Ali Osman Aktaş

Ali Osman Aktaş

OLMAMASI GEREKEN ŞEYLER

Olmaması gereken şeyleri yaşıyor ömrümüz. 
Olmaması gereken olayları, olmaması gereken sonuçları, olmaması gereken ölümleri yaşıyor ülkemiz. 
Olmaması gereken bir zamanın, olmaması gereken bir sorumsuzluklarını, olmaması gereken ihmalleri, olmaması gereken bir cehaleti yaşıyor ülkemiz.
Çünkü sorumlusu yok, çünkü güvenliği yok, çünkü denetimcisi yok, çünkü ilgilisi yok, çünkü bilgilisi yok.
Bedel ödeyecek, sorumlusu benim diyebilecek, üstüne alabilecek, suçlusu olabilecek herhangi bir mecrası yok, herhangi bir yolu yok, herhangi bir mahkemesi yok, herhangi bir suçlusu yok, herhangi bir bedel ödeyeni de yok.
Sadece geride kalan, hep yarım kalan öyküler var, hep taze hikâyeler, hep anlatılacak masallar, hep söylenilecek ağıtlar var.
Sefaleti, yokluğu ve çaresizliği var...
Çünkü olmaması gereken zamanın, olmaması gereken olayların, olmaması gereken cinayetlerini yaşıyoruz.
Tren raydan çıkar, menfezin altı boşalmıştır, ilgilisi aşırı yağıştan der, sorumluluğu gökyüzüne atar.
Elli yıllık raylara hızlandırılmış vagonlar bindirilir, sonuç belli, yitip giden canlar Allah’a kader ve kaza kurbanı.
Askeri kışlada alüminyum pimleri eğrilmiş ve kırılmış maşası koli bantlarıyla bağlanmış,  özel kutularından çıkarılarak depoya gelişigüzel yerleştirilmiş binlerce el bombası patlar, sonuç, ne olduğunu dahi anlayamadan şehit olup giden yirmiden fazla ana kuzusu.
Madenler ölüm kuyusu, eski sistem, eski tekniklerle çalışıyor, her an her facia olabilir, sermaye sahipleri işçileri köle gibi çalıştırıyorlar deniliyor, kimse ilgilenmiyor, bakmıyor, denetlemiyor, onlarca maden kazaları, yüzlerce yitik can.
Ufacık kız çocukları, ana baba sıcaklığını dahi yaşayamadan evlerinden kopartılıp da bırakılan dini yurtlarda ihmal ve sorumsuzluğun sonucu feci şekilde yanarak ölür. Suçlu yine takdir –i İlahi.
Şehirleri en küçük sağanaklarda seller basar, insanlar mallarından canlarından olur, belediyeler sorumluluktan kaçmak için yıllarca yapılan denetimsiz ve çağdışı şehircilik anlayışına rahmet okutacak suçluyu bulurlar. Dış Güçler.
Onlarca facia, onlarca ihmal ve denetimsizlik, sorumsuzluk sonuç, binlerce yıkım, ölüm ve gözyaşı.
Kimse kimseyi dinlemiyor, kimse kimseye güvenmiyor, kimse kimseye inanmıyor.
Çünkü her yer, her şekilde başta kamu kurum ve kuruluşların en hassas, en kilit ve en teknik bölümler, işi bilmeyen, anlamayan, hayatında dahi neyin ne olduğunu ilk kez gören, particilikten öte hiçbir vasıfları olmayan, sıradan, eğitimsiz kişilerle dolduruldu.
Liyakatin, iş bilirliğin, tecrübe ve uzmanlığın önü kesildi, şartsız koşulsuz biat etmeye ve sadakate yol verildi. Devlet tecrübesi ve geleneği hak getire, ruhuna el Fatiha.
Siyasal çıkarlar uğruna, imaj gösterileri, insan yaşamının önünde tutuldu. Bilim dışı, gerçeklik dışı yaklaşımlarla biz yaptık oldubittilerle faciaların önü açıldı.
Ders almak yok, ödenen bedeller yok, suçlusu yok, kendini sorumlu hisseden yok.
Sadece ölüm var, sadece katliam var, sadece cinayet var.
Olmaması gereken şeylerdi ama oldu, oluyor, olacak da…
Ölüyoruz…
Yavaş yavaş, teker teker ölüyoruz…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.