Gürol Ustaömeroğlu

Gürol Ustaömeroğlu

MİMARLIKTA YEMEĞİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Bir Çerkez Torunu olarak yemekle aram son derece iyidir. Vücudumun şimdilik dört bir tarafında bulunan hava yastıkları bunun en bariz ispatıdır. Şimdilik diyorum, çünkü bu hava yastıkları ile yaşamaktan mutlu olduğum söylenemez. Zaten doktorlar da bir an önce bunları yok etmemi nasihat etmektedirler.

 

Yıllar önce dünyaca ünlü bir fastfood zincirinin Trabzon’daki mimari projesi benim ofisimenasip olmuştu. Bu iş benzerleri arasında kentimizde ilk idi. Tasarım sürecinde edindiğim ve hiç unutmadığım bir bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum. O dönem bu markanın şubelerindeyeşil rengin kullanılmadığını fark etmiş ve nedenini sormuştum. Aldığım cevap çok ilginç idi:

“Yeşil renk iştah keser.”

Yeşili ile ünlü bir bölgede yaşıyor olmamız yeşil renginin iştah kestiği gerçeğini engelleyemiyordu.

 

Bir mimar olarak yaşadığımız konutlarda mutfağın önemli bir mekân olduğunu iddia edebilirim. Hatta ironi yapayım; kullanıcılar mutfaklara sınırsız para harcamakta ama o mutfakları tasarlayan mimarlara ücretödemekte son derece sınırlı davranmaktadırlar.

Peki mutfaklar böyle iken yemekler hangi ve nasıl mekânlarda yenmektedir?

Bu konuda dörtmekânbaşı çeker.

 

Birincisi, salonlardır. Kalabalık aile yapısı ve yoğun dostluklar, büyük yemek masalarını gerektirdiği için salonlar bu masalara göre tasarlanmaktadır.Bu da beraberinde olabildiğince büyük salonları getirmektedir.

Bir diğer mekân pek sık rastlanmamakla beraber yemek odalarıdır. Genellikle, o da pek nadir müstakil konutlarda yemek odalarını görebilmekteyiz.

Üçüncü mekân, balkonlardır. Mimari projelerde balkonlar artık camla kapalı ve içinde yemek yenen mekânlar olarak tasarlanmaktadır.

Dördüncümekân ise mutfaklardır. Önemli mekân olarak tanımlanan mutfaklar için olmazsa olmaz donatılardan biri yemek masalarıdır. Çekirdek aile göz önüne alındığında mutfaklarda vakit geçirilen öğünler kahvaltı ve akşam yemeğidir. Dolayısı ile kalabalık bir aile yemeği veya bir dost toplantısı söz konusu değilse öğünlerin mutfak masalarında geçirildiğini söyleyebiliriz. İşte bu nedenle kullanıcılar için mutfak vazgeçilemez ve ihmal edilemez bir mekândır.

 

Peki bende bol kiloya sebep olan mutfakta ben ne yapmaktayım?

 

Öncelikle eşimin hem yemekte hem de yemeğin sunumunda son derece maharetli ve zevkli olduğunu iddia edebilirim. Bu nedenle mutfağa müdahale ettiğim gün sayısı sınırlıdır. Buna rağmen özellikle şu pandemi günlerinde mutfakta işleri ele aldığım da olmaktadır. Pandemiöncesinde ise zaman zaman gün içinde eşimi aramakta ve eve erken gideceğimi o akşam yemeğinin benden olduğunu söylemekteydim.

 

Yemek, ailemiz için bir ihtiyaç değil, bir zevk, bir kültürdür. O an mutlu olmaktır. O anı yaşamaktır. Bu bize atalarımızdan mirastır. Bu nedenle yemek yemekten alınan zevki en az yemek öncesi hazırlıktan ve yemek sonrası masa başı sohbetten de almaktayız. Mutfağımızda yemek ayrımı yapmayız. Ama yemekte ne olursa olsun mimarlıktaki form ve sunuş dediğimiz olgular yemek masamızın da vazgeçilmezidir. Form ve sunuşun etkili olması için yemeğe bir misafirin gelmesine ihtiyaç yoktur. Önemli olan kendimize duyduğumuz saygıdır.

 

Yemek ve mimarlık ilişkisinin salt mekânsal bir tanımlama ile ele alınmaması gerektiğine inananlardanız.Yemekler de mimarlık kültürü içinde yorumlanabilmelidir.

 

Mesela sebze yemeklerini tümevarım olarak değerlendirebiliriz. Küçük parçalardanbütüne ulaşmak tümevarımla anlatılabilir. Bir türlüyü, bir karnıyarığı bu yöntemletanımlayabiliriz. Salatalarımız bile böyledir.

 

Et yemeklerini tümdengelim olarak ele alabiliriz. Kabul edilir bir bütünden küçük parçalara ve tatlara ulaşmanın yolu tümdengelimle anlatılabilir. Bir balık veya bir tavuğun tadının garnitürlerden ayıklanmasının zevki hiçbir yerde yoktur ve içindekisoğanı, havucu, patatesi hissetmek ancak tümdengelimle açıklanır.

 

Çorbalar ve pilavlar toplumsal bir tasarımla eşdeğerdir. Evrensel yemekler olaraksürdürülebilir bir kültür ve mimarlık gibi görülebilir çorba ve pilav. Hele pilavın o taneciklerinin diriliği adeta bir kent planlamasındaki bütünün doğru işleyişi gibidir.

 

Ya tatlılarımız?

Ekspresyonizmin ve minimalizminetkisini tatlılarımızda hissetmemek mümkün müdür?Sade ve bir o kadar da dışavurumcu bir tanım tatlılarımıza ancak bu kadar yakışabilir. Mesela bir aşurenin dışavurumculuğu eşsizdir. Ya tulumbanın o görüntüsünün altındaki minimalist tat?

 

Yemeklerinizde mimarlığı bir deneyin. Önce yemeğe sonra sunumuna önem verin. Göreceksiniz mutluluğunuz ve kendinize saygınız artacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.