MERYEMANA MANASTIRINDAN KARA HABER!

 

Atam; seni sevgi, saygı ve minnetle ANIYORUZ. Ve Atam seni çoook ARIYORUZ, çok!

 

 

Türkiye, tarihi eser zengini ancak bunun kıymeti bilinmiyor.

Karadeniz bölgesinde de, dünya çapında ün yapmış eserler var. Bunların en önemlisi Trabzon'un Maçka ilçesindeki Sümela Manastırı. (Yine Maçka sınırlarındaki Kuştul Manastırı da Sümela kadar önemli ancak tarih ve kültür katili defineciler yüzünden tanınmayacak hale geldi)

Bölgemizdeki en önemli ikinci manastır, Giresun'un Şebinkarahisar ilçesinde bulunan Meryemana Manastırı. Bu manastır da, Sümela gibi olağanüstü bir dağın yamacında yer alıyor.

Biz bu manastırın bir an önce restore edilerek, turizme kazandırılmasını istedik. Bunun için uzun soluklu ve önemli çabalar gösterdik. Sonunda, Giresun'un eski Valisi Dursun Ali Şahin manastırın bulunduğu köyün yolunun standardını yükseltti. Sonra köyden Meryemana Manastırına giden yolu ihale etti.

Yol bir yıl aradan sonra çöktü!

Manastıra adeta yol değil, dere yatağı yaptılar!

Taşları Şiran'ın Ara köyünden geldi. Manastıra çıkan yolun çevresi yaklaşık 1 metrelik duvarla çevrildi. Yeterli su kanalı açılmadı. Yapılanlar da ilgisiz yere açıldı üstelik yetersiz kaldı. Ve yol yapılalı tam bir yıl oldu.

Geçen hafta Şebinkarahisar Meryemana Manastırı'na yeniden gittik. Ve inanılması zor manzarayla karşılaştık.

Yolun bazı bölümleri, yapımının üzerinden daha bir yıl geçmeden çökmüştü. Su akarlarını yeniden yapmak zorunda kalmışlardı. Ve yıkılan, çöken yerler öylece duruyordu!

Bu milletin parası adeta çöpe atılmıştı!

 

Manastırda yapılan

restorasyon olamaz!

 

Restorasyonun önce kelime anlamına bakalım, ne demekmiş; Eski, tarihi, otantik ve özgünlük değeri olan, önemli bir olaya ev sahipliği yapmış eserin, ASLINA UYGUN OLARAK, ASLİ MALZEMEDEN, ASLİ YAPIM TEKNİĞİNDEN, ve özgünlüğünden faydalanarak, MÜMKÜN OLDUĞU KADAR AZ MÜDAHALE ile KORUYARAK onarılmasıdır.

Restorasyonun kelime anlamı işte bu...

Elbette biz restorasyon uzmanı değiliz ancak görünen köy de kılavuz istemiyor!

İşte biz de burada gözlemlerimizi anlatacağız. Sonunda bize hak vereceğinizi biliyoruz!

Ama önce size, manastırda çekim yapmamamız için bizi engellemeye çalışan görevli bayanın tavrından söz etmek isterim.

Manastırdan görüntü aldırmak istemeyen görevli kadın, neredeyse manastırı başımıza yıkacaktı. Sonunda Şebinkarahisar Kaymakamı ile Giresun Valisi'ne ulaşarak çekim izni aldık. Ve elbette haberci şüphesi ve dürtüsüyle, neden engellenmek istediğimizi kendi kendime sormak istedim. Bu sorunun yanıtını, manastıra girdikten ve orayı gördükten sonra anladım.

Zamanında ben müteahhidi uyarmış, Sümela'da yapılan katliamı örnek olarak anlatmıştım. Müteahhit de bana, "Siz merak etmeyin. Ben burayı en iyi şekilde restore edeceğim. Merdivenin kalan bölümünü de çok güzel yapacağım" demişti.

Ve maalesef verilen hiç bir söz yerine getirilmedi. Bırakın bana verilen sözü, restorasyonun anlamına uygun hiç bir iş yapılmadığı görüldü.

Merdiven son derece gelişigüzel hazırlanmış. Harcı yetersiz ve dökülüyor! Taşlar kendiliğinden düşüyor! Tam bir şişirme merdiven yapılmış!

Manastıra gelince, asıl anlatmak istediğimiz çarpıcı noktalar burada; ŞEBİNKARAHİSAR MERYEMANA MANASTIRININ, KEÇİ KILI İLE KARIŞIK SIVASI TÜMÜYLE KAZINMIŞ, FRESKLER YOK EDİLMİŞ! YERİNE KENDİRLE KARIŞTIRILMIŞ SIVA YAPILMIŞ VE BEYAZA BOYANMIŞ. ORTAYA BİR MUĞLA BODRUM'DAKİ EVLERE BENZEYEN BİR HİLKAT GARİBESİ ÇIKMIŞ!

Üstelik, manastırın çatısındaki bazı noktalardan sular sızmış, sıva bozulmaya hatta dökülmeye başlamış!

Pencerelere sıradan kesme taşlar yerleştirilmiş!

Manastır adeta, Bordum evlerine dönüştürülmüş!

Halbuki biz manastırın aslına uygun olarak restore edilerek turizme kazandırılmasını istiyorduk. İnsanların bu değerli eseri görmek için ilçeye akın etmesini, Şebinkarahisar ile çevresinin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmesine katkı yapmasını, göçün durmasını hattı göçün tersine dönmesini hedefliyorduk.

Ne var ki, bu çalışma manastırın değerine büyük ölçüde zarar verdi ve umutlarımızı yerle bir etti.

 

Vali Karahasan'a

düşen görev...

 

Şimdi, buradan Giresun Valisi Sayın Hasan Karahasan'a seslenmek isteriz; Sümela Manastırı'nda da benzeri hatalar yapıldı. TÜRSAB Genel Başkanı Başaran Ulusoy ile 70 kadar arkadaşı, Sümela'daki restorasyon rezaletini görünce tepki gösterdiler. Çalışmayı protesto ettiler. Bu yoğun tepkiyi biz habere dönüştürdük. Haber NTV'de yayınlandı ve restorasyon tartışılmaya başlandı. Sonunda Kültür ve Turizm Bakanlığı, uzmanlardan oluşan bir heyet görevlendirdi. Heyet Sümela'da inceleme yaptı, yürütülen çalışmanın Sümela Manastırına zarar verdiği sonucuna varıldı. Ve restorasyon adı verilen çalışma durduruldu!

Görevliler, 15 gün içinde çalışmanın biteceğini ve Şebinkarahisar Meryemana Manastırı'nın tesliminin yapılacağını ifade ettiler.

Bence Sayın Vali manastırda yürütülen ve tarihi eserin değerini ortadan kaldıran bu rezaleti yerinde görmeli ve durumu Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bildirmeli. Ve bir heyet de ilçeye gelerek, yapılanın restorasyon olup olmadığına karar vermeli!

Merdiven ve restorasyon çalışmasını yürüten müteahhide de gerekli cezayı vermeli!

 

 

ŞEBİNKARAHİSAR'DA

BİR TURİSTİK OTEL!

 

Geçen hafta, Giresun'un Kulakkaya yaylasına yapılan turistik otelde karşılaştığımız kabalıktan sonra, turistik tesis açmanın yeterli olmadığını, işletme anlayışı ile personelin davranış biçiminin daha önemli olduğunu anlatmıştık.

Benzeri bir sorunla Şebinkarahisar'da karşılaştık.

Biz, Şebinkarahisar'daki benzersiz tarihi eserlerin, zengin bitki örtüsünün, doğal hayatın, yöresel ürünlerin, zengin oksijeninin, yaban keçisi, keklik ve tavşan avının çok büyük zenginlik olduğunu yıllardır anlatıyoruz. Şebinkarahisar vadisinin turizmle gelişip kalkınacağını düşünüyoruz. Yoksulluğun ve göçün biteceğini, hatta göçün tersine döneceğini biliyoruz. Bunun için ter döküyor, enerji, zaman ve para harcıyoruz!

Ancak, Şebinkarahisar'a gittiğimizde, yöre halkının anlayışında bir değişiklik olmadığını fark ediyoruz.

Buna bir örnek vermek istiyorum.

İlçenin ileri gelenleri, 3 yıldızlı bir otel yaptılar. Yeri ve planı yanlış da olsa, konaklama ihtiyacını yanıt veriyor.

Ne var ki, işletme anlayışı çok gerilerde!

Meryemana Manastırı'na çıkarken haliyle yorulduk ve ter kan içinde kaldık. Gelip otele yerleşip duş alıp, biraz dinlenmek istedik. Ancak ne kaloriferin yanmadığını, sıcak suyunda olmadığını gördük.

Resepsiyonu aradık, kaloriferin saat 18.30'dan itibaren yanacağını, sıcak suyun da yine aynı saatte verileceğini söylediler!

Güler misin, ağlar mısın?

Biz yörenin kültürel, doğal ve yerel varlıklarını anlatıp, insanları buraya yönlendirmeye çalışırken, yerel yatırımcılar parasal kaygılar nedeniyle insanları ilçeden uzaklaştırıyorlar!

Şebinkarahisar Kaymakamlığı işletmeciyi uyarmalı! İşletmeci de, müşteriden çok kendisini düşünme anlayışını terk etmeli!

 

                                                                                                                

GÜMÜŞKAYAK KIŞA HAZIR!

 

Geçen hafta Torul ve Zigana vadilerindeki olumsuzlukları anlatmış, tüketicileri uyarmıştım.

Gelen tepkilerden anladım ki, yazı hayli etki yaratmış. Bundan elbette mutlu oldum!

Dilerim, Trabzon ve Gümüşhane'deki ilgili resmi kurum ve kuruluşlar Torul ve Zigana vadilerindeki tesisleri doğru dürüst denetlerler. Hijyen, kaçak kesim, vergi kaçırma, yaygın olarak yapılan eksik gramajlı et, sebze ve meyve satma girişimleri engellenir.

Geçen hafta güven veren, hormonlu kuzu yerine kendi yöre hayvanını servis yapan 3 işletmeye de referans olmuştuk.

Ancak bu tesislerden birini atladığımızın farkına vardık; o da Zigana'nın zirvesindeki Gümüşkayak tesisleri.

Trabzon'a yaklaşık 60 kilometre uzaklıktaki Gümüşkayak tesisinin durumunu 30 yılı aşkın bir süredir bilirim. Yapıldığı yer yanlış; sürekli rüzgar alıyor. Üstelik iç tasarımı da çok hoşa giden cinsten değil.

Binayı yıllar önce kiralayan Lütfü Dayı (Eroğlu) ile oğulları Mehmet ve Osman Eroğlu, büyük bir özveri ile burayı işletmeye çalışıyorlar. Binada ve çevresinde sürekli yenilikler yapıyorlar. Kışın hayli hareketlenen tesiste görevlendirilen kayak öğretmenleri, küçük büyük herkese kayak sporunu öğretip, sevdirmeye çalışıyorlar! Bunu da başarıyorlar.

Amatör kayakçılar için fena bir yer değil. Kış eğlencesi açısından Trabzon, Gümüşhane ve çevredeki iller için önemli bir yer.

Üstelik, bazıları gibi sürekli hormonlu kuzu satmıyorlar.

Eroğlu ailesinin kendi sürüsü var, satıp servis yapıyor!

Neredeyse unutacaktım; yolunuz düşerse etin yanına mutlaka ama mutlaka yoğurt isteyin. Çünkü bu yörenin en iyi yoğurtlarından biri burada servis ediliyor.

Yoğurt elbette Türk mutfağında çok önemli bir yere sahip. Peki, Trabzon'da doğal ev yoğurdunu başka nerede bulabilirsiniz? Hemen söyleyelim; Maçka'da Sümer Restaurant'da... Yine Zigana vadisinde Zigana Tatil Köyü ile Bekçiler mevkiindeki Dağ Tesislerinde. Zigana'daki yoğurtlarda, Hamsiköy'deki ev ürünlerinden oluşuyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.