NE OLACAK BU OKULLARIN HALİ

“Öğretmenim canım benim, canım benim

Seni  ben, pek çok, pek çok severim.

Sen bir ana, sen bir baba.

Her şey oldun artık bana.”

Ne çok söylerdik bu şarkıyı. Öğretmen bir değerdi. Kıymetti, sevilen, sayılandı. Sözüne itibar edilendi. Bir uzlaşmazlık anında, sınırların belirlenmesi için güvenilir olarak bir öğretmene baş vurulurdu.

Benim rahmetli amcam öğretmendi. Öğretmen olmak için Karadeniz’in o patika köy yollarından, dağ, bayır, çamur, kar, tipi demeden 6-7 km yürür okula gidermiş. Sonra Öğretmen oldu. Yurdun dört bir tarafında görev yaptı. İstemem, olmaz, orası uzak demeden görevini layığı ile yerine getirdi. Hiç torpil yaptırmadı. Onu kayıran, arka çıkan kimsesi olmadı. İstemezdi zaten. Sertti. Ama sözünü dinletendi. Ben ona çok saygı duyardım. Görevinin çok önemli ve mühim olduğunu bilirdim. Yüksek sesle konuşurdu.  Kendini dinletmek ve görevinin kutsallığını hissettirircesine. Sanırım bu durumda  onun söz hakkı, herkesten çok olmalıydı.  Çünkü o eğitmendi.

Sonra bir gün “Eğitimde asıl yük öğretmen maaşı ile ilgilidir. Öğretmen maaşlarından dolayı yatırıma  fırsat kalmıyor” dendi.

Öğretmen kıymetken, yük olmaya başladı.

Oysa Türkiye’nin de üyesi olduğu OECD verilerine göre, Türkiye’de öğretmen maaşlarının, ortalamanın çok altında olduğu bildirildi.

Bu açıklamaların ardından, bir de öğretmenlere hiç bilmedikleri bir sistem “Uzaktan Eğitim” zorunluluğu getirildi. Peki öğretmenler bu konuda hazır mıydı?

Öğretmen hazırsa, çocuk hazır mıydı? Kaç çocuğun evinde bilgisayar var. Hadi diyelim Bilgisayarı var. Peki O bilgisayarla internete bağlanabiliyorlar mı? Aklımda bir sürü deli soru. Ama sayfalar yetmez.  Bu soruları sormaya… Eğitim isteyen okusun, istemeyen okumasın denilecek kadar basit bir sistem değildir. Her çocuk okumalı ve eğitim almalı.

Öğretmen becerip dersi anlattı diyelim. Peki!  Çocukların derse katılımını nasıl izleyebilecek? Oda isteğe bağlı. Veli izin verirse çocuk kamerasını açabilecek. Ben bu uzaktan eğitim için “Allah yar ve yardımcınız olsun” diyorum. Sözüm elbet özel okullar için değil.

Dinlemek sadece kulakla olmaz efendiler. Bunun için bir de göz teması lazım. Hele de ilkokulda…

Bir velinin “Çocuklar okula maskeli, siperlik takarak mı gidecek? Ateş ölçer var mı? “sorusuna karşı verilen cevap, “Bunlar farazi şeyler. Farazi şeylerden bahsetmeyelim” olunca  kaynaklarınız ne zaman  gerçekleşecek, hatta gerçeği yansıtacak  diye sormak istiyorum.

Ben size çok samimi olarak bir şey itiraf edeceğim. Türkiye’de ki en önemli sorun nedir biliyor musunuz? Sistem eksikliği. Yani bir sonuca varmak için elde ne bir düzen, ne bir tertibat, ne de bir model olmamasıdır başlıca sorunumuz.

Yap boz ile işler ne kadar yürür ki... Belki şansımız vardır ile hiç yol kat edemeyiz. Hele eğitim gibi ciddi ve önemli bir konuda sistem eksikliği kabul edilemez.

Adeta öğretmenlerden bir süper kahraman yaratılmaya çalışılıyor.

Hiçbir şey bilmeden, neyle karşılaşacağını bilmeden öğretmene gecenin bir vakti telefon açıp, programı verenler, sabah o öğretmenden çocuklara ders anlatmasını ve verimli olmasını bekliyor.

Ne olacak bu okulların hali?

Eğitim çocukların ihtiyaçlarına göre yönlendirilmeli. Hükümetlerin ihtiyaçlarına göre değil.

Ne oldu devlet okullarımıza?

Devlet okullarında okul anlayışı, tüm çocukların eşit eğitim almasını öngörmeli. Herkes için iyi bir devlet okulu anlayışı olsaydı insanlar elde avuçta yokken,  var ederek çocuklarını neden özel okullara göndersin ki?

Milli Eğitim Bakanının siyasetini, çocukların, gençlerin birer gelecek vaadi olduğunu düşünerek yapmasını isterdik.

Çok kötü eğitiliyoruz.

Kendi okulunu yaratmak için, nasıl bir okul, nasıl bir eğitim sisteminin cevabını veliler ve çocuklar vermeli. Bir münazara sistemi oluştursanız herkesin izleyebileceği bir münazara, acaba ortaya nasıl bir eğitim sistemi çıkar. Eksikler, artılardan ne kadar fazla çıkar.

Tüm çocukların gidebileceği  devlet okullarımız olmalı.

Ve buraya gitmek isteyen çocuklarımız olmalı. Çünkü günün birinde bu okullardan mezun olduğunda bende önemli biri olabilirim diyebilecek çocuklar olmalı. Nerde o anlayış?

Çocuklara soralım nasıl bir okul istiyorsunuz?

Sanırım öğretmen maaşı düşük bir okul istiyoruz demezler.

Evet şarkının devamında “Okul öğret ve nihayet, yurda yararlı bir insan et/ Öğretmenim canım benim, canım benim…”

İyi, kaliteli, yararlı, faydalı bir eğitim dileğiyle.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum