Nazım Hikmet’in Trabzon Günleri! (3)

Nazım Hikmet ve arkadaşlarının Trabzon günlerine tanıklık edenlerden biri de Yeniyol gazetesinin başarılı yazarlarından biri olan Cevdet Alap olmuştu. Anılarını, çok özet biçimde Yeniyol gazetesindeki “Hayatım” başlıklı tefrikasında kaleme alan Alap; Nazım Hikmet ve Vâlâ Nurettin’in Rusya’ya geçmek için Trabzon’a geldiklerinde Şems Oteli’nin (1) bir köşesinde, o tarihlerde İstikbal gazetesi yazarlarından olan Kemal Ahmet (2) (Üçüncüzade) ve Trabzon’un önemli ailelerinden Eyüboğulları’na mensup olan Esat Ömer Eyyubi ile buluşup sohbet ettiklerini aktarmaktadır. (3) Alap’ın verdiği bu bilgi, TKP’li Süleyman Sami’nin yukarıda aktarılan 27 Eylül 1920 tarihinde TKP Merkez Komitesi’ne verdiği bilgiyle örtüşmektedir. Süleyman Sami’nin bu raporunda her ne kadar Şems Oteli sahibi Tevfik Bey’in TKP üyesi olmadığını ifade ettiği belirtilmiş olsa da Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin’in bu otelde kalması ve küçük çaplı sohbet toplantısı yapması, onların bu otel ve sahibi hakkında bilgi sahibi olduğuna işaret etmektedir.  foto-1-001.jpg

 

Nazım Hikmet’in “Portreler” adlı kitabında yayımlanan “Kemal Ahmet” adlı şiiri

 "Kafası,/ yüzde yüz uygun muydu kafama/ Bilmiyorum, ama/ O benim soyumdandı/ Etiyle kanıyla değil,/ Belki de heyecanıyla değil,/ Batırıp parmaklarını kanayan yarasına/ Beyninin ışığını sattığı için,/ Bir ekmek parasına "Fakat ne yazık ki, o,/ Namludan kopan bir kurşun gibi haykırıp,/ Karanlık acıların camını kırıp,/ Güneşi, dolu dizgin gözlerine dolduramadı!/ Gün geldi, ağrıdan ayakta duramadı./ Ve işte o zaman/ Çocuğunu boğan/ Aç bir ana gibi,/ Bir çözülmez çenberin kıvranarak içinde,/ Boğdu kendi elleriyle yüreğini/ Bir rakı kadehinde. "Tutunmak istedi; kaçtılar;/Çalıştı; kırbaçladılar; / Susadı; kendi kanını içti o! / Parça parça insan kafası satılan,/ Kaldırımlarda aç yatılan/ Bir caddeden/ Mukaddes bir ızdırap şarkısı gibi gelip/ Geçti. O!"

 

“TRABZON’U DERHAL TERK EDİN”

Nazım ve Vâlâ’nın bu tavır ve toplantıları İttihatçıların mutlak kontrolü altında bulunan kentte dikkatleri çekmiş ve İskele Kahyası Yahya’nın adamları tarafından Batum’a geçmek üzere izin belgesini beklemek durumunda bulunan Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin’in derhal Trabzon'u terk etmeleri istenmişti. Zaten kısa bir süre önce Mustafa Suphi'nin, karşılamaya gelen çok sayıda insanın gözleri önünde Kahya tarafından zorla bir motora bindirilerek denizde boğulmaları herkesin zihninde derin izler bırakmıştı.foto-2.jpg

Bu sırada Batum'a geçiş için ilgili makamlara yapılan başvuru, Polis Müdürlüğü ve Askerlik Şubesince de uygun görüldüğünden işlemler sonuçlanmak üzereydi. Ancak, birkaç güne daha ihtiyaçları vardı. Kahya'nın adamlarının ikazlarının ne kadar ciddi tehlikelere gebe olduğunu iyi bilen Nazım Hikmet, can güvenliğini sağlayabilmek amacıyla bazı ilişkilerini devreye sokmaya karar verdi. İstanbul'da Ahmet Haşim ile aynı pansiyonda kalmakta iken ahbaplıkları olan Trabzon'un önde gelen ailelerinden Hacıkadızadelere  (4) mensup Mahmut Tahsin Bey ile irtibat sağlamaya çalıştı. Çünkü Ahmet Haşim Nazım'a; başı dara düştüğünde Mahmut Tahsin Bey'i arayıp bulmasını tavsiye etmişti.

