Nazım Hikmet’in Trabzon Günleri!

Trabzon, Karadeniz havzasının en eski kentlerinden biri. Trabzon, tarihi derinliği olan bir kent. Trabzon onca ulusa, boya ev sahipliği yapmış, kültürlerin harmanlandığı bir kent. Trabzon’un geçmişini genelde batılı araştırmacılar, seyyahlar, tarihçilerin yazılarından öğreniyoruz. Yakın tarihte olanlar ise sözlü anlatımlar, hatıralar ve o günlerin kayıtlarında mevcut.

Trabzon, Milli Mücadele öncesi ve sonrasında farklı görüşlerin, bağlantıların ve olayların yaşandığı bir merkezdi.

Trabzon tarihi ile ilgili ara sıra da olsa okuduklarımızı, dinlediklerimizi ve mekanları gezerek harmanlayıp yazıyoruz. Bu yazıların büyük ilgi gördüğünü internet sitemizin tıklanma sayısında net bir şekilde görüyoruz.

Geçenlerde, KTÜ öğretim görevlisi, araştırmacı-yazar Veysel Usta ile sohbet ederken, ‘Veysel Hoca, Nazım Hikmet Rusya’ya gitmeden önce iki gün Trabzon’da kaldı. Nazım Hikmet Trabzon’da kaldığı iki gün içerisinde ne yaptı, ne etti, bu konuyu bir daha irdele, bir de Mustafa Suphi ve arkadaşlarının Sürmene açıklarında tekneden denize atılma olayı var. Yomra bölgesinin en büyük ve namlı ailelerinden biri olan İstiklal Mahkemesince idama mahkum edilen ve idam edilen Gavur İmam’ın Mustafa Suphi olayındaki rolünü yazar mısın?’ dedim.

Mustafa Suphi ve arkadaşlarının ortadan kaldırılmasında başroldeki isim Kahya Yahya idi. Ancak, Suphi ve arkadaşlarını denize Kahya Yahya değil Gavur İmam ve çetesi atmıştı…

Trabzon ile ilgili onlarca esere imza atan Veysel Usta, önerime anında ‘evet’ dedi.

Veysel Usta, Türkiye’de ses getirecek, ‘Nazım Hikmet’in Trabzon Günleri ve Mustafa Suphi ve arkadaşlarını denize kim attı’ başlıklı yazısını yarından itibaren Kuzey Ekspres’te, kuzey ekspres-e gazete’de ve kuzeyekspres internet sitesinde okuyabilirsiniz.        Hasan KURT

*****************

Çevreyi kirletenlere ceza kesilsin!

cevreyi.jpg

Birkaç gündür internet sitelerinde, gazetelerde yaylalardaki çevre kirliliğinin fotoğrafları yayınlanıyor. Yaylalar çöplük oldu dense, çokları inanmaz. Yaylalarda yabancılar yok, yerliler de çok az, çöpü kim atacak diye savunma yapılır. Ancak, yaylalardaki çevre kirliliğinin fotoğrafları görüntüleri ortaya çıkınca, savunma yapacak olanların sesi çıkmaz.

Yaylaya gidiyorsun, yiyorsun, içiyorsun, yatıp uzanıyorsun. Yediklerinin artıklarını, naylonları, kağıtları oturduğun yere bırakıyorsun ve ayrılıyorsun. Bu olacak iş değil. Geride bıraktığın o pisliği temizlesen bir torbaya doldursan ve çöp kutularına atsan ne olur. Bu iş, o kadar zor mu?

Dün Hıdırnebi Yaylasından arayan bir vatandaş, ‘Yaylalarda çevreyi kirletenlere ceza yazacak bir kurum, kuruluş yok mu? Belediyeler yaylaları denetlemeli, çevreyi kirletenlerin de gözünün yaşına bakmamalı’ dedi.

Gezip tozmak, dinlenmek nasıl herkesin hakkı ise çevreyi kirletmekte, bu hakkın kötüye kullanılmasıdır.

Siyasetten kariyer devşirmek!

siyaseten.jpg

İYİ Parti Büyükşehir Belediye Meclis üyesi Davut Çakıroğlu, İYİ Parti Büyükşehir Belediye Başkan adayı ve KTÜ Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi ve de rektör adayı Prof.Dr. Atakan Aksoy’a verdi veriştirdi.

Çakıroğlu, siyasetin kimilerine göre ‘yolunu bulmak’ kimilerine göre de ‘millete yol bulmak’ olduğunu belirterek, ‘Partimizin ve ittifakın adayı Prof.Dr. Atakan Aksoy’un bir yerel gazetedeki röportajını okudum, anlayamadım, anlamlandıramadım. Aksoy önce demokrasiyi yok sayıyor ve yüzlerce öğretim üyesinin iradesini sayın cumhurbaşkanına teslim ediyor. Rektörü, öğretim üyeleri seçerken kargaşa oluyormuş, cumhurbaşkanının direk ataması çok güzel bir uygulamaymış. İnsana sormazlar mı, ‘neden o zaman belediye başkanlığına aday oldun, valiliğe aday olsaydın’… Seçim döneminde ortaya koyduğu rasyonellikten uzak bir çok teorinin neden hali hazırda belediyeler tarafından satın alınmadığından dem vuruyor. Aday olduğu dönemde bile tek satır iktidar eleştirisi yapmayan bu arkadaşın gerçek niyetini şimdi Sayın Cumhurbaşkanına methiye düzerken anlıyoruz. Doktor iken aday adayı ol, profesörlük titri elde et, profesörken aday ol, bedava reklam yap şimdide rektör adayı ol. Biz iktidar odaklarını ‘siyaseti şahsi işlerine alet ediyorlar diye eleştiriyorsak’ dönüp kendi mahallemizde külhanbeyi yaptığımız insanlara bakabilmeliyiz. Hedefiniz rektörlük ise bilim camiasında yayınlanan makaleleriniz, alanınızda teze dönüştürdüğünüz teorileriniz, elden ele dilden dile dolaşan yayınlarınız uğraşınız ve reklam tabelanız olmalı’ dedi.

Davut Çakıroğlu, haklı olarak nalına da mıhına da vuruyor. Ve iyi de yapıyor…

İyi ki ‘Uğur Aydın kira ödüyor’ dedik!

iyi-ki-ugur.jpg

Bu köşede yer alan kulis haberlerinin, iddiaların en ince ayrıntısına kadar okunduğunu biliyoruz. Dün, Hakkı Emiroğlu, AKP il başkan yardımcısı Uğur Aydın Fiskobirlik’in Değirmendere’deki mülkünde işyeri olduğunu belirterek, ‘Uğur Aydın, Fiskobirlik’e kira ödüyor mu?’ diye sordu. Hakkı’nın iddiası, ödemiyor veya cüzi bir kira ödüyor şeklinde. Bizde, bu iddiayı yazdık ve ardından da, ‘Uğur Aydın mutlaka kira ödüyordur. Bu devirde kim kime kirasız dükkan işyeri verir. Uygun bedelle mal sattıktan sonra her yere satar’ dedik. İyi ki böyle yazdık. Yazmasaydık, bizde Uğur Aydın’a iftira atmış olacaktık.

Dün AKP il başkan yardımcılarından Hasan Dilekoğlu aradı. Dilekoğlu, Hakkı Emiroğlu’nun Uğur Aydın’ın yanına uğradığını vs. söyledi. Sonra da, ‘Sayın Aydın, kira dekontlarını toparlıyor. Size gönderecek’ diye ekledi.

Uğur Aydın’ın mal sahibi Fiskobirlik… Fiskobirlik, bir işyerini, ofisini ücretsiz partili de olsa birine verme imkanı yok. Kira düşük olabilir. Bu da normaldir. Ayrıca, devlet kurumlarına karşılıklı anlaşma gereği verebilir. Bu durumu bildiğimiz için, bizde ‘Uğur Aydın kira ödüyor’ dedik.

Bu satırları yazdığımız sırada Uğur Aydın aradı. Hakkı Emiroğlu’nun neden bu iddiada bulunduğunu söyledi ve ardından Fiskobirlik’e ödediği kiraların dekontunu ve kısa bir de açıklama gönderdi.

 Uğur Aydın özetle şunları söyledi;

‘Bu tür polemikleri girmeyi hiç istemem. 9 yıldır Fiskobirlik’in kiracısıyım ve pandemi süreci dahil kiramı hiç aksatmadım. Kira her yıl tefe tüfe oranında artar. Burada en yüksek kirayı ödeyenlerdenim. Bu bedel üzerine KDV, stopaj eklenir ve kira 10 bin lirayı geçer. Size kira dekontlarını gönderiyorum. Ayrıca 37 yıllık bir ticari geçmişimiz var. Uygun ve kaliteli malı herkese satmam siyaset yapmamı engellemez. Büyükşehir Belediyelerden sadece Büyükşehire verdiğim teklif üzerinden mal sattım, o da ciromda çok küçük bir orandır. 15 kişinin çalıştığı bir aile işletmesiyiz’.

Uğur Aydın’a hassasiyetinden ve yaptığı kısa açıklamadan ötürü teşekkür ediyoruz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.