Ölüm buz gibi soğuktur da kar kadar beyaz mıdır?..

 

Askeri tarihimizin en hüzünlü olaylarından olan ama üzerinde neredeyse 104 seneden beri pek durulmayan, hatta ders kitaplarında bile sadece birkaç satırla geçiştirilen Sarıkamış yenilgisinden şimdi yılın son günlerinde mutlaka bahsediyor ve Allahuekber Dağları’nda düşmana karşı tek kurşun bile atmadan soğuktan can veren 90 bin şehidin hatırasını yad ediyoruz.

“Sarıkamış” dendiğinde bizde hemen zamanın Harbiye Nâzırı ve Başkumandan Vekili olan Enver Paşa hatırlanır, bozgundan sadece o sorumlu tutulur ama büyük hüznün yaşandığı o cephede bir başka kumandan daha vardır: Enver Paşa gibi sarayın damadı olan ve rütbeleri hızla yükseltilen Hafız Hakkı Paşa…

başka söze gerek var mı?

Tarihinden ders almak;

Belki de dünyada en çok kullanılan sözlerindendir.

Çok geçmişe gitmeden sadece 2