02.09.2021, 08:16

MUAŞERET

‘’Hastasıyım’’ sözü ile ününe ün katan Ayhan Sicimoğlu bir programında; ’’şimdi medeniyet sınavı yapacağım ’’diyerek, yaya geçidine adımını atar atmaz araçlar durduğunda ‘’Sınavı geçtiler, İstanbul’da olsam ezilmiştim’’ diyerek özeleştirisini yaptı. Ben de İtalya’da aynı olayı bizzat yaşadım. Bizde sözde yaya geçidi var, ama yol boşsa geçebiliyorsunuz, o zaman çizgilere ne gerek var. Kuralların olduğu ve uygulandığı toplumlar medeni yaşar ve mutlu olurlar. Aslında herkesin bildiği kuralları tekrarlamış olacağım ama yine de katkım olursa ne mutlu bana.                                                                                                                                           Bazı kavramların tanımını yapalım. Görgü (Terbiye), bu kurallarla aile ve toplum içinde eğitilmek ve kurallara uyum sağlamada alışkanlık oluşturmaktır. Nezaket, terbiye sonucu geleneklere uygun, saygılı, dürüst, ahlaklı bir davranışın tanımlamasıdır. Zarafet ise, zorunluluk olmadan, karşılık beklemeden, geleneklere uygun, güvenli, hoşgörülü, rahat, akıcı sözler ve hareketlerle kişinin yarattığı etkidir.

Terbiyeli, nazik ve zarif olmak hiç zor değil ve sosyal statüye göre de düzenlenmiş bir özellik de hiç değil, her çevrede uygulamak kolay. Nezaket ve incelik, insan olarak yaşam boyu korumamız gereken en değerli özelliklerimizdendir. Şimdi ifade edeceklerim genel davranış şekilleridir, mutlaka böyle olmalıdır anlamı çıkarılmamalıdır, işin özünün saygı ve sevgiden ibaret olduğunu bilmek önemlidir.

Hitap şekilleri: Karşımızdakiler ile nasıl konuşulacağının bilinmesi başarılı bir ilişki kurmanın da temelinin oluşturur. Genel bir kural olarak, söze yaşça büyük başlar, konuyu seçer veya değiştirilebilir. Sözlü iletişimin başlamasında kadının da önceliği vardır. Kadınların yaşı sorulmaz, kilo almışsınız denmemeli ve kaç çocuğunuz var diye sorulmamalıdır. Konuşmada  ‘’Oğlum, ulan’’ gibi hitaplar asla tercih edilmemelidir.

Karşılıklı konuşurken onay mahiyetinde “Hı, hı” denmemelidir. Muhatabın fikrine katılmadığınız zaman, “Hayır, öyle değil, yanlış söylüyorsunuz” diye kırıcı bir üslup yerine, “Ben aynı kanaatte değilim, ben daha değişik düşünüyorum” şeklinde daha nazik cümleler kurulabilir. Tanımadıklarımıza “Siz” diye hitap etmeliyiz. ”Sen” diyebilmek için arada bir samimiyetin olması gereklidir. Yaşça büyük olanlar gençlere “Sen” diye hitap etse bile gençler aynı şekilde hitap etmemelidir.

Karşılıklı konuşmalarda (Diyalog) dinlemesini bilmeli çünkü konuşma sırasını belirlemek erdemli bir davranıştır. ”Sözünü balla kestim, sözünü unutma” gibi müdahaleler kırıcı ve gereksizdir. Bilgi paylaşımında kısa, öz ve açık ifadeler kullanılmalı ve bilgiçlik, ukalalık taslanmamalı; “Her şeyi ben biliyorum” havasıyla “Büyük laflar” edilmemelidir. Keza bana sıra gelsin de konuşayım havasında dinler gibi yapmamalıdır.

Selamlaşmada genel olarak küçük büyüğü, erkek kadını, ayrılan kalanları, gelenler mevcut olanları selamlar. Erkekler sokakta tanıdık bir kadına yalnız başına rastlayınca onu görmezden geldiğini sezerse selam vermeden geçebilir. Tanıştırılmada; yeni gelenler mevcut olanlara, küçükler büyüğe tanıştırılır. Tanıştırılan kim olursa olsun kıyafetin önü iliklenir ve tebessüm edilir. Kadınlar tanıştırılırken oturuyorlarsa ayağa kalkmazlar ancak daha yaşlı bir kadın için kalkılmalıdır. Erkek otururken tanıştırılırsa kim olursa olsun ayağa kalkar. Tanıştırmayı yapan daima ayakta olmalıdır. Odaya kadın girdiğinde erkek her zaman ayağa kalkar ve kadın oturmazsa oturmaz. İki kişi birbirleriyle tanıştırılınca “Nasılsınız?”, ”Memnun oldum” gibi kibar cümleler kullanırlar. Kendini tanıtırken isim ve soyadı söylenir. “Çağdaş Özgür” gibi… Tanıştırılan kişinin belirli bir özelliği varsa o da söylenir. Bir kadın, eşini başkalarıyla tanıştırırken “Bey” diye değil “Kocam” veya “Eşim” diye tanıtmalıdır.

El sıkma veya el öpme: El sıkmada önemli kural, büyüğün elini uzatmasını beklemektir. Erkekler hiçbir zaman kadınlardan önce el uzatmamalı, kadının elini uzatmasını beklemelidir. Çiçek göndermek nazik davranışlardan biridir. İlke olarak erkeklere çiçek verilmez. Çiçek götürürken aşırıya kaçılmamalı, yeterli miktarda ve tek adet (5-7-9 gibi) sunulmalıdır.

Telefonla konuşurken arayanı bilmiyorsanız, “Buyurun efendim” ile söze başlanabilir. Yanlış numara arandığında mutlaka kibarca özür dilenmelidir. Yaşça büyük birisiyle veya bir kadınla konuşurken telefonu onun kapatması beklenmelidir.

Aslında her şey empati (Duygudaşlık) yapmaktan yani “İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır” atasözünü düstur edinmekten ve düşüncede sevgi ile saygının egemen olmasından geçiyor.

1 Eylül mü, 21 Eylül mü tartışıla dursun, biz 365 gün Barış’tan yana olalım…

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…  

Yorumlar (2)
Hüseyin Şimşek 5 ay önce
Gürsel bey yaşadığımız günler açısından çok önemli bir konuya değinmişsiniz tebrik ediyorum. Toplumun sevgi ve saygıya çok ihtiyacı var.
İbrahim Taşar 5 ay önce
Saygı değer ve sevgili Komutanım
Abim
Çağdaş, ve modern insan
Harika Eğitmen ve
Gerçek dürüst ve Demokrat
Değerli insan
Kalemine yüreğine sağlık
Sizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum
Yine çok güzel ve değerli
Bir değerlendirme yapmışsın
tüm ülkemiz ve insanlarımız için
Çok faydalı bir değerlendirme
Keşke ülkemizde Herkes böyle düşünse ve uygulasa
Bu değerlendirmeniz bence
Tüm eğitmenlere bir rehber olmalı
Aynı zamanda
Bu ve tüm fikirleriniz
Takdire şayandır
Fikirleriniz
Ve tesbitlerin
Türkiye MEB tarafında
İlkokulda tutun üniversitelere kadar
Ders olarak verilmeli
Sağlıklı ve mutlu günler dilerim
Saygılarımla
Namaz Vakti 26 Ocak 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
5
parçalı bulutlu