Oflu Prof. Sarıalioğlu’ndan Sağlık Bakanına ağır eleştiri!

Ankara’daki Başkent Üniversitesi öğretim üyelerinden Oflu hemşerimiz Prof.Dr. Faik Sarıalioğlu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı topa tuttu. Sarıalioğlu, ‘Sayın Sağlık Bakanı, beyaz önlüğümüzü hak etmiyorsunuz. Bir daha giymeyin, giyerek kirletmeyin olur mu?’ dedi.oflu-prof.jpg

Sarialioğlu’nun sosyal medya hesabından Sağlık Bakanına yönelik eleştirisi şöyle;

‘Sayın Bakan önceki akşamki açıklamalarıyla turkuaz tablolarla tüm ülkeye günlerdir yalan söylediğini itiraf etmiş oldu. “Günlük vaka sayısı” terimi “günlük hasta sayısına çevrilirken; “entübe hasta” yerine “ağır hasta” ifadesi konulurken tüm ülkeye yalan söylediğini kabul ediyordu.

Efendim, belirti göstermeyenlere / semptomsuz kişilere vaka denilmiş de belirti gösterenlere hasta denilmiş. Ya test yapıldığı gün belirtisi olmayıp, ertesi gün gösteren (“presemptomatik”) vakaları ne yaptınız? Belirtisiz eve gönderdiğiniz kaç vaka sonraki günlerde hastaneye yattı ve kaybedildi. Bu hastaların pardon size göre vakaların sayısını biliyor musunuz?

Test negatif olup tomografi pozitif çıkanları zaten hiç saymadınız. Dünya Sağlık Teşkilatının önerdiği hastalık kodlama sistemini hiç kullanmadınız. Kişiler Covid 19’dan öldüler, istatistiklerinizde göstermediniz. Covid 19 protokolü ile gömdünüz doğal ölüm yazdınız.

Sayın Koca, gerçek vaka sayısını gizlemeyi marifet saydınız. Bilim Kurulu dediniz, yanlış güven vermeye çalıştınız. Yalan yanlış bilgileri yukarıya ilettiniz, kararı o makama bıraktınız. Mızrak çuvala sığmayınca çark ettiniz. Hekim olduğunuzu, hekimlik yemini ettiğinizi unuttunuz. Her gün kaybedilen 60-70 canı sıradanlaştırdınız. Toplamda 5 ay 20 gün süre ile her gün yanlış bir tabloya insanları bakar yaptınız. Goobels’i bile kıskandırdınız.

Bir hekim olarak yalan söylemek neden? Mensubu olduğunuz iktidar bilinmesini istemediği her konuda yayın yasağı getirmekle ünlüdür. Siz de öyle yapsaydınız. Öleni ile iyileşeni ile koronavirüs vakaları <devlet sırrıdır> diyebilirdiniz. Nelere devlet sırrı denilmedi ki! Her akşam cıvıldayarak (twit atarak), bazen de gözümüzün içine bakarak, ölen meslektaşları için içten ağlama edaları ile doğruları saptırmaya ne gerek vardı? İnsanların güvenini çaldınız, bilim kurulu diye diye bilime leke sürdünüz.

Size bir gün bile inanmadım. Turkuaz yalanlarınıza kanmadım. Ama; muhalefeti ve tüm basını kendinize bir süre inandırdınız. O tablolarınızla haber spikerlerini epidemiyoloji ve halk sağlığı uzmanı yapmıştınız. Onlara ne diyeceksiniz?

Lütfen Türkiye’deki toplam coronavirüs infeksiyonlu vaka sayısını (test pozitif ve test negatif BT pozitif) veriniz. Aynı ölçütlerle ölen hasta sayısını veriniz. Veriniz ki önümüzü görelim, vatandaşa bir hekim olarak doğru bilgi verelim. Bizi yalanlarınıza ortak etmeyiniz.

Bir aşı araştırmasına Türkiye’den denek vererek müjde verdiniz. Bu çalışmalar sıklıkla yoksul Afrika ülkelerinde yapılır. Bu aşı araştırmasında da öyle. Bunu neden söylemediniz?

Sayın Koca, beyaz önlüğümüzü bir daha giymeyin, giyerek kirletmeyin olur mu?

Ana dalda ikimiz de çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanıyız. Yaş ve akademik pozisyon olarak sizden yıllarca kıdemliyim. Bir anlamda hocanız sayılırım.’

 

Sağlık Bakanına bir taşlama da Kondel’den!saglik-bakanina.jpg

Başkent Üniversitesi öğretim görevlisi Oflu hemşerimiz Prof.Dr. Faik Sarialioğlu, bir sağlıkçı ve hekim olarak Bakan Koca’yı yerden yere vurdu. Bir başka Oflu gazetemiz yazarı Metin Kondel ise yazar olarak bakana yüklendi ve şöyle dedi;

‘Bir sağlık bakanının her akşam vakti bir virüs üzerinden ulusa sesleniyor oluşu normal geliyor mu size?

Size ne İstanbul'daki hastanelerin yataklı hasta sayısından, size ne Ankara'da test sonucu pozitif çıkanların sayısından?

İnsanların akıl ve ruh sağlığını bozan o haberleri her gün dinliyor olmakla sağlık konusunda ne anlamış ve neyi çözmüş oluyorsunuz?

Bir ülkenin sağlık bakanının virüsle mücadelede sorumluluğu tamamen ülkesinin insanlarının sırtına yıktığını sezemiyor musunuz?

Akıl ve ruh sağlığınızı bozan, insanları birbirlerinden kuşkulanan birer ucube kişiliğe çeviren bu Nazi propagandası size hiç garip gelmiyor mu?

Kullanılmış bir kâğıt mendil değerindeki bir maskeyi takmanın, ellerine kolonya sürmenin, insanlardan kaçmanın sizi gerçekten bir virüsten koruyacağına inanacak kadar akıldan ve izandan yoksun musunuz?

Bunların yaptığı şeyin özeti insanların normalliğini elinden almak onlara iradesiz birer deliler olduğunu kabullendirmek değil midir?

Koronavirüs heyulasının estirildiği ilk günden bu güne sizden hayat neşenizi nasıl peyderpey çaldıklarını bir düşünün.

Sağlık bakanının bir takım saçma sapan istatistiklerle yaptığı açıklama sağlık üzerinden sizin hukukunuza ve nihayetinde siyasi iradenize çöreklenmekle ilgili ileriye dönük bir zihin mühendisliğidir.

Bunu size şu şekilde ispat edeyim.

Bu kişinin açıklama yaparken çekilmiş herhangi bir fotoğrafını alın... Simetrik olarak suratının bir yarısını kapatın. O yarım surata dikkatli bakın. Sonra o kısmı kapatın ve suratının diğer yarısına bakın. Birbirinden farklı, iki farklı kişilik göreceksiniz. Bir tanesi ciddi bir adam. Öbürü ise tepeden tırnağa farklı bir karakter.

Tekrar ediyorum. Bir virüs üzerinden her akşam Nazi propagandası yapan sağlık bakanı koca bir ülkenin vatandaşlarının akıl ve ruh sağlığıyla oynayan biridir!’

 

Tarihi binaya alüminyum kapı!

Ortahisar’daki tarihi yapıların bir bölümü belediye eski başkanlarından Atay Aktuğ döneminde istimlak edilmişti. Yapıların bazıltarihibinaya.jpgarı turizm firmalarına verilmiş, daha sonra geri alınmış. Yakın bir zamanda da hükümete yakın dernek ve vakıflara dağıtılmış.

​​​​​​​Yıllar önce istimlak edilen binalardan iki​​​​​​​si Trabzon eşrafından Murathanoğullarının ve Ural ailesinin konaklarıydı. İşte bu konaklardan biri Kanuni Sultan Süleyman Osmanlı Kültür evi oldu. Bu yapının birkaç merdivenle çıkılan ana giriş kapısı değiştirildi ve alüminyum kapı takıldı. Gerçekten çirkin bir görüntü. Binayı restore ediyorsanız, ettiriyorsanız bari aslına uygun olarak yapın… Bir ikincisi Kanuni Sultan Süleyman hiçbir zaman o evde yaşamadı. Çünkü, Kanuni zamanında o ev yoktu. Evin 1800’ün sonları veya 1900’lü yılların başında yapıldı. Kanuni Sultan Süleyman’ın, Trabzon’da doğduğu mekan Ortahisar’ın zirvesindeki Kral Sarayı idi…

 

Orijinalini  ne yaptılar!orijinalini.jpg

Trabzon Liman İşletme Müdürü Muzaffer Ermiş, birkaç gün önce İskele caddesinin girişinde bulunan tarihi Liman çeşmesinin fotoğrafını gönderdi ve ‘Liman çeşmesinin yeni hali. Orijinalini ne yaptılar. Böyle saçmalık olur mu? Mermer üzerine tuğranın işlenmesi eskisini ne kadar temsil eder. Orijinali asaletli duruyordu’ dedi.

Ortahisar’da Kanuni evi olarak adlandırılan binanın giriş kapısının alüminyum olması ne kadar doğru ise, liman çeşmesinin üzerindeki tarihi tuğranın yerine mermer üzerine yapılan yenisi de o derece doğru.

Tarihi eserleri koruma, kollama, restore etme işi bir kültür işidir. Çeşmenin, duvarları antika, üzerindeki tuğra alaturka!

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.