Neydi bizi efendi yapan!

   Gazetemiz sahibi ve yazarımız Hasan Kurt, Trabzon’a bir dönemler damga vuran isimlerle lise yıllarında ve sonrasında sohbet etme, masalarında bulunma şansını yakalayan isimlerden biridir. Kurt, Trabzon Lisesi Orta kısmında okurken, yazları köyde rahmetli Vahap Hamamizade’den Almanca dersleri alırmış. Kurt’un o yıllardaki hedefi üniversite tahsilini Almanya’da yapmakmış… Kurt, daha sonraki yıllarda Trabzon’un bir başka ünlü gerçek anlamda delikanlı isimlerinden Ferhan Eyüboğlu ile de sohbet etmişti. Rahmetli Ferhan Eyüboğlu da Hamamizade gibi Adalet Partili idi. İkisi de genç yaşta bu dünyadan göçtü… Kurt, dün sosyal medyada gezinirken Ferhan Eyüboğlu’nun oğlu İhsan’ın Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ndan yaptığı bir paylaşım gözüne ilişti. Kurt’un da yakın dostu olan İhsan Eyüboğlu, Karaosmanoğlu’nun ‘Neydi bizi efendi yapan’ başlıklı yazısını paylaşmıştı. O yazıyı yorumsuz sunuyoruz;
def9858a-7604-4be9-8df8-e0fd39b87211.jpgAnadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabii ayaklarına batacak. İşte, her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. Sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir, senin kendi eserindir.”
 

Dolmuşçu başkanlar!
 6a8c75ad-9844-4596-bcbd-dde5eb933382.jpg   Gazetemiz sahibi ve yazarımız Hasan Kurt, Trabzon’da son yarım yüzyılda yaşananların canlı şahitlerinden biridir. Kurt, yalnız son yarım yüzyılda değil aslında son yüzyılda yaşananları da o günleri yaşayanlardan dinleyen biridir.
Eskiden Trabzon’da zengin fakir çocuklar, gençler hafta sonları yaz tatillerinde, ya sakız satarlar, ya tombala çektirirler, ya limon, mandalina satarlardı. Çocuklar lise çağlarına geldiklerinde daha farklı uğraş içerisinde olurlardı. Hasan Kurt ta diğer akranları gibi sakız da sattı, limonda, fasulye de, patates de!
Geçenlerde Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Suat Hacısalihoğlu, Kurt ile sohbet ederken, ‘Hasan bey, rahmetli dayın Celal Samancı, oğlu Metin ile bana bir kasa limon verirdi, Metin ile pazarın başında o limonları satardık’ demişti.
e3d0f8a1-a62d-4527-aa1a-1d18a2cf9ab2.jpgSuat Hacısalihoğlu, yanılmıyorsak lise sonda dolmuşçuluk ta yapıyordu. Hacısalihoğlu, bir yandan dershaneye gidiyor diğer yandan kardeşi Hasan ile dönüşümlü olarak dolmuşçuluk yapıyordu. Suat Hacısalihoğlu gibi kısa süre de olsa dolmuşçuluk yapan bir başka isim de Belediye eski başkanı Volkan Canalioğlu idi. Hacısalihoğlu ve Volkan bey, Meydan– Ayasofya arasında yolcu taşırlardı.
 

Ustaömeroğlu’nu polis durdurunca!
 
  Trabzon Ortahisar ilçesinin hemen her mekanında güvenlik güçleri ile vatandaş arasında ilginç diyaloglar yaşanıyor.
Trabzon mimarlar Odası Başkanı Gürol Ustaömeroğlu ile bir güvenlik görevlisi arasında dün ilginç bir diyalog yaşandı. Gürol, bu diyalogu sosyal medyada takipçileri ile paylaştı. İşte o diyalog;
7ae5f482-0ea9-46bb-a484-cd2fa9830658.jpg‘Kunduracılar Caddesi'nin Atatürk Alanı Girişi, saat 14.30 veya 15.00 civarı..
Polis barikatı var. Bir tane görevli polis.
Elimde evrak çantam, ağzımda maske barikattan geçtim polis durdurdu beni.
Aramızda geçen konuşma;
- Beyefendi kimliğinizi gösterir misiniz?
- Elbette memur bey, ama hayırdır?
- Ne o bakamam mı? ( Biraz dik bir ifade ile )
- Elbette bakarsınız da niye sadece ben diye merak ettim. ( Bu arada kimliğimi çıkarttım ve ibraz ettim )
- Ben öyle uygun buldum ve göstermenizi talep ettim.
- Ben de itiraz etmiyorum da şu kadar genç, orta yaş geçip duruyor niye ben merak ettim.
- Beyefendi sizi 20 yaş altı zannettiğim için istedim.

( Bu sefer daha sempatik bir ses tonu ile )
( O daha sempatik konuşunca ben de sempatik bir vücut dili ile nüfus cüzdanı dışında kendimi tanıttım. )
Aldım kimliğimi koydum cüzdanıma yoluma devam ettim. Hem la havle çektim hem de 60 yaş gösteriyorum diye vahlandım.’
 

Almanya’da nasıl?
    Trabzon’da ve muhtemelen Türkiye’nin dört bir yanında emniyet güçleri ile vatandaş arasında mutlaka benzer diyaloglar yaşanıyordur. Önceki akşam aslen Yunanistan Türklerinden olan ve Almanya’da yaşayan, Trabzon’da da çok sayıda arkadaşı ve dostu olan Altay bey ile kısa bir sohbetimiz oldu.
Altay’a, Almanya’da sokağa çıkıp çıkamadıklarını ve ne tür tedbir aldıklarını sorduk.
İşte Altay’ın söyledikleri:
‘Bizim burada sokağa toplu olarak sokağa çıkmak yasak. Tek veya iki kişi olarak çıkabilirsin ama üç kişi bir araya gelemezsin. Sokağa çıkma konusunda yaş sınırlandırması yok. Her yaşta insan tedbirini aldıktan sonra, ihtiyacını karşılamak, işini görmek için sokağa çıkıyor, İnsanlar arasında en bir, buçuk metrelik mesafe var. Kurala uyduktan sonra sorun yok. Burada herkes de kurala uyuyor’…
Altay’a, spor yapıp yapamadığını sorduk.
‘Burada yaşlısı genci, sabah akşam açık havada kurallara uyduktan sonra yürüyüşünü, koşusunu, sporunu yapıyor. 10 km koştum ve eve geldim. Sorun yok’ dedi.
Coronavirüs tehlikesi karşısında her ülke farklı tedbirler alıyor. Bizde kontrolü polis, Almanya’da ise vatandaş yapıyor!
 

Doktorunuz diyor ki!
  Dünyanın büyük bir bölümünü etkileyen salgınlara "pandemi" denir. Kolera yedi kez pandemiye ve milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuştur. Koleranın etkeni virüs değildir, bir mikroptur (Vibrio cholera). Hastalık bu mikrobla kirlenmiş suyun veya gıdanın yutulmasıyla bulaşır. Karın ağrısız şiddetli ishal ve bulantısız kusmayla vücut kısa zamanda büyük miktarda su kaybeder. Hastada şiddetli susuzlukla birlikte deri kurur, vücut ısısı düşer, baldırlarda kramplar başlar, deri morarır, el, ayak buruşur ve birkaç saat veya birkaç gün içinde ölüm gerçekleşir. Günümüzde etkili tedavi, ölümleri çok aza indirmiştir. Tedavide amaç; kaybedilen suyun ve minarellerin yerine konulmasıdır. Antibiotik kullanımı hastalığın şiddet ve süresini azaltmaktadır. Salgının önlenmesinde temiz su ve gıda sağlanması esastır. Hastalığın aşısı vardır. Kolera geri kalmış ülkelerde halen varlığını sürdüren bir hastalıktır.

(Dr. Kemal Küçükali)


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.