından yapıldı.
"Manolya ağacı dursun. Bina biraz geriye alınabilir" diyerek çevre hassasiyetini koruyarak avan projelerini çizen TAUT bir de şerh koyar planlara:
"OKULUN GÖRÜNÜMÜ BOZULMAMASI İÇİN YOL ÜZERİNDE YAPILACAK BİNALARA İKİ KATTAN FAZLA RUHSAT VERİLMEMESİ. .."
İnşaat iki yıl sürdü. 1940-1941 öğretim yılında hizmete açıldı.
Kurulduğundan bu yana 100.yılındaki verilere göre 16.100 öğrenci mezun oldu... (Kaynak:Trabzon Lisesi 100.yıl Albümü)
Mezunu ve Edebiyat öğretmeni olarak ta görev yapmakla onur duyduğum Trabzon Lisesi'nin tarihi tescilli binasında yapılacak herhangi bir tadilat ya da düzenlemede çok dikkatli olunmalıdır. En azından Alman Mimar Taut kadar. .
Yol kenarındaki iki  kat meselesi mi?
Biz okurken Trabzon Lisesinin karşısındaki ev derdik bir yer tarifi için.
Şimdiki çocuklar falan apartmanın karşısındaki okul diye tarif ediyorlardır
belki de..Durumu anlayın...
Allah'tan Manolya ağacı orda ve bütün olanlara tanıklık ediyor.
Bugün de ülke çapında birçok başarılara imza atan Trabzon Lisemizin değerli yönetici öğretmen ve öğrencilerimize selam ve sevgilerimizi gönderirken tüm mezunlarımıza başarılı sağlıklı ömürler diliyorum. Vefat etmiş öğretmen ve mezunlarımızı rahmetle anıyorum...
Trabzon Lisesi bütün hatıraları ile birlikte kent belleğinin canlı örneği olarak yaşatılmalı
Abdülhamit döneminde şehrin ileri gelenlerinin önderliğinde ve halkın yardımlarıyla kurulup, Cumhuriyet döneminde binası yenilenip "EĞİTİM" için her zorluğu aşarak kurulan Trabzon Lisesi, daha uzun yıllar bu tarihi kimliği ile eğitime hizmet verecektir...
Bu arada son zamanlarda statüsü değişip Fen Lisesi konumuna geçen Trabzon Lisesi'nin yeni ismi üzerinde de tartışmalar yapılıyor.
Mustafa Kemal Atatürk'ün 1924 yılında Trabzon Lisesi'ni ziyaretlerinde okulun şeref defterine "BEDENİ İDMAN FİKRİ İDMANLA MUVAZİ  OLMALI" yazmıştı.
Okulun spor yurdunu ziyaretinde yazdığı bu notla "akıl ve spor"un birlikte oluşturduğu başarıya dikkat çeken Atatürk,gücün yine de eğitimde olduğunu vurgulamıştı.
Çağın şartlarına göre düzenlemelere evet. Ama tarihe mal olmuş okulun isminin değiştirilmesine hayır.
Kentin hafızasına kazınmış ismin değiştirilmesi  o kente yapılan en büyük haksızlıktır.
Kağıt üzerinde ismi değişmiş olabilir. Ama bu,yüzyılı aşmış bir eğitim yuvasının tarihi  misyonu ile özdeşleşmiş ve bir kentin ve bölgenin simgesi haline gelmiş varlığına gölge düşürür.
Binlerce mezununun gönlünde okullarının ismi zaten TRABZON LİSESİ olarak yaşamakta.


   MUHTEŞEM KANUNİ İLE ZAVALLI KARINCA
            
kanuni.jpg  Kanuni Sultan Süleyman, yabancıların "Mangifcent", MUHTEŞEM diye adlandırdığı Trabzon doğumlu güçlü kudretli cihan padişahı...
Hikâyemiz güç kudret ve imparatorluk üstüne değil. Bildiğimiz karınca ve bir ağaç, hikayemizin ana kahramanları. Bir de gerçek İslâm alimi EBUSUUD...
Padişah olayın içinde ama karar verici değil. Karar veren, kararı verenin kararını verdiren de "adalet ve merhamet"
Bu adalet tartısında KARINCA ile KANUNİ karşı karşıya... Karınca dediğinin cüssesi ne ki tartıya  koysan gram etmez...Ya koca hakan ,tartmaya kalksan alet çekmez...
Günlerden bir gün Kanuni yorulmuştur, odasında çalışmaktan, devlet-i âlinin işlerini yoluna koymaktan, Sarayın dört duvarı arasında.
Şöyle bir nefes alayım demiş Topkapı sarayının bahçesinde...
Gün güzel...hava lâtif...Bahçe mis kokulu çiçeklerle bezenmiş.Ağaçlar salkım saçak.
Ama bir ağaç gözüne takılmış. Biraz soluk. Yaprakları pörsümüş.
Güzelliğine gölge düşmüş.
Bir de ne görmüş ağacın kökünden yukarı gövdesine karıncalar üşüşmüş.
Ağaç kurumak üzere. Belli ki ömrü çok sürmez bir tedbir alınmalı. Kendi bir çare düşünmüştür. Ama yine de sordu bahçıvana, nedir bunun çaresi diye.
Cevap çok hoşuna gitmese de yoktur başka bir yol belki de diye geçirir içinden.
Ağaca kireç dökülür ise karıncalar kaybolur ağaç kurtulur denince, Kanuni'nin içine bir dert düşer;
"Ağaç kurtulur da karıncalara ne olur?"
EBUSUUD Şeyhülislam makamındadır.
Kanuni şair MUHUBBİ olarak derdini anlatan bir beyit yazar ve ulaklara verir tez elden iletilmek üzere EBUSUUD 'a gönderir.
AĞAÇLARI SARINCA KARINCA
GÜNAHI VAR MI KARINCAYI KIRINCA!

