Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

NEDEN GERİ KALDIK, NİÇİN İLERLEYEMİYORUZ?

ALIŞILMIŞ SÖYLEMLERİ YİNELEMEMELİ

Türkiye Dünyanın en uygun coğrafyasında yer almış ender ülkelerden biri. Türkiye Cumhuriyeti Asya ile Avrupa arasında bir köprü gibi uzanan bir toprak parçasında kurulmuş üç yanı denizlerle çevrili bir yarım ada. Bir mevsimde dört mevsimi yaşayabilen bir ülke. Kuzeyinde kar yağar, güneyde denize girilir.

Üzümler, incirler, narlar ve muzlar memleketi. En uygun iklim en verimli toprak. Kara, deniz, hava, demiryolu ulaşımına uygun. Barajlar, küçük göl, akarsuları enerji, rüzgarı bereket taşır. Saymaya çalıştıklarım sadece tadımlık. Saymakla tükenmeyecek bir zenginlik kaynağı. Doğalgaz çıkar, petrol çıkar, yeterli olmasa da. Dünyada birinci krom yatakları, boraksı dünyanın en zengin kaynakları. Kazma vurulmamış zenginlikler.

İnsanı çalışkan, cesur, zeki... Birçok ülkede çalışan işçi. Üniversitelerde paha biçilmez beyin zenginliği, ülkesinde iş bulamaz beyin göçü yaşanır.

Alışılmış sözleri yinelemenin yararı yok. Çok varsıl eşsiz bir ülkede niçin  yüzyıllardır geri kalmış  ülkelerin listesinde. Ha gelişmekte olan ülkeler deniliyor, o listedeymişiz. Uygun mu? Yakışmış mı? Hayır, hayır bu ülke en gelişmiş ülkeler listesinin en başında yer almalı. Ancak öyle değil.

 

GERİ KALMIŞ MI, GERİ BRAKTIRILMIŞ MI?

Diğer geri kalmış ülkelerle, uluslarla karşılaştıralım ülkemizi... Afrika ülkeleri, Güney Amerika ülkeleri de geri kalmış, biz de geri kalmışız. Onlarla bir benzerliğimiz var mı? Onlar düne göre bugün ileride. Hızla ilerleyemiyorlar, gelişemiyorlar, geri kalmışlar. Doğru, daha hızlı gelişmeleri gerekir ilerlemeleri gerekir. Ancak bizim durumumuz böyle değil. Biz çok farklı bir coğrafyadayız. Bu topraklarda tarihin en eski uygarlıkları kuruldu, gelişti, yıkıldı. Türkiye Cumhuriyeti  bir imparatorluğun, bir cihan devletinin enkazı üzerine kuruldu. Son iki yüzyılı sürekli gerileyen, geri bıraktırılan bir devletin enkazı üzerine çağdaş bir devlet kurulmuş. Ayarları üzerine gelişimini sürdürse bugün bulunduğumuz yerde olmazdık.

Evet geri kaldık, geri bıraktırıldık. Mutlaki bir yönetimle yönetilirken önce durakladık, sonra geriledik ve yıkıldık. Viyana kapılarından Yemen çöllerine, yer yer çok verimli uygun topraklar, dünyanın en uygun ticaret yolu ve çağa göre ileri bir ülke. Kuruluş ilkelerinden kopunca, çağa uygun ilerleyemeyince geri kaldı. Toprak kaybetti, dağıldı, çözüldü. Yani geri kalmadı, geri bıraktırıldı.

 

ŞİMDİ TARİHTEN GÜNÜMÜZE DÖNELİM

1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti yapılan yanlışlardan ders alıp gelişmiş ülkelerdeki çağdaş yöntemlerle hızla gelişirken tüm olumsuzluk ve olanaksızlıklara karşın yirminci, otuzuncu yıllardan sonra özünden kopmuş yine geri kalmış evet geri kalmış değil geri bıraktırılmış. On yılda demir ağlarla örülen ülke, fabrıka bacalarının tüttüğü ülke, eğitimi ile örnek olmuş ülke artık sanayileşmek yerine montaj sanayine yöneldi. Tarımla ülke kalkınmaz dediler ve tarımı ihmal edip bu en verimli, en mükemmel toprakları çoraklaştırdılar ve  tarım ürünlerini bile dışardan alır duruma getirdiler. Uçak yapıyor, lokomotif yapıyor, vagon yapıyorduk hepsini bıraktık. Savaş artığı silahlarla ordumuzu donatmaya  kalktık .Dünyanın en yüksek  caydırıcı gücüne sahip ordumuz çok büyük oranda gücünden yitirmiştir. Ancak o güçlü maya yine de canlıdır. Ancak buradan görülüyor ki geri kalmak değil geri bıraktırılmak...

“Tarımla ülke kalkınmaz” dendi dünyada kendi kendine yeten ender ülkelerden biriydik bugün ne durumdayız. Acil yardım olarak çürümüş hurda patates ve soğanları bize ithal ettiler. Biz ihraç ederken en ufak bir lekeyi kabul etmeyenler bize artık tarım ürünleri satıyorlar. Bu örnek ne duruma geldiğimizi gösteriyor. Tarımla kalkınmıyoruz da buna karşı sanayileştik mi? Hayır… Türkiye  gibi bir ülke hala yerli otosunu yapamıyor, uçağını yapamıyor. Ha biz eskiden toplu iğne yapamazmışız şimdi toplu topsuz her türlü iğne yapıyoruz. Hatta inşaat çivisi bile yapıyoruz. Bilir misiniz bizim ünlü buzdolabımız, çamaşır makinemiz vardı,  onları bile bizim adımıza Çin’de üretiyoruz.

Siyasiler diyor ki biz geldik de halk buzdolabı, çamaşır makinesi kullanmaya başladı. Vay vay... Bu nasıl aldatma, kandırma ayıptır ayıp. Bu halkı kör sağır dilsiz sanıyorlar.

 

PEKİ NE YAPMALI?

Önce bu ülkeyi bu yurdu bu halkı bu yüce ulusu iyi tanımalı sevmeli. Sonra   neyimiz var neyimiz yok onu bilmeli. Neden geri kalıyoruz, kim takoz koyuyor tekerleğe. . Neden ilerleyemiyoruz. Önce eğitim. Bu büyük zenginlik iyi işlenmeli. Beyinler değerlendirilmeli. Etkin duruma getirilmeli.

Birlik  ve kardeşlik mayası tazelenmeli, buna engel olanlar da dışlanmalı. Bu eşsiz ülke nasıl yönetilmeli incelenmeli.

Bu ulusu uyandırmalı en yetenekli oğullarını seçmesi sağlanmalı. Dış yardımlarla değil kendi öz gücü ile yola koyulmalı. Bu yüce ulusa kendini yönetme hakkı tanıyan büyük insan ATATÜRK bir kez daha tanınmalı, tanıtılması etkisi etkin duruma getirilmeli. Seçme ve seçilmeye gerçek anlamı yüklenmeli. Demokrasi gerçek anlamı ile ülkenin yaşamına girmeli. Seçmek ve seçilmek formalite olmaktan çıkarılmalı ve bu gri kalmak illetinden kurtarılmalı. Bizi geri bıraktıran etkenler ortadan kaldırılmalı. Yönetimde tek adam değil halkın egemenliği hayata geçmeli.

Yeter artık yüzyıllardır geri kaldık artık en ilerde olmamız gerekir. Biz yetişemezsek bile bizden sonraki kuşaklar aydın kalkınmış ileri bir TÜRKİYE’de yaşasınlar. En güzel yarınlar dileklerimizle...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.