Gürsel Özgür

Gürsel Özgür

ÖĞRENME YAŞI

“Öğrenmenin yaşı olmaz” diye atasözümüz vardır. Ben de bu söze katılıyorum ve yaş aldıkça öğrenme yeteneği azalsa da bu yönde irade gösterenlerin ölene kadar öğrenmeyi sürdürdüklerine inanıyorum.
Geçen hafta yaş günüm vardı. Çoğu Türk ailesi gibi ailemle bir araya geldik ve kutladık. Aslında kutlamadan ziyade ailenin bir arada vakit geçirmesine vesile olması açısından önemli bir geleneğimiz.
Son iki haftaki, güncelle ilgili “Mekteb-i Harbiyye ve Dur Yolcu” başlıklı yazılarımdan sonra bu hafta içinde çok konu (İstanbul Sözleşmesi’nden gece yarısı çıkışımız, Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınmasına teşekkür etmesi gibi) olmasına rağmen yaş günümün hatırlatması ile güncel siyasetten farklı olsun diye yaşama dair yazmak istedim.
Tarihte kayda geçen ilk doğum günü kutlaması, milattan önce 3000 yıllarında yaşamış bir Mısır firavununa ait. O zamanlarda doğum günü kutlaması yaşanılan çevrede yapılıyor, eş, dost, hizmetçiler hatta köleler bile kutlamaya katılıyor, günün şerefine tutuklulara af çıkıyor, esirler serbest bırakılıyormuş. Dünyada ilk kez doğum günü kutlayan kadının ise antik Mısır’ın helenistik kraliçesi Kleopatra olduğu söylenir.
Bu kararımda okuduğum Nüvide Gültunca Tulgar’ın “Kendi Kutup Yıldızını Bul” kitabı da etkili oldu. Ondan alıntılarla yaşlanmanın yaşı ve hayatta neler öğrendik konusunda kendimizi bulmaya ve tecrübeden yararlanmanın değerine vurgu yapmaya çalışacağım.
“Akıllı insan başkalarının tecrübelerinden yararlanan insandır” derler. Başarı; planlama, öğrenme, cesaret ve yapılanlardan ders çıkarma yani tecrübeden yararlanma ile çok sıkı ilişkilidir.
Yaşlı olarak sınıflamanın yaşı var mıdır veya orta yaş kaçtır? Cahit Sıtkı Tarancı Otuz Beş Yaş şiirinde “Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Dante (İtalyan ozan ve politikacı özelliğiyle bilinen Dante Alighieri, insan ömrünü 70 yıl üzerinden hesaplamıştır) gibi ortasındayız ömrün” dediği gibi midir orta yaş yoksa değişken midir bilinmez, ama bilinen o ki döneme, cinsiyete ve yaşanılan yere göre değiştiğidir.  Roma döneminde ortalama insan ömrü 35 iken, 20’nci yüzyılın başında 45’ e çıkmış, şimdi ise 72’dir. Türkiye’de kadın ortalama yaşam süresi 76 iken erkeklerde 72’dir. Japonya’da 81, Andorra’da 83,5 yıldır. Bilinen en uzun yaşamış insan ise 128 yıl ile Türk kadını Diyarbakır’da ölen Halim Solmaz’dır. 
Öğrenme belli bir zaman dilimiyle sınırlı olmaktan ziyade sürekli devam eden bir süreç içerisindedir. İnsan beyni öğrenmeye açtır. İnsanın kendini geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu en önemli şey de öğrenmedir. Çocukluktan itibaren, yaşlılık dönemleri dâhil olmak üzere öğrenmeye ihtiyacımız ölene kadar devam etmektedir. Öğrenmenin önemli bir faydası da beynimizi aktif tutmasıdır. Yeni bilgiler edinmek yeni düşünce yollarını açarak olaylara çok yönlü bakma ve analitik düşünme yeteneği kazanmamızı sağlar. Yani öğrenme döngüsü hayatımızın her safhasında devam eder. Öğrenmeyi canlı tutan irade de azimdir. “Hedefler gittiğinde anlam gider, anlam gittiğinde azim gider, azim gittiğinde ise hayat ellerimizde can verir” demiş analitik psikolojinin kurucusu İsviçreli psikiyatr Carl GustavJung… Haksız mı?
