Semi Hamzaçebi

Semi Hamzaçebi

MÜHENDİSLİK PROJELERİNDE YER SEÇİMİNİN ÖNEMİ

Bir jeoteknik proje planlamasında, proje sahasına yönelik genel saha değerlendirmesinin, projenin ilerleme aşamasında karşılaşılabilecek olası problemleri önleme açısından önemi herkesçe bilenen bir gerçektir. 
Planlama aşamasında karşılaşılması öngörülen mühendislik jeolojisi problemlerinden birisi de heyelanlardır. Günümüzde artan nüfus oranıyla birlikte ortaya çıkan barınma, ulaşım, su ve enerji temini gibi ihtiyaçların tesis edilmesi amacıyla gerçekleştirilen mühendislik projelerinin sayısında da çok ciddi bir artış meydana geldiği görülmektedir. Yerleşim alanlarında bina, ulaşım, altyapı tesisi amaçlı yapılan proje çalışmaları ile baraj, tünel, otoyol, enerji santrali gibi daha büyük ölçekli projelerde özellikle kazı-dolgu çalışmaları sırasında karşılaşılan en önemli mühendislik jeolojisi problemlerinden birisi olan heyelanlar açısından proje sahasının durumu çoğu zaman irdelenmekle birlikte, bu irdeleme istenilen düzeyde olamamaktadır. Çalışmalar sırasında tercih edilen yöntem, genellikle kazı yapılan alanda kazıyla eşzamanlı şev yenilme değerlendirmeleri şeklinde olmakta, sahanın heyelan geçmişi ve bu geçmişe yönelik sahip olduğu potansiyel göz ardı edilebilmektedir. Böyle durumlarda kazı-dolgu işlemleri başladığı andan itibaren belirli bir zamandan sonra ortaya çıkan kazı profilindeki şevlerde meydana gelen yenilmeler çoğu zaman telafisi oldukça güç durumların da ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Proje boyutu her ne olursa olsun, çalışma yapılan alana ait alanın heyelan potansiyelini ortaya koyacak bir bilginin, yani öncelikli olarak bir duyarlılık haritasının varlığına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu haritanın, çoğunlukla orta ölçek olarak kabul edilen 1:25.000 ile 1:100.000 arasında olması benimsenmektedir. Çalışılan alandaki heyelanlara ait envanter bilgisinin toplanması sırasında bölgede önceden meydana gelmiş heyelanların “aktivitelerini” tamamlayıp tamamlamadıklarıyla ilgili bilginin elde edilmesi, yani kütlenin tamamen dengeye ulaşarak duyarlı bir topoğrafya geliştirip geliştirmediği bilgisinin elde edilmesi son derece önemlidir. Yapılacak duyarlılık değerlendirmelerinde kullanılacak olay bilgisi olarak kabul edilen envanter haritalamasında, alanda geçmişte meydana gelmiş hareketlerin aktivite durumlarından yola çıkılarak bir değerlendirme yapılmasında fayda görülmektedir. Özellikle otoyol, karayolu, demiryolu, su, elektrik, petrol ve doğalgaz boru hattı gibi yaklaşık çizgisel bir hat boyunca geçilecek güzergâhın heyelan potansiyelinin belirlenmesi, yapılacak kazı çalışmaları sırasında veya hat tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak dinamik ve statik yüklerden kaynaklı kütlesel yenilmeleri önceden kestirerek ihtiyaç duyulacak mühendislik önlemlerinin alınmasında kolaylık sağlayacaktır. Kentsel gelişim alanlarında son yıllarda kontrolsüz sayılabilecek boyutlarda yerleşim alanlarının oluşturulması, bahsedilen hassasiyetin çoğu zaman göz ardı edilmesine de neden olmaktadır. Hareketin aktivite durumu, boyutu, türü ne olursa olsun yerleşim alanı ve güzergâh hattı seçimleri sırasında proje alanının heyelan potansiyelin ortaya konulması ciddi boyutlarda can ve mal kaybının önüne geçilmesinde yarar sağlayacaktır. Ülkemizde gerçekleştirilen mühendislik projelerdeki artış, hızlı karar alma ve uygulama pratiğini de beraberinde getirmektedir. Parsel ölçeğinden bölgesel ölçeğe kadar uzanan projelerde proje öncesi yapılacak jeoteknik uygulamalarda (özellikle kazı-dolgu) çalışma öncesi alana ait öncelikli olarak çalışılacak ölçek detayını karşılayacak heyelan duyarlılık haritasının üretilmesi gerekli görülmektedir. Gözlenen heyelanları tetikleyen faktörler (yağış, deprem, patlama sonucu yapay titreşimler gibi) belirlenerek olay gelişimiyle olan ilişkilerinin ortaya konulması sağlanmalıdır. Bu sayede, alana ait “tehlike” haritalarının üretilmesi mümkün olacaktır. Projenin amacına uygun olarak yapılacak çalışmalar (kazı, patlatma, dolgu vb.) gerçekleştirilmeden önce alana ait elde edilen duyarlılık ve tehlike haritaları üzerinden alternatif aksiyonlar ve bunlara karşı alınabilecek mühendislik önlemleri belirlenmeli ve uygulanmalıdır.
Alanda olası hareket türlerinden etkilenecek taşınır-taşınmaz unsurlara ait “hasar görebilirlik” değerlendirmesi gerçekleştirilmelidir. Buradan itibaren hazırlanacak “risk” haritaları üzerinden olası mali zarar durumu belirlenebilecek, böylelikle ortaya çıkabilecek beklenmedik durumlarla karşılaşılmasının önüne optimum seviyede geçilebilecektir.
 Yukarıda sunulan bilgiler ışığında Trabzon özelinde yaptığımız değerlendirmelerde:
Dere yatağında planlanan yeni otogar projesi 
Şehir merkezindeki iki ana vadi olan Tabakhane ve Zağnos vadilerinde yıkım sonrası yapılan şuursuzca yapılaşmalar.
 Şehirdeki diğer küçük vadilerin inşaat alanına dönüştürülmesi, derelerin üstleri kapatılarak yol yapılması sonucu sahil boyunca pis kokuların artmasına ve yoğun yağışlarda taşkınların oluşması.
Kırsalda yapılan denetimsiz yapılaşmalar.
Şuursuzca yapılan deniz dolguları.
Şehir hastanesi ve stat yer seçimi.
Tüm kentte şehir estetiğinden uzak yeşilin olmadığı yapılaşma.
Kıyı kenar çizgisi ihlalleri ve sahil şeridinin korunmaması.
Boztepe kuzey yamacında yapılan viyadük ve tüneller gibi bir çok örnek verilebilir.
Yapılan tüm bu uygulamalar mühendislik projelerinde yer seçiminin önemini ve planlama aşamasında mühendislik ölçüt ve yaklaşımlarının uygulanması noktasındaki eksikliği bir kez daha ortaya koymuştur.
Güzel günler dileğiyle.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.