OKUYAN DA DİNLEYEN DE ANLAMINI BİLMİYORSA…

ANLAMINI BİLMEDEN İNANMAK VE YAŞAMAK
Prof. Dr. Sayın Mehmet Okuyan, kutsal kitabımız Kuran'ı Kerim-i çok iyi bilen, anlayan ve okuyan… Hiç bıkmadan yılmadan usanmadan görevini yerine getiriyor. Alanında gerçek bir bilim adamı. Bilim adamı olmanın sorumluluğunu yerine getiriyor. Komşum ve yakınım olarak kendileri ile onur duyuyorum. Canlı olarak yakından dinliyor elimden geldiğince yararlanıyorum. Üzerinde durdukları en önemli nokta kutsal kitabımızın mutlaka anlaşılabilmesi. “Anlamadan bu kitaba tam inanılmaz ve emrettiği biçimde yaşanmaz diyorlar.” Okuyan okuduğunu, dinleyen dinlediğini anlamıyor” diyorlar. Kuran’ı Kerim okunuyor dinleniyor, soruyorsunuz nasıl?  “Hafız çok güzel okudu sesi çok güzel  makamı çok güzel…” Başka diyorsunuz  o da hüzünle başını sallıyor ah..ah... diyor. Peki ne anladınız? “Bu kitaba göre yaşamınızı nasıl düzenleyeceksiniz” dediğinizde yüzünüze bakıyorlar. İşte namaz kılıyorum, oruç tutuyorum, kutsal kitabımı da baştan sona defalarca okuyorum… ALLAH af etsin  imanım tamdır diyor. “Nereye nasıl inanıyorsun, yaşamını nasıl değiştiriyor buna uyguluyorsun” diye sorunca kimi şeyhinden, kimi müridinden söz ediyor. Duyduğu olağanüstü kıssalar, öyküler anlatıyor. Sevmek nedir, sevilmek nedir, hak nedir, hukuk nedir bilmez, bilse de kulaktan dolma, kitaba göre değil . “Eh ben hoca değilim ben anlamam ben iman ederim o kadar” diyor. Bu denli zor mu bu kitabı anlamak ? Hayır, ben de ne hacıyım, ne hoca. Eh işte okuduğunu anlayan o kadar. Bu kutsal kitap ana dilime çevrilmiş, anadilimde ciltler dolusu yorumlanmış. Bulmak da çok kolay, almak da. 
Peki, inanmak ve bu inanç üzere yaşayabilmek çok zor mu? Hayır, bu din aracı istemez, yeri ve mekanı önemli değil. Her namazda okuduğumuz Fatiha süresinin anlamını bilerek inansak yoldan sapmayız. “Yalnız sana iman eder ve yalnız senden yardım dileriz”  diye dua etmemizi buyuruyor Fatiha süresinde…  Peki, ne yapıyor her namazında bu süreyi okuyan Müslüman; şeyhinin sakalını eteğini öpüyor, ondan yardım diliyor. 

  Namaz sürelerinin bile anlamını bilmiyoruz. Çok zor mu, hayır. Benim görevde olduğum sıralarda ilköğretim ders kitaplarında bu sürelerin anlamları vardı. Şimdi daha da ayrıntılı var. Ancak biz sadece okuyanın sesinin güzelliğine, makamına dikkat edersek en kısa sürenin bile anlamını bilmezsek ne anlamı kalır bu yüce kitabın.
ANLAMINI BİLEREK OKURSAK NE OLUR?
Belki çok şey değişmez ancak şeyhine, müridine, türbesine, taşına tapan kişiye bu sürenin anlamını okusak belki yüzü kızarır, vazgeçer. 
Kardeşlerinin, yeğenlerinin hakkını açıkça yiyen adam anlamını bilerek MAUN  süresini çok  rahat okumaz.  Cemaatinde dini ret eden karşı çıkan kimse yoksa hoca ek süre olarak KAFİRUN süresini okur mu?
Kur’an-ı Kerim’in  yaşayanlar için  nazil olduğunu  bilen  bir Müslüman  canını teslim etmekte olan bir  kimseye ısrarla  YASİN süresini okur mu ? 
İstiklal Marşımızın şairi, büyük insan Mehmet Akif 
Kur'an-ı Kerim’in  anlamını çok iyi bilirdi. Ne diyor, “İnmemiştir haşa Kur'an, ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için” diyor… “Abdestsiz Kur'an’a tutulmaz” diyor, Kur’an elinde abdestli yalan söylüyor. Terazinin yanında o yüce kitap  terazi yanlış tartıyor. Sahte evraklarla mal gasp ediyor, çalıyor ancak beş vakit namaz da kılıyor. İşte Kur'an’ı yaşamamak bu. 
   Kur’an’ı en güzel sesle okur okutur ancak hiç bir hükmüne uymaz. Bu kitap anlaşılsın diye Arap kavminin içinden çıkan, en güvenilen,  en iyi insana indi ve onların diliyle indi ki anlaşılsın diye.  Oysa ne diyorlar “Hayır o Arapçadır, çevrilmez, çevrilse de aynı değeri taşımaz.” Yani bir bakıma dili kutsuyorlar. Arapçayı kutsal bir dil olarak kabul ediyorlar. Oysa peygamber Alman olsa, Fransız olsa, Türk olsa onların dilinde inecekti. Çünkü kutsal kitap anlaşılmak için indi, ses olsun müzik olsun, ahenk olsun diye değil.
ANLAMI ANLAŞILSA SORUN ÇÖZÜLÜR MÜ?
 
Hemen yanıtlayalım hayır... Hayır... Kur'an-ı Kerim Arapça, yani Arapların ana dili. Yani Araplar bu kutsal kitabı anlayarak okuyor. Araplar buna göre mi iman ediyor ve yaşıyor? Hayır ana dili ile bu kitabı okuyanlar belki daha da sapık. Anlamadan okuyanlardan daha imanlı çıkanlar var. Arap ve Arapça konuşup anlayanlar kitabın hükmünden ya habersiz ya da bilerek sapık. 
 
Arapça konuşan, Arapça anlayan milyonlarca insan var ancak ne isabetli iman ediyor ne de bu kitabın hükmüne göre yaşıyor. Yine, çok güzel bir ses, çok uygun bir makam ancak uygun bir yaşam yok. Çok basit bir örnek. Bu din kimseye ayrıcalık tanımaz peki o coğrafyaya bakın  hükümdarlık neye göre, hüküm neye göre... Evet, sahipsiz basit bir hırsızın eli kesilir, zavallı bir kadın uydurma yargı ile öldürülür, ancak üst düzeyde ise en üst düzeyde en ahlaksızca yaşar. Anlamını  bilir anlar bu yüce kitabın ancak hiç bir hükmüne uymaz.
BİZDE DURUM NASIL?

  Evet, bu yüce kitabın anlamını az çok bilen ve bu kitabı öğreten görüntü olarak, şekil olarak bu dinden görülür ancak hiç bir ahlakı ilkeye uymaz. Her türlü namussuzluk var, hırsızlık, sahtekarlık var.
 
Belki hafızdır, belki bu yüce kitabın anlamını bilir ancak önemli bir göreve gelse halkı aldatır, hak hukuk görmez. Cübbesi, sarığı kuralına göre ancak altında lüks bir oto, sarayda havyar yer kim aç kim top hiç sormaz görmez. Yetimin de yoksulunda hakkını yer. Sakalı bir karış göğsüne değer de cebinde çaldığı dolarları, kasasında altınları.
SAYIN HOCAM ÖZÜR DİLERİM 
 
Uzmanı olmadığım bir alanda biraz ileri gitmişim öyle mi? E… siz söylüyorsunuz her Müslüman dininin görevlisidir. Bu görevi yerine getirmemiz gerekir. Bu gerçekleri göre göre kahroluyoruz. Bunca sapmanın nedenini birkaç garibanın yaptıklarına bağlayanlar saraylarda villalarda olanlardan haberleri var mı? 
Evet, anlamını bilmek gerekir, anlamını bilmeden iman etmek ve bu dini yaşamak mümkün değil ancak salt anlamını bilmek yetmiyor. Bu konuyu biraz daha irdeleyin gerçek bilim adamları, düşünürler ve gerçek erdem sahipleri. 
Depremler, seller, yangınlar… Öyle safsatalarla, ne ölçüde gerçek olduğu bilinmeyen kıssalarla değil bilimle araştırılsın bilimle çözüm bulunsun. Bu din akla mantığa hitap eden ve aklı olanı sorumlu tutan bir din. 
Bu pazar da böyle. Bu büyük felaketin son olmasını diliyor, büyük acıyı yaşayanlara sabır diliyorum. Ölülere elbette rahmet diliyoruz. Ne olur artık acılar son bulsun. Sevelim sevilelim  dünya kimseye kalmıyor…


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.