NAZIM HİKMET’İN TRABZON GÜNLERİ -1-

 Bolu’dayken olup bitenleri öğrenmek ve öğrenimlerini ilerletmek amacıyla Rusya’ya gitmeye karar veren Nazım Hikmet ile Vâlâ Nureddin burada tanıştıkları ve sosyalist fikirlerinden etkilendikleri yargıç Ziya Hilmi ile birlikte yola çıkarlar. 1921 yılının Ağustos ayında bir yaylı ile hareket ederek önce Düzce’ye, oradan Akçakoca'ya ve nihayet çeşitli güçlüklerden sonra Zonguldak’a gelirler. Buradan bindikleri İtalyan bandıralı Kornilof adlı vapurla 15 Ağustos 1921’de üç arkadaş Trabzon’a ulaşırlar.[1]

yaziya-1.jpg     

     Buradan Vapurla Batum’a geçmek istemektedirler. Ancak bunun için ilgili makamlardan “Mürur Tezkeresi” diye anılan bir izin belgesi almaları gerekmektedir. Nazım Hikmet ile Vâlâ Nureddin dönemin Trabzon valisine çıkıp; "Biz öğretmeniz. Kars'a Karabekir Paşa'nın yanına gitmek istiyoruz. Okullara öğretmen bulamıyorlarmış. İşte belgelerimiz. Bu mevsimde karayolu çok çetindir. Vapurla Batum'a geçersek Kafkaslar üzerinden Kars'a gitmemiz daha kolay olur" diyerek izin belgesi için başvurularını yaparlar.[2] Bu sırada Trabzon Valiliğine vekâlet eden Tümen Komutanı Seyfi Bey’in [3] Nazım Hikmet’in dedesi Nazım Paşa’yı yakından tanıyor olması[4] işleri daha da kolaylaştırır. Ancak, söz konusu izin işlemleri tamamlanıncaya kadar da Trabzon’da ikamet etmek zorundadırlar.

KAZIM KARABEKİR'LE GÖRÜŞMELER

            Bu sırada Trabzon, siyasi açıdan son derece karışık bir durumdaydı. TKP Merkez Komitesi üyeleriyle birlikte Kars’ta Kazım Karabekir’le görüşmüşler ve Erzurum’a geldiklerinde eski Trabzon Valisi olan İttihatçı Hamit (Kapancı) Bey ve Erzurum’da kurulan Muhafaza-i Mukaddesat Cemiyeti’nin manipülasyonları üzerine yol güzergâhları Trabzon’a çevrilmişti. Mustafa Suphi ve arkadaşları yolda açlığa mahkûm edildikleri gibi ağır hakaretlere maruz kalarak, Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı olan ve aynı zamanda Teşkilat-ı Mahsusa’nın bölge sorumlusu olan Ahmet Barutçu ve onun silahlı gücünün başında bulunan İskele Kahyası tarafından kendilerine kurulan organize bir tuzaktan habersiz bir şekilde 28 Ocak 1921 günü Trabzon’a ulaşmayı başarmışlardı. Ahmet Cevat’ın 2 Nisan 1921 tarihinde TKP Merkez Heyeti’ne yazdığı mektupta, Suphi ve arkadaşlarına seksen beş köy ve kentte yapılan kötü muamelenin Trabzon’a geldiklerinde daha da arttığını belirtmişti.[5] Konuya dair TKP’li Abdülkadir’in 1 Ekim 1921 tarihli raporuna göre heyetin saat yarımda Değirmendere’ye geldiğini, burada Müdafaa-i Hukuk başkanı Ahmet Barutçu ve üyeleri ile polis müdürünün bulunduğunu, bu sırada Kahya Yahya’nın Rüsumat Dairesi’nden on onbeş kişilik bir rençber ve aynı sayıda sepetli hamal çocuğun olay yerine geldiğini, Suphi ve arkadaşları yaklaştıklarında bir tellalın gençlere hitaben gelen heyete küfür etmelerini istediğini ifade etmektedir.[6] Bu manipülasyon karşısında başlarına gelecekleri tahmin eden Mustafa Suphi’nin, Enver Paşa’nın güvenilir adamlarından olan ve aynı zamanda Trabzon mebusu bulunan İttihatçı Hafız Mehmet Bey’in, bir motorla Batum’a gönderilmeleri teklifini kabul etmekten başka çaresi kalmamıştır.  Suphi ve arkadaşlarına yönelik bu organizasyonun lideri konumunda bulunan İttihatçıların Trabzon’daki önemli silahlı gücü olan İskele Kahyası Yahya dikkat çekmemek için doğrudan müdahil olmayıp bizzat güvenilir adamlarını devreye sokmuştur. Mustafa Suphi ve arkadaşlarını alan motorun denize açılmasından kısa bir süre sonra içinde Gavur İmam Rahmi,[7] Faik Kaptan, Hocanın Hasan, Şevket Reis, Şevki Dayı, Kamış Osman ve Yahya’nın kardeşi Hüsnü gibi Kahya Yahya’nın en güvenilir adamları da ikinci bir motorla hareket ederek Suphi ve arkadaşlarını boğarak denize atmışlardır.[8]

ENVER PAŞA BATUM'DA 

c31524eaa0a28101d888ffde90d8d7c2.jpg

Batum’da bulunan Enver Paşa’nın Trabzon üzerinden Anadolu’ya geçmek üzere yaptığı planın uygulayıcısı olarak belirlenen İskele Kahyası Yahya[9], denetimi altında bulundurduğu çok sayıda silahlı gücüyle kentte keyfi uygulamalar yapmakta, Ankara Hükümeti’nin atamış olduğu vali ve Tümen Komutanının emirlerini dinlememekte direnmektedir. Zira Enver Paşa ile iletişimini sürdüren Kahya Yahya’nın silahlı gücünü arkasına alan Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Enver Paşa’nın amcası Halil (Kut) Paşa ve yine Paşa’nın yakın adamlarından Küçük Talat (Muşkara) Bey gibi ünlü İttihatçılarla birlikte Trabzon’u İttihatçıların üssü haline getirmişlerdir.[10] Mustafa Suphi ve arkadaşlarının 28 Ocak 1921 tarihinde Trabzon açıklarında öldürülerek denize atılmaları olayı da bu örgütlenmenin ürünü olarak tarihe kaydedilmiştir.

DOĞU HALKLARI KURULTAYI 

  sonnn.png Zira Mustafa Suphi’nin öldürülmesi hususunda değişik görüşler bulunmakla birlikte bana göre 1-7 Eylül 1920’de Bakü’de toplanan I. Doğu Halkları Kurultayı, bu konunun düğüm noktalarından biriydi. Çünkü burada Sovyet desteği alarak Anadolu’da liderlik mücadelesinde bir adım öne çıkan hiç kuşku yok ki Mustafa Suphi olmuştu. Buna karşın Anadolu’daki örgütlenmeye bakıldığında Enver Paşa figürü, kontrolündeki Teşkilat-ı Mahsusa ile birlikte değerlendirildiğinde Mustafa Suphi’nin bu organize güçle mücadele etmesi imkânsızdı. Öyle ki Suphi ve arkadaşlarının Anadolu’ya geçme kararı almadan önceki dönemlerde teşkilat kurmak için Trabzon’a gönderdiği TKP görevlilerinin Trabzon Limanı işçileri arasında yapmaya çalıştıkları örgütlenmede oldukça tedbirsiz ve tecrübesiz davrandığı anlaşılmaktadır. Zira bu teşkilatlanmaya dair Suphi’ye yazılan 25 Eylül 1920 tarihli bir raporda, işçilerin yoğun olduğu iskelede (limanda) örgütlendikleri, hatta üyeler arasında Enver Paşa’nın yakın adamı olan ve daha sonra Mustafa Suphi’nin ölümünden sorumlu olarak tarihe geçen İskele Kahyası Yahya’yı da üye yaptıkları belirtilmekteydi. Nitekim bu örgütlenme TKP arşivlerine şu şekilde yansımıştı:[11] Trabzon’a gönderilen Yusuf Kemal Yoldaş tarafından kayıkçılar ve hamallar arasında bir teşkilat yapılmış. Fakat bu teşkilata bazı zenginler ve Müdafaa-i Hukukçular ve burjuvalar dahildi. Mesela Yahya Reis bu işe dahil idi...” Aynı raporda Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yöneticilerinin zengin kimselerden ve Teşkilat-ı Mahsusa mensuplarından oluştuğu, hatta bir an evvel Enver Paşa’yı bekledikleri belirtilmektedir.[12]

unnamed-005.jpg

 
DİPNOTLAR

[1] Vâlâ Nureddin, Bu Dünyadan Nazım Geçti,

[2] M. Fuat, Mazım Hikmet. Adam Yayınları, İstanbul 2000, s. 41-42.

[3] Mesut Çapa- Veysel Usta, Milli Mücadelede Trabzon Vilayetiyle Yazışmalar, Trabzon Valiliği, Trabzon 1985, s. XII-XII .

[4] Asım Bezirci, Nazım Hikmet, , Evrensel Basın, İstanbul 1989, s. 16-17.

[5] TKP MK 1920-1921 Dönüş Belgeleri 2, Çev. Yücel Demirel, TÜSTAV, İstanbul 20024, s. 129.

[6] TKP MK 1920-1921 Dönüş Belgeleri 2, s. 160.

[8] Gavur İmam Rahmi: Mondros Mütarekesi’nden sonra yurtdışına çıkan ve İttihat ve Terakki Partisi’nin kapatılmasının ardından Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde başlayan Milli Mücadele’nin başına geçmek için İttihat ve Terakki ile Teşkilat-ı Mahsusa kadrolarını canlı tutmak üzere Trabzon’u merkez üssü olarak seçen Enver Paşa, burada, Küçük Talat (Muşkara) Bey başkanlığında “Bozuk Parti” diye nitelendirilen İslam İhtilal Cemiyetleri İttihadı adlı yeni bir örgütlenme başlatılmıştı. Küçük Talat Bey İzmir Suikastı davası sorgulamasında Trabzon’da yaptığı teşkilatlanmaya dair, “Trabzon’a geldiğimde yemin ettirerek teşkilata aldığım 3-4 kişiden biri Yahya Kahya, diğeri ise Gavur İmam idi” beyanında bulunmuştur. (İsmail Akbal, Trabzon’da Muhalefet, Serander Yayınevi, Trabzon 2008, s. 323.) Kahya’nın yazıcısı konumunda bulunan Gavur İmam Rahmi’nin, Santa Rum eşkıyası çete reisi Efkalidi’ye yazdığı mektuptan, Kahya Yahya’nın ve adamlarının Rumlarla ortak hareket ettikleri de anlaşılmıştı. (Kazım Karabekir, Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkanı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2010, s. 281-282; Üçüncü, Kahya Yahya, s. 217.) Gavur İmam adı, TBMM Tahkik Heyeti tarafından Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti hakkında yapılan soruşturmada elde edilen suistimal bulgularını ortaya koyan rapor gereğince Kahya Yahya’nın tutuklanma girişimine uğraması üzerine Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey’in Dahiliye Vekili Fethi  (Okyar) Bey hakkında TBMM’de verdiği “gensoru” görüşmelerinde de gündeme gelmiştir. Suphi’nin öldürülmesinde yeralmış Kahya Yahya’nın güvenilir adamlarından olan ve aynı zamanda Kilat ve Zambur köylerinde işlenen çok sayıda cinayetten dolayı hakkında mahkumiyet kararı verilmiş olduğu için Rusya’ya kaçmış bulunan Gavur İmam Rahmi, Mayıs 1925 ayı ortalarında Rusya’dan Trabzon’a getirilmiştir. Bkz. Yeniyol, 18 Mayıs 1925. Buradan Ankara’ya sevk edilen Yomralı Gavur İmam Rahmi, daha sonra yapılan yargılamada idam cezasına çarptırılmıştır. İzmir Suikastı Davası nedeniyle Ankara İstiklal Mahkemesi’nde görülen “Suikasd ve Taklib-i Hükümet” adlı davada Küçük Talat’ın verdiği ifadede (Hakimiyet-i Milliye gazetesinin 3 Ağustos 1926 tarihli nüshasında yayımlanan)  İttihatçıların Trabzon örgütlenmesinin bütün ayrıntıları ortaya çıkmıştır. Talat Bey ifadesinde Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde Kahya Yahya, Gavur İmam ve Fethi ile birlikte çalıştıklarını, kendisinin bir görüşme yapılmak üzere Enver Paşa tarafından Batum’a çağırılması sırasında Hacı Sami’nin iskeleye çıkarak Gavur İmamla birlikte şehre hareket ettiklerini belirtmiştir. Trabzon’daki örgütlenmenin Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile ilişkisinin sorgulanması bağlamında hakimlerin sorduğu sorulara Küçük Talat Bey’in verdiği cevapta, Hacı Sami Bey’in Gavur İmam’ı her işte kullanmaya başladığını ifade etmesi üzerine hakimlerin “Burada idam ettiğimiz Gavur İmam mı” sorusuna “evet” cevabını vermiş olması, Gavur İmam Rahmi’nin idam edilmiş olduğunu belgelemektedir. Bu mahkeme tutanakları için bkz. Erol Şadi Erdinç, Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti Yargılamaları, Ankara İstiklal Mahkemesi ve Siyasi Yargılama, cilt III; İş Bankası, İstanbul 2018, s. 28-29, 60.

Dolayısıyla bu şahıslar Enver Paşa adına Trabzon’u kontrol eden gayrimeşru örgütün üyesiydi.

[8] Üçüncü, Kahya Yahya, s. 140; Mahmut Goloğlu bu cinayette Kahya Yahya’nın adamlarından Faik’in baş rolü üstlendiğini belirtir. Mahmut Goloğlu, Türkiye Cumhuriyeti, Başnur Matbaası, Ankara 1971, s.

[9] İskele Kahyası Yahya Reiszade Yahya Reis hakkında geniş bilgi için bkz. Uğur Üçüncü, Milli Mücadele Yıllarında Trabzon’da İttihatçı Bir Sima Kahya Yahya, Serander Yayınevi, Trabzon 2015.

[10] Sebahattin Özel, Milli Mücadelede Trabzon, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1991, s. 149-174. Ankara Hükümeti Trabzon’daki bu İttihatçı örgütlenmeyi dağıtmak için çeşitli tedbirlere başvurmuş, hem Küçük Talat’ın, hem de Halil Paşa’nın Trabzon’da ikametine izin vermeyerek onları şehri terk etmeye zorlamıştır. Öte yandan Trabzon’daki İttihatçı örgütlenmenin başrolünde bulunan Küçük Talat Bey, Halil Paşa’ya yazdığı 16 Mayıs 1921 tarihli mektupta Suphi ve arkadaşlarının ölümünden Trabzon 3. Tümen Komutanı Nuri, Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Barutçuzade Ahmet, üyelerden Hacıalihafızzade Ömer Efendi, Hatipzade Mustafa ve Hoca Mahmut gibi isimleri sorumlu tutmaktadır. Bkz. Mete Tunçay, Türkiye’de Sol Akımlar 1908-1925, cilt 1, İletişim, İstanbul 2009, s. 583. Küçük Talat’ın verdiği bu bilgideki isimlerden bazılarının diğerleriyle ilişki içinde olamayacakları dikkate alındığında, Halil paşa’ya yazdığı mektupla cinayeti daha karmaşık bir yapıya büründürme çabası sezilmektedir.

[11] TÜSTAV (Türkiye Sosyal Tarih Araştırmaları Vakfı) Arşivi, CD-08-10-36; TKP MK 1920-1921 Dönüş Belgeleri 1, Çev. Yücel Demirel, TÜSTAV, İstanbul 2004, s. 35.

[12] Dönüş Belgeleri, s. 37.                                               -DEVAMI YARIN-

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.