Yaşayarak mı öğrenmeli yoksa başkalarının yaşadıklarından ders alarak yani tecrübelerden yararlanarak mı öğrenmeli? Yazar tecrübeleri ve yaşları şöyle sıralamış:
Kimsenin sır saklayamadığını öğrendim. Yaş: 17
Ailemin beni sevmesi için daima mükemmel olmam gerekmediğini öğrendim. Yaş: 18
Uygun giyimin başarı için yardımcı olduğunu öğrendim. Yaş: 28
Hiçbir kaliteli malın ucuz bir fiyata satılmadığını öğrendim. Yaş: 52
Tasalandıklarımın çoğunun gerçekleşmediğini öğrendim. Yaş: 64
İnsanlara iyi davranmanın hiçbir maliyeti olmadığını öğrendim. Yaş: 66
İyi kalpli olmanın mükemmel olmaktan daha önemli olduğunu öğrendim. Yaş: 70
Bir tartışmayı tatlıya bağlamadan yatağa gidilmemesi gerektiğini öğrendim. Yaş: 73
Biri ‘’sorun para değil ilkelerdir’’ dediğinde, sorunun genellikle para olduğunu öğrendim. Yaş: 65
Yaşamın kimi zaman insana ikinci bir şans tanıdığını öğrendim. Yaş: 52
Sevmek ve sevilmenin dünyadaki en büyük neşe kaynağı olduğunu öğrendim. Yaş: 78
İnsanların uçaktaki ‘’Lütfen motorlar duruncaya kadar kalkmayınız’’ uyarısı hariç, her makul uyarıya uyacaklarını öğrendim. Yaş: 51
Seven, sadık bir eşin, bir erkeğin en değerli hazinesi olduğunu öğrendim. Yaş: 68
Hiçbir erkeğin, bir kadının gözyaşları ile baş edemeyeceğini öğrendim. Yaş: 49
Sevgi evde öğretilmemişse, başka yerde öğrenmenin zor olduğunu öğrendim. Yaş: 51
Para her şey değildir, diyenlerin genellikle çok parası olan kimseler olduğunu öğrendim. Yaş: 66
Evde yapılmış kurabiyelerin sıcakken yenilmesi gerektiğini öğrendim. Yaş: 29
Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini öğrendim. Yaş: 52
Bütün kadınların çiçek yollanmaktan hoşlandıklarını öğrendim. Yaş: 33
Fikirlerin sorulmasından herkesin hoşlandığını öğrendim. Yaş: 55
Bunlar yazarın derledikleriydi. Ben de biraz ekleyeyim.
Sevdiğin işi yapmanın çok önemli olduğunu öğrendim. Yaş: 40
Karar verirken aceleci olmadan ve detaylı düşünerek karar vermeyi öğrendim. Yaş: 45
Yalnız kalsan da inandığın doğruyu söylemenin huzur verdiğini öğrendim. Yaş: 20
Anneme ve babama bilmediğim soruları sormayı ve onlarla vakit geçirmenin en önemli zaman dilim olduğunu öğrendim. Yaş: 50
Fikir sahibi olmayan insanlarla tartışmanın faydadan ziyade zarar verdiğini öğrendim. Yaş: 55
Varın siz devam edin… Benim sayfam doldu.
Son söz( Çin Atasözü): Bir yerde, küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir…(Ülkemle ilgili derin üzüntü ve endişeme binaen yazdım, umarım ve şiddetle dilerim ki yanılıyorumdur)
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…                         
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum