Moloz’daki cami kimin ve milyonluk asansör!

   Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi’nde dün ilginç tartışma yaşandı. İYİ Parti Meclis üyesi Davut Çakıroğlu, ‘Başkan Zorluoğlu’na Moloz’daki caminin kimin olduğunu sordu.
Başkan Zorluoğlu , ‘Moloz’daki alanın 28 dönümü camiye tahsis edilmiş, cami alanı. Geri kalan 170 dönümlük alan ise Büyükşehir Belediyesine aittir. Caminin yapımını bir dernek üstlenmişti. Türkiye’de cami nasıl yapılıyorsa Moloz’daki cami de öyle yapılmıştır. Cami içerisinde konferans salonu gibi düzenlemeler var. Cami dışındaki alan için proje hazırladık. Hepsinden önemlisi denize nazır bir yeşil alan oluşuyor. Şehrimizin yeni bir yaşam alanı oluşuyor. Buranın sahibi Büyükşehir Belediye Başkanlığıdır’ dedi.
cfa96000-11f5-4742-9117-64b99b0eec57.jpgDolgu alanları bildiğimiz kadarıyla hazinenindir. Belediyeler, bu alanları hazineden alır. Kiraya verdiklerinde de kiranın bir kısmı hazineye gider.  Dolgu alanı, bir protokolle Belediyeye devir edildi mi edilmedi mi, bilmiyoruz. Başkan, ‘Buranın sahibi Büyükşehir’dir’ dediğine göre devir edilmiştir.
Camiye gelince; Eski Bakanlardan Erdoğan Bayraktar dolgu alanında cami yapılması için büyük uğraş verdi. Yakınlarına bir dernek kurdurdu ve camiyi de o dernek adına Alemdar Derneği adına yaptırıyor. Cami alanı oldukça geniş, orada büyük bir ihtimalle işyerleri vs. de olacak. Bu işyerleri derneğin uhdesinde mi yoksa Büyükşehir Belediyesinde veya Diyanette mi olacak, bilmiyoruz.  Cami Belediyenin veya Alemdar Derneğinin ise, camide görev yapacak imamların, müezzinlerin vs. maaşlarını belediye veya derneğin vermesi gerekiyor.
Bu arada, kimileri dolgu alanına bu denli devasa bir kütlenin yerleştirilmesinin, dolgu alanları yönetmenliğine aykırı olduğunu söylüyor. Gerçi, dolgu alanlarına spor tesisleri, ibadethaneler vs. yapılabiliyor. Yasa veya yönetmeliğe göre Moloz’daki dolgu alanına ibadethane yapılabilir ancak bu denli devasa bir bina yapılır mı? Bize göre yapılır, çünkü Türkiye’de yasa, yönetmelik kağıt üzerinde!
 
Milyonluk asansör!
Ayasofya sahilinde, sahilden Ayasofya’ya çıkan yolun deniz tarafında yıkılan ve yerine yenisi yapılacak olan apartmanlar, Beşirli’nin ilk çok katlı yapılarından biridir.
Bu iki binanın zemin katı, yoldan epey yüksektir. Alt katta işyeri de yoktu. Yapımcı firma, apartman sakinleri ile anlaştı ve orada altta işyeri olacak bir veya iki blok yapımına başladı. Bu arada, apartmanların önünde demirden yapılmış olan üst geçidi de söktürdü. Yaya üst geçidin söktürülmesi normal karşılanabilir. Normal olmayan olay, bu üst geçidin biraz daha ilerisine Ayasofya’nın tam dibine asansörlü bir üst geçit yaptırılması.
Üst geçit mevcut yerinden 10-15 metre daha doğuya kaydırıldığında aslında sorun da halledilmiş olurdu.
Ama Büyükşehir Belediyesi bunu yapmadı ve daha da doğu bölgesine tam da Ayasofya’nın gölgesine asansörlü üst geçidi konduracak.
Büyükşehir Belediye Meclisi’nde İYİ Parti meclis üyesi Davut Çakıroğlu, bu konuyu da gündeme getirdi ve ‘Yapan firma 1 milyon masraf yapacakmış. Bence bu bir kazanım değil. Tarihi miras hepimizin. Ayasofya’nın siluetini bozacak bir şeyi kabul etmiyorum’ dedi.
Başkan Zorluoğlu,  Çakıroğlu’nun eleştirisine, ‘Trabzon Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından siluete zarar vermeyeceği kararı verilmiştir. Kamu menfaatine bir çalışmadır. Doğrudan benim bilgim dahilinde bir çalışmadır. O alana en ufak bir zarar verilmeyeceği kanaati bizde oluşmuştur’ diye cevap verdi.
Davut Çakıroğlu, eleştirisinde haklı. Kentin önemli bir mekanında isteğe bağlı olarak yaya üst geçidi veya başka bir imalat yapılması doğru değil. Orada bize göre yapılması gereken iş, sökülen yaya üst geçidi mahalleye çıkan yolun doğu tarafına monte etmektir... Ki, bu yapıldığında ne görüntü kirliliği olur ne de eleştiri gelirdi.
 
Hagia Sophia ismi hiç değiştirilmedi!
 
İstanbul fethedildiğinde Ayasofya Kilisesinin Patrikhaneye değil İmparatora ait bir ibadethane olması hasebiyle camiye çevrilmesi mülkiyet değişiminin gereği idi. Hagia Sophia ismi ise hiç değiştirilmedi. Zaten Osmanlı yer isimleri konusunda tutucu değildi. Yerin mülkiyetinin uhdesinde bulunması yeterliydi.
İstanbul ismi Cumhuriyet sonrası resmi kullanışa girmiştir. Osmanlı konstantiniyye ismini sikkelerin üstünde resmi yazışmalarda ön plana çıkarmıştır. Osmanlı çok uluslu imparatorluk olduğu için bugün anladığımız manada milli duygular Osmanlıda yoktur. Tüm dünyada uluslaşma süreci1800'lü yıllarda başlamıştır çünkü. Bazen bizler bugünkü zihinsel birikimimizle dünü değerlendirerek yanılıyoruz.
Gelelim Ayasofya kilisesinin cami yapılmasına. Doğrusu bence bir bina kilise olarak yapılmışsa kilise kalmalı, cami olarak yapılmışsa cami, havra olarak yapılmışsa havra. Hırsızlık malını göstere göstere kullanmak gibi gelir bana elin kilisesini cami yapmak. Kilise sahiplerinin camiyi yıkması veya pazar, sergi, ibadethane yapması beni ilgilendirmez. Biz medeniyiz ve bu medeni bir insana, insanlığa yakışmaz. Trabzon Ayasofya Kilisesi cami oldu da ne kazandık? Corona geldi bütün camileri kapattı.
Çalış Japonya gibi Sony'den Toyoto'ya senin teknolojin dünyaya yayılsın, başkasının malına el koymakla büyünmez. Büyümek üretmekle mümkündür ganimetle değil.
(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)
 
Doktorunuz diyor ki!
Tetanoz; yaralanma sonucu vücuda giren tetanoz mikrobunun oluşturduğu zehrin neden olduğu bir hastalıktır. Kuluçka süresi ortalama on gündür. Ateş, terleme, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyonla seyreder. Göğüs, boyun, sırt ve karın kaslarında kontrol edilemeyen kasılmalar olur, çene kilitlenir, çoğunlukla ölümle sonuçlanır. Tetanozdan korunmanın en etkili yolu; aşıdır. Çocuklukta yapılan tetanoz aşıları on yılda bir tazelenmelidir. Yaşamın ilk ayı içerisinde görülen tetanoza; yenidoğan tetanozu denir. Göbek kordonunun temiz olmayan şartlarda kesilmesiyle meydana gelir. Bebekte emme güçlüğü ve ağlama ilk bulgulardır. Bu bulguları çene kilitlenmesi, kasılmış vücut ve kasılma nöbetleri izler. Yenidoğan tetanozunu önlemek için hamile kadınlara tetanoz aşısı yapılmalıdır. Tetanoz tedavisi ayrı bir odada yoğun bakım şartlarında yapılır.
(Dr. Kemal Küçükali)
 
Ayasofya bir tarihtir!
 
Ayasofya’yı gerçekten cami yapmak isteyen bir kararname yayınlar olur biter. Bunca teraneye ve Ayasofya’nın cami yapılmasına gerek var mı, bir ihtiyaçtan mı, yoksa başka şeyleri gündemden düşürmek için mi bunca terane?
Boş işlerle uğraşmakta üstümüze yoktur. Tarihe ve onun hatıralarına saygı göstermek de erdemdir. Ayasofya bir tarihtir.
(Temel Kahveci)

Önceki ve Sonraki Yazılar