16.08.2021, 08:15

MÜLKİYET HAKKI KİMİN?

             Tüm haber kanallarında, açık oturum programlarında ve yazılı basın manşetlerinde Kastamonu, Sinop ve Bartın illerimizdeki afete ilişkin tek bir başlık var  "Dere yataklarına yapılan yapılaşma, yıkım ve ölümlere neden oldu" diye. İlk kez manşetleri süsleyen bir başlık değildi bu aslında, yakın geçmişte ilimizde ve yakın illerimiz Ordu, Giresun, Rize ve Artvin de yaşanan acıların tekrarıydı.  Bin bir güçlüklerle kurulan yuvalarda, satın alınan konutlarda gelen ölümler ve tarifsiz acılar.

                Birçok afette olduğu yine yıkılan ruhsatlı binalar ve oturum izni bulunan tapulu daireler. İlk etapta eldeki veriler ve resmi evraklar, derelerin kişilerin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini düşündürüyor bizlere. Ama başlıklar dere yataklarına inşa edilen yapılar diye geçiyor! Yoksa bu alanlara inşa edilen yapılar mı,  derelerin mülkiyet haklarına ihlali oluşturmuştur? Hangisi doğru acaba? Cevap mı?

                 Ne yazık ki her ikisi de doğru.    

                Mülkiyet hakkı, kişinin taşınır ya da taşınmaz tüm mallar üzerinde hâkimiyet kurmasıyla oluşan anayasal bir haktır. 1982 Anayasası’nın 35. maddesinde ise “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmüyle tanımlanmaktadır. 35. maddenin ilk fıkrası mülkiyet hakkını, ikinci fıkrası ise mülkiyet hakkının sınırlanmasını düzenlemektedir. Öyleyse dere yatağı olduğu bilinen, kişilerin yada kamunun mülkiyetinde bulunan arsa ve arazilere yasa gereği kamu ve toplum yararına kısıtlama getirilmesi gerekirken, yapılan imar planlamaları ve verilen inşaat ruhsatlarıyla yapılaşmaya açmak,  dere ve akarsu yataklarının mülkiyet hakkına ihlal değil midir? Dahası, duvar ve tahkimatlarla akarsuların yataklarını daraltmak ve bu suretle elde edilen alanların, ilgili idaresi (belediye ve özel idare) adına mülk edilmesi ve sonrasında hızlıca yapılaşması ile  özgürce akan derelerimizin mülkiyet haklarının cebren gaspı ve ihlali değil midir? Bugün ne yazık ki bu soruya yaşayarak aldığımız cevap koca bir EVET.....

                Bu tür afetler sonrası yapılan incelemelerde yıkılan birçok duvar, tahkimat, köprü, ev ve apartmanların resmi evraklarındaki tüm teknik ve hukuki prosedürü yasa ve mevzuatlara uygun olduğunu tespit olunuyor. Öyleyse hata ve eksiklikler nerede, suçlular kim?  Bu sorunun  cevabı yaşananları geri getirmeyecek elbette ama bundan sonra yaşanacaklara engel olacaktır diye düşünüyorum. Tabi ki  bilinenler bulunabilirse, bulunmak istenirse..... Ev ve yuva sahibi olmanın güzel hayalleri ile çekilen tüm zorluklar unutulmuş, gelecek planları yapılmıştı daha taksiti bitmemiş evlerinde. Ya şimdi  etrafında güzel düşler kurarak gezinilen evlerin ve apartmanların yanına dahi yaklaşamadan,  bir umutla sağ kurtulacak eşlerini, çocuklarını, yakınlarını yaşlı gözlerle bekleyen acı yükü ile yanan yürekler.... Çaresizce bekleyiş.  Yapılan bazı açıklamalarda suçlu bulunmaya çalışılan m² ye 200-250 kg düşen yağmur ne yazık ki söndürmüyor yanan bu yürekleri.

                Evet kelimeler bile anlamsızlaşıyor bu yaşanalar karşısında. Sonuç mu? Sonuç, suçlu olan insanoğlu. Kamunun ve toplumun yararına olan mülkiyet hakkını, şahsi yarara sunanlar, dere yataklarının mülkiyet haklarını, şahısların mülkiyet hakkı haline getirenlerdir. Bu kadar net ve yalın.

                Mekanınız cennet olsun şehitlerim. Yüce yaradan sabırlar versin ardınızdan yanan tüm acılı yüreklere.....

                 

 

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 29 Kasım 2021
İmsak 05:47
Güneş 07:17
Öğle 12:14
İkindi 14:40
Akşam 17:02
Yatsı 18:27
23
parçalı bulutlu