EBUSUUD aynı zamanda Kanuni'nin hocasıdır. Aynı üslup ve aynı tarzda, aynı vezinle cevabını yazar... Ama ne cevaptır bu... Nasıl cevaptır bu.. Bütün zamana hükmeden adalet ve ahirette hesaplaşmaya dairdir. Padişah ta tartılmış bu terazide karınca da ve ADALET üstün gelmiş tartıda...
Kanuni'nin hocası  EBUSUUD  verir cevabı:
YARIN HAKK'IN DİVANINA VARINCA
SÜLEYMANDAN HAKKIN ALIR KARINCA

Evet bütün mesele "YARIN HAKK'IN DİVANINA VARINCA" karıncanın bile hak alacağını bilerek yaşamakta...

    TİSAD'IN AYASOFYA ÖNERİSİ VE RESTORASYONLAR

Trabzon'da şu anda bir çok tarihi eser restore halinde. Eserlerin geleceğe taşınmak üzere  restore edilip fonksiyonel hale getirilmesi çok önemli. Lakin bir planlama gerek. Trabzon turizmi için çok önem arz eden Ayasofya, Sumela, Kostaki Konağı restoreleri aynı anda devam ediyor. Yani üçü de ziyarete kapalı. Bu da Trabzon turizmini olumsuz etkiliyor.
tisad.jpgOlmamasını istediğimiz ve bir an evvel kurtulmak için ulusça çaba gösterdiğimiz bu Coronalı günlerde turizmin tüm dünyada  duraksaması ilimizdeki tarihi mekanların restore nedeniyle kapalı olduğu döneme gelmesini  de bir şans olarak düşünmek gerek.
Doğrusu tarihi yapıların aslına uygun restore edilip özgün yapılarını bozmadan hizmete sunmak öyle göründüğü gibi kolay bir iş değildir. Hele  şu gün bitecek demek de hiç doğru değildir. Çünkü öngörülemeyen bir çok imalat her an karşına çıkabilir. Sumela ve Kostaki'deki çalışmalara bu gözle bakmak gerek.
   Sumela'nın bir an önce ziyarete açılması tabi ki önemli. Asırların ötesinden gelen bir yapıda çalışılıyor. Yerine konulacak ya da yerinden alınacak her bir taşı çok iyi analiz etmek gerekir. Buna rağmen bazı yetkililer Sümela'nın şu tarihte açılacağını deklare edip açılmıyorsa bilin ki işin mutfağında olanlara sorsaydılar başka türlü konuşurdular... Net tarih vermezdiler. Çünkü bu işler uzun soluklu işlerdir.
Ayasofya'da da restorasyon ve bahçe düzenlemesi devam ediyor. Bazı olumsuzluklar yüzünden bahçe düzenlemesinin yeniden gözden geçirilmesi bekleniyor. Açıkçası betona boğulan çevrenin  orijinal hale getirilmesi gerekiyor.
Bu aşamada Ayasofya için TİSAD  önemli bir öneride bulundu.
Ayasofya'nın bahçesini açık hava müzesi yapılsın istiyor TİSAD.(Trabzon Turizm İşletmecileri ve Acentaları Derneği)
Mevcut eserlerin sergilenmesi ile bahçenin değerleneceğini belirten sektör temsilcileri bu konunun gündeme alınmasını talep ediyorlar.
Binanın kendisi zaten anıt müze niteliğinde.
Bahçesinde  oluşturulacak Roma, Bizans, Osmanlıdan kalma taş eserlerle açık hava müzesi yerli ve yabancılar tarafından ilgi çekebilir.
Halen ülkemizde Vakıf Müzeler faaliyette bulunmakta ve ziyaretçi kabul etmektedir.
TİSAD  diyor ki açık hava müzesi ücretli olur. Camiye gidenlerle ziyaretçilerin kullanacağı güzergah farklı şekilde düzenlenerek sadece ziyaretçilerden alınacak ücretle vakıf eserlerine de hizmet verilebilir. Bu öneriyi değerlendirmek gerekiyor diye düşünüyorum.
Akçaabat Ortamahalle'de bulunan Sn.Micheal Kilisesi'nin de restorasyonu bitmek üzere. Bahçe düzenlemesi ile ilgili şikayetler geliyor, beton kaplanmış diye.
İlgili kurumun kamuoyunu aydınlatması gerek. Çevresiyle bir bütünlük sağlayacak olan eser Ortamahalle ve dolaysıyla Akçaabat/Trabzon'a turizm açısından değer katacaktır. Bu beton ya da beton üstü taş döşeme işi moda oldu nedense. Ya  bakımı kolay diye yapıyorlar ya da çim çiçekle kim uğraşacak diye...
Oysaki kültürel bir peyzaj tarihi değer taşıyan kimlikli yapılara çok yakışıyor. Örnek mi arıyorsunuz, Atatürk Köşkü 'nün bahçesindeki çiçeklerle binanın uyumu fotoğraf sanatçılarına hep ilham olmuştur.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar