ÖĞRENCİ KIYAFETLERİNİ BEĞENİYOR MUSUNUZ?

EĞİTİMİN NE OLDUĞUNU ANLAYAMADIK YA

 

Sınav kazandırmak, istediğimiz okula girmek, istediğimiz mesleğe atanmak için eğitim. Eğitimin amacı bu olunca elbette hedefe ulaşılamaz. Çünkü eğitimin sözcük anlamına bakmalı. Eğitim, terbiye... Sözcük anlamına bakın. Eğmek, bükmek, biçimlendirmek, uyum sağlamak… Geniş anlamı ile yaşamayı öğretmek. İyi yaşamak, güzel yaşamak. Eğitim belki tüm canlılar için gerekli. Doğduklarında hemen uyum sağlayamazlar.  Bilmem kuşu yuvasında gören izleyen var mı?  Çocukluğumuzda çok görmüşüz. Daha tüylenmemiş, gözleri açılmamış... Anne hazır yemek getirir, emzirir, büyütür... Kanatlar çıkar, gözler açılır, dünyayı görür. Annesi uçar gider gelir. Yavrular ardından bakar. Gün geçtikçe uçmaya çabalar... Anne yemeyi öğretir, uçmayı öğretir... İşte eğitim bu... Her canlının eğitimi farklı.  İnsanın eğitimi çok farklı. Anne eğitimi yetmez. Arkadaşlar, sokak, mahalle ve düzenli eğitim OKUL.
Okulun eğitimi çağlar geçtikçe evrimleşerek bugüne dek geldi. Yüz yıl önce, bin yıl önce ne gerekiyordu, bugün ne gerekiyor? Dünya değişmiş, gereksinimler değişmiş. Eğitim de buna göre değişir. Ancak ne zaman olursa olsun eğitim yaşamayı öğretme işidir. Tüm duyu organları çalışacak. Doğru duyacak, iyi görecek. Anlayacak, anlatacak. İşte eğitim bu. Yoksa salt yemek yemek, giyinmek öylesine yaşamak değil. En iyi yaşamaktır eğitim.

EĞİTİM ÇOK YÖNLÜDÜR
Annenin kucağından kalkıp okula geliyor. Daha çok bilgi edinecek. Bu bilgileri kullanacak. Yaşamı kolaylaştıracak. Okuyacak yazacak, konuşacak, dinleyecek, bilgi edinecek. Elbette yemeyi içmeyi, gezmeyi, giyinmeyi beslenmeyi öğrenecek. İnsan bu çok farklı bir canlı. Tek başına yaşayamaz. Toplumsal varlıktır. Toplumda bir yeri var. Kılığı ile kıyafeti, oturup kalkması ve konuşması ile toplumda saygın bir yer edinecek. Nedenli bilgili olursa olsun. İnsan kitap değil, bilgisayar değil, robot değil. Seven, sevilen, acıyan, üzülen, ağlayan, gülen bir canlı. Böyle karışık yapılı bir canlı olduğuna göre onu eğitmek kolay değil.
Eğitim böyle de ne acıdır ki çoğu kez böyle algılanmıyor. Eğitim, sınav kazandıran işi, kazançlı iş bulabilen insan yetiştirmeye yönelik. Böyle olunca bilgili, sınav kazanan ancak güzel konuşamayan, dinlemeyen pejmürde bir kıyafetli robot. Bencil, salt kendini çıkarını düşünen bir varlık. İşte bu nedenle dünya modernleştikçe daha çirkinleşiyor. Çünkü insan insan olmaktan çıkıyor. Bilgi hamalı, yürüyen kütüphane ancak ruhsuz bir canlı... Eğitim tek yanlı olunca sonuç böyle olur

ANLATIM VE YETENEK DERSLERİ NE OLDU
Eskiler anımsayacak… İfade ve beceri dersleri vardı. Resim, müzik, beden eğitimi gibi. Özellikle öğretmen okullarında en zor dersler bunlardı. Çünkü öğretmen bu yetenekleri alacak ki öğrencilerini de böyle yetiştirebilsin. Okul koroları, okul piyes ve müsamereleri, tiyatroları, okullarda spor, okullarda resim sergileri… Yılsonunda, yıl arasında sunulan bu etkinlikler hem öğrenciye güven verir hem velisine onur verir. Yarının sağlıklı, sanatkar, yetenekli insanları yetişir. Konferanslar, münazaralar, açık oturumlar ve okul gazeteleri, dergileri. Eğitim buydu... Öğrencideki cevher ortaya çıkarılırdı. İşte insan yetiştirmek bu.
Peki, şimdi ne oluyor? Okullar sınav kazandırmaya yönelik. Soruların tümünü yapan öğrenciler var. Çok başarılı. Bu öğrenciden iyi bir hatip, iyi bir ressam, iyi bir müzisyen ve sağlıklı bir sporcu çıkar mı? Şimdi bunu nerden çıkardın? Sınavı kazanacak istediği yüksekokula girecek oradan mezun olup çok para kazanan bir mesleğe atanacak. Bu yetiyor. Peki, bu doktor halden anlar mı? Bu hakim iyi dinler mi? Bu mühendis doğayı bilir sever ve korur mu? Yo bunlara gerek yok iyi para kazansın yeter.

DÜZGÜN BİR KIYAFET GEREKLİ Mİ?
Atalarımız “Düzgün bir kıyafet iyi bir tavsiye mektubudur” demişler. İnsan çıplak doğar ancak çıplak yaşayamaz. Önce kapanacak, üşümeyecek, korunacak. Sonra bu kapanma onu güzel gösterecek. Toplumda onun saygın bir yer edinmesini sağlayacak. Hayvanlar bile tüyleri ile kanatları ile postları ile sevilirler. Bilir misiniz neden horozun öyle güzel kanatları, tüyleri var? Tavuklar beğensin diye... Tüm hayvanların dış görünüşünün bir amacı var. Elbette onlar kendileri seçmez tüylerini, postlarını. Yaratan öylesine yaratmıştır ki hayvanlar da birbirini sevsin, kucaklaşsın, uyum sağlasın diye.
Peki, hayvanlar böyle de insanlar… Eğitimin bir parçası güzel giyinmeyi öğrenmektir. Bizim zamanımızda ilkokulda beyaz yakalık siyah önlük vardı. Tek tip kıyafetti. Zengin, yoksul ayırt edilmezdi. Ülke de genelde yoksul olduğu için güzeldi. Sonra önlükler değişti. Lacivert oldu, mavi oldu ve okul kıyafetlerine dönüldü.
Yine tek tip kıyafet. Okullar ayrı ayrı kıyafetleri ile fark ediliyordu. Çok güzel kıyafetler de ortaya çıkmıştı. Ancak olay daha sonra çıkar sürtüşmesine döndü. Büyük paralar oynadı. Ancak yine de iyiydi, çünkü düzgün bir kıyafet vardı.
 Tek tip kıyafeti özgürlüğe aykırı bulanlar oldu. “Bırakın gençler isteği gibi giyinsin, özgür olsun” dendi. Bu nasıl özgürlük? Kişi “ben aç duracağım, çıplak gezeceğim” dese buna özgürlük mü derler?

SON YILLARDAKİ KIYAFET DURUMU
Evet, özgürlük dendi, serbest kıyafete geçildi. Baktınız mı okullar dağıldığında öğrencilerin durumuna. Dizden, baldırdan yırtık pantolonlar, renk renk, türlü türlü yazılı tişörtler, kirpi gibi saç tuvaletleri. Kız öğrenciler de daha değişik onlara da öğrenci deme olanağı yok... Artık okul kıyafetleri yok. Kıyafetler serbest. Okuldan biraz uzaklaşmışsa öğrenci mi ne olduğu belirsiz. Onlar delikanlıdır, istedikleri gibi giyinebilir. Saç sakal birbirine karışmış. Bir okula uğramıştım. Okul müdürü öğrencim. Müdürün kapısına birisi gelmiş, pantolon yırtık, saçlar tarumar, sakal o biçim… Bir şey sordu gitti. Sordum kim bu adam “Öğrenci” dedi ve gülümsedi. “Sizin zamanınıza benzemez hocam” dedi. Kıyafet özgürlüğüymüş. Hani gerçek tarih öğreteceğiz diyorlar ya… Bunlar da eski insanlar, mağara devri yani.
 Nasıl böyle oldu? Nedeni açık. Eğitim programları, eğer siyasi alanlarda belirleniyorsa sonuç böyle olur. Meclis’te tarih müfredatı belirlenecek, matematik müfredatı belirlenecek... Ne olur? Sayısız kez söyledik, her konunun bir uzmanı var, bilimi var, bırakın orda biçimlensin.
Okul kıyafeti hiç yok mu? Var… Bulunduğunuz yerde Deniz Bilimleri Fakültesi var mı? Yaz gününde bile kasketli, üniformalı gençler… Pırıl pırıl. Bundan zevk alıyorlar. Görünce insan imreniyor. Tatilde bile okul kıyafeti ile dolaşıyorlar. Bazı meslek okulları da böyle. Diğer okullar, dilim varmıyor söylemeye. Bu öğrenci yarın bir meslek sahibi olacak. Bu kıyafetle mi? Evet öğretmenler de böyle ne yazık ki. Öğretmen kılık kıyafeti ile de örnektir. Memur da serbest. Sakallı, şalvarlı, yırtık pantolonlu, kot pantolonlu memurlar. Bu görüntü hiç rahatsız etmiyor mu sizi? Beni çok ediyor da…


                                

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.