Nazım, Trabzon'da o sırada yayımlanmakta olan İkbal gazetesinin sahibi ve başyazarı olan Eyüpzade Osman Nuri Bey'e gider ve Mahmut Tahsin Bey'i nasıl bulabileceğini sorar. Aldığı tavsiye üzerine Mahmut Tahsin Bey ile buluşur. Kendisine; İskele Kahyası Yahya tarafından şehri derhal terketmesi tehdidinde bulunulduğunu ilettikten sonra can güvenliğinin sağlanması için yardım ister. Ahmet Haşim ile çok yakın dostluğu bulunan Mahmut Tahsin Bey, bu dostluğun hatırına binaen Nazım'ın yardım talebini kabul eder. Bu sırada zaten Nazım ile Vâlâ Nureddin’in Batum'a geçme taleplerine ilişkin Mürur Tezkeresinin işlemleri tamamlanmak ve belgeleri kendisine verilmek üzeredir. Mahmut Tahsin Bey Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin'i, Çarşı Mahallesi’nde bulunan Küçük Ayvasıl Kilisesi’nin karşısında yer alan ve o tarihlerde Trabzon'un en görkemli konağı olan Hacıkadızadelerin konağına getirerek misafir eder. (5)

 

KORNİLOF VAPURU İLE BATUM’A

Trabzon'daki son bir-iki gününü bu konakta Hacıkadızade Mahmut Tahsin Bey'in himayesinde geçiren Nazım ve Vâlâ Nureddin izin belgelerini aldıktan sonra Trabzon’a geldikleri İtalyan bandıralı Kornilof vapuru ile (6) muhtemelen 29 Eylül 1921 tarihinde Batum’a hareket ederler. (7)foto-3.jpg

Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin’in Batum’a geçtiklerinde kimlerle ve nasıl bir ilişki içinde oldukları hakkında elimizde yeterli bilgi yoktur. Ancak Nazım Hikmet ve yol arkadaşı Vâlâ Nureddin’in adına, Batum’a geçtikten yaklaşık yirmi gün gibi çok kısa bir süre sonra, Mustafa Suphi’nin ölümünden sonra ciddi bir darbe yemiş olan TKP’nin yeniden toparlanmak için yaptığı bir toplantıda rastlamaktayız. Teşrin-i evvel (Ekim) 1921 tarihinde Batum’da gerçekleştirilen bu toplantıda TKP üyeliği için başvuru yapan Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin’in adaylıkları reddedilmiştir. (8)  Bu durum bize, idealleri uğrunda Rusya’ya gitmek için türlü meşakkatlere katlanmış iki Türk gencinin henüz TKP ile organik bir bağları olmadığı gibi yeterli ve gerekli referanslardan da yoksun olduklarını düşündürmektedir.

Nazım Hikmet'in Trabzon'dan ayrılmasının ardından kentte kaldığı süre içinde sohbetinde bulunan ve fikirlerinden oldukça etkilenen bazı Trabzonlu gençler de Rusya'ya geçmeyi arzu etmekteydiler. Nitekim, Meydan Parkı’ndaki Muharremin Kahvesi’nde Nazım Hikmet’in sohbetlerine katılan Eyüpzade Esat Ömer Bey de Nazım’dan yaklaşık altı ay kadar sonra Batum’a gidecek ve bir süre kaldıktan sonra geri dönüp seyahat izlenimini Güzel Trabzon gazetesinde yayınlayacaktır. Ve hemen ardından da yayın hayatına başlattığı Kahkaha adlı mizahi gazetesinde Bolşevik düşünce doğrultusunda yazdığı yazılarıyla dikkati çekecek, hatta Mustafa Kemal Paşa’nın 15-17 Eylül 1924 tarihinde Trabzon’a yaptığı ilk ziyarette gazetesinde kaleme aldığı bir yazı nedeniyle hakkında soruşturma açılacaktır.

30 Eylül 1921’de Kornilov Vapuru’yla Batum’a geçen Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin, buradan trenle Tiflis’e geçerler. Tiflis’te Ahmet Cevat (Emre) ile tanışırlar ve onunla birlikte yeniden Batum’a dönerler ve Şevket Süreyya (Aydemir) ile karşılaştıkları Batum’da kaldıkları süre içinde sıkıntılı günler geçirirler. Bir süre sonra Moskova’da Şarkiyat Enstitüsü’nde öğretmenlik teklifi alan Ahmet Cevat’la birlikte 1922 yılı Temmuz ayında trenle Moskova’ya hareket ederler. (9)

 

-DİPNOTLAR-

(1) 1903 tarihli Fransız Ticaret Yıllığı’na göre Tevfik Efendi tarafından işletilen Şems Oteli (Otelin işletmecileri daha sonra Oğuzoğlu/Oğuzlu soyadını almıştır) bu tarihte Trabzon’daki üç önemli otelden biriydi. Murat Küçükuğurlu, “Trabzon’da Modernleşmenin Simgesi Olarak Meydan-ı Şarki”,  A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi,  Sayı 63, Eylül- 2018,  s. 629.

(2)  Milli Mücadele döneminde Faik Ahmet Barutçu’nun İstikbal gazetesinin yazı kadrosunda bulunan Kemal Ahmet, sözkonusu gazetenin Şeyh Sait İsyanı nedeniyle çıkarılan Takrir-i Sükun Yasası ile kapatılması üzerine işsiz kalmış, daha sonra Babıali’de bir süre çalıştıktan sonra genç yaşta veremden ölmüştür. 1920’li yıllarda Trabzon gazetelerinde çok sayıda hikayesi tefrika edilen kalem ehli Kemal Ahmet’in “Ağlayan Nar ile Gülen Ayva” adlı hikaye kitabı, ölümünden sonra arkadaşı Ahmet Cevat tarafından yayımlanınca İstanbul matbuatında dikkat çekmiştir. Nazım Hikmet’in “Portreler” adlı kitabında “Kemal Ahmet” adıyla yer alan şiirinde Kemal Ahmet’ten ve hatırasından saygıyla söz etmiş olması da Cevdet Alap’ın onların Şems otelinin bir köşesinde sohbet ettikleri tanıklığını doğrular niteliktedir. Nazım Hikmet, Portreler, Yeni Kitapçı, İstanbul 1935, s. 29-30.

(3)  Bir Ömür Bir Şehir, Trabzonlu Gazeteci Cevdet Alap’ın Anıları, Haz. Hikmet Aksoy, Gazeteciler Cemiyeti, Trabzon 2008, s. 79.

(4)  Hacıkadızadeler: Trabzon’un öneli ailelerinden olup Milli Mücadele’de Ankara Hükümeti’nin yanında yer almıştır. Mahmut Tahsin Bey’in kardeşi Arif Sayıl; Milli Mücadele yıllarında Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kuruluşunda yeralmış, Halk Fırkası’nın Trabzon’daki ilk il başkanı olmuş, III. Dönem TBMM’de Trabzon milletvekilliği yapmış, Halkevi başkanlığında bulunmuş bir şahsiyettir.

(5)  Bu bilgi, bu tarihi olayı amcası Hacıkadızade Mahmut Tahsin Bey’den dinleyen merhum Arif Sayıl’ın oğlu İş Bankası Genel Müdür Yardımcılığından emekli Mustafa Kemal Sayıl tarafından 2002 yılında evinde yaptığımız görüşmede aktarılmıştır. Merhum Mustafa Kemal Sayıl’ın anıları daha sonra “Trabzon’a Işık Tutan Anılar” adıyla Mehmet Akif Bal tarafından kitaba dönüştürülmüştür. Buradaki bilgi için bkz. s. 64-66.

 (6) Bezirci, Nazım Hikmet.,s. 16-17.

 (7) Mustafa Kemal Sayıl yayımlanmış anılarında Nazım Hikmet ve Vâlâ Nureddin’in, Çömlekçide bir sandalcı ile anlaşarak Fransız Pake vapuruna bindiklerini belirtir. Bkz. a.g.e., s. 66.

 (8) TÜSTAV Arşivi, CD-19-SAYFA-597 14-04-2005

(9)  Bezirci, Nazım Hikmet, s. 17.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.