Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

MERHABA DOSTLAR

YAZ BİTTİ, GÜZ GELDİ

 

Günler çok çabuk geçiyor. Takvim yaprakları adeta ağacın yaprakları gibi, birer birer düşüyor. Yaşam da tükeniyor elbet. Sınırlı bir süre. Bu sınırı bildiğimiz halde sanki sonsuz gibi yaşıyoruz. Birkaç ay köydeydim. Köyde doğmuş, köyde büyümüş uzun bir süre köyde görev yapmış birisi olarak köye alışmışım, köyden bıkmadım. Çok güç koşullar altında köyde yaşasam da yine köyü severim, seviyorum. Şimdiki köyler eski köyler gibi değil. Köyler adeta kent. Çok katlı apartmanlar, en modern ulaşım araçları tarlalar kapandı, çayırlar çalılık oldu, her yan orman. Hani o kan ter içinde taşınan yükler, çarıklar bile esirgenirdi. Azıklar, bayat ekmek, peynir soğan... Artık en modern yemekler. Kısaca köyler artık kent. Zaten büyükşehir adı ile köyler de mahalle olmuş ya. Benim için mahalle değil köy. Biz mahalleli değil köylüyüz. KÖYLERİMİZİ GERİ VERİN. SİZE KENT MAHALLERİ YETER…

Köyde güz bir başka güzel. Meyveler dallardan sarkmış. Yapraklar sarı kırmızı, yeşil… Göz alabildiğine güzellik. Arap turistler “Herhalde cennet bu...” diyorlar öylesine güzel. Güz ardından kış. Sürekli yağmur ve soğuk yüksek dağların doruklarını aklaştırmış, “Kış geliyor” uyarısı yapılmış. Odun yakıt da sorun değil, parası olana... Çalışırsan her yan odun. Ancak köyler yazlık gibi bu aylarda boşalıyor. Bilmem gelecek baharda yazda kimler var. Kimlerle buluşur söyleşiriz. Yurdun dört yanından gelen dostlar birleşir, köy meydanında cami avlusunda anılar yâd edilir. Nice yazlar da güzlerde buluşmak dileğimle.

UZUN BİR SÜRE YAZAMADIM; ZEVKLE OKUYAMADIM

Köyde ağabeyim gazetemi her gün getirdi, sağ olsun, okudum. TV izlemekten nefret ediyorum. Güzel bir radyo almıştım, oradan TRT TÜRKÜ ve TÜRK SANAT MÜZİĞİ dinledim. Yıllar öncesine müzikle gittim. TRT bir bu işe yarıyor, bu da biterse...

Akıllı telefonuma aklım yetmiyor. İnternet izliyordum az da olsa ancak yazamıyordum. Bu nedenle ancak bir kaç görüntü paylaştım o kadar.

Yazmak istediğim çok şeyler oldu yazamadım, sıkıldım. Dilerim bu açığı kısa sürede kapatırım. Gerçi okuyan olmayınca yazsan neye yarar. Hani birkaç kişi okusa da yine insan boşalıyor. Haberleşme olanakları geliştikçe okuyan azalıyor. Görsel organlar öylesine tek yanlı ki hiç izleyesi gelmiyor insanın. Ne açık oturumlar, ne haberler bir işe yaramıyor. Haberler başlarken hep ayni şeyler. Açık oturumlarda hep ayni kişiler. Bir kaç kanal izlenmeye değse de yine bir işe yaramıyor. Çünkü “Adın ne Reşit... deda işit”  halk deyiminde olduğunca de işit. Gerçek dinlemesi gerekenler, anlaması gerekenler ne dinliyor ne anlıyor. Onlar bildikleri havayı vuruyor. Bizimki ne derse doğru der… diyor başka bir şey dinlemiyor.

OKUMAK DA YAZMAK DA ÇOK GÜZEL

İnsan bu meçhul. Kafatası içinde yumruk kadar kıvrımlı bir et. Yıllarca kayıt yapıyor. Ekliyor ayrıştırıyor. Açıklanması olanaksız bir aygıt. Yaşı 80-90 konuşuyor. 60 -70 yıl önce yaptığı kayıtları seslendiriyor, canlandırıyor. Biz bizdekinin farkında değiliz, karşımızdakine hayran hayran bakarız... Evet, olağanüstü bir aygıt. Bu aygıtın çalışması büyük bir giz. Ancak bilinen bir şey var. Kullanıldıkça gelişiyor, eskimiyor. Beyin kullanıldıkça canlanıyor yenileniyor. İşte beyni çalıştıran en önemli eylem okumak, dinlemek ve dinlediklerini, okuduklarını yoğurup yeni düşünceler elde etmek. İşte beynin dostu bu. OKUMAK, okumak, dinlemek ve birikimleri yer yer çıkarıp konuşmak, yazmak.

Okumayı da, yazmayı da çok severim. Daha çocukluğumda oyuncaklarım babamın getirdiği gazete, dergi v e az da olsa kitaptı. Elime para geçse ilk işim önceden heves ettiğim kitapları almaktı.  Çocukluğumda yazmayı da hayal ederdim. Hani evcilik oynar ya çocuklar ben de elime geçen kâğıtlardan oyuncak gazete yazar duvara asardım.

YENİ EĞİTİM YILI BAŞLADI

Kulağımda ders zili sesi. Şimdi müzikli olmuş, sesli olmuş. Belki daha güzel. İlkokulda iken okulun tunç bir zili vardı. Elde asılarak tutulur, içerisine bir demir parçası ile vurulurdu. Zili çalmak da bir zevkti. Herkese zili vermezlerdi. Başkan kime isterse zili verirdi. Öğretmen” Oğlum z ili çal “dediğinde zil kime verilmişse yüzünde bir gülümseme o çan biçimindeki zili çalardı

Ders zili çalıyor ya da çağrı anonsu yapılıyor. Ne olursa olsun okullar açıldı. Yıllardır eğitim sorunları bitmez. Her yıl yenileri eklenir, bir kısmı çözülür ve öylesine bu süreç başlar Çocuklarımız en büyük zenginlik kaynağımız, israf etmeyelim. Çok iyi değerlendirelim. Bu konu çok önemli bu konuda çok okudum çok konuştum ç ok yazdım. Çok daha okunacak dinlenecek konu var. Çok daha konuşulacak yazılacak düşünceler var. Yeter ki dinleyelim, okuyalım ve gerekirse düşüncelerimizi söyleyelim, yazalım.

YENİ EĞİTİM YILININ ÇOK BAŞARILI GEÇMESİNİ DİLERİM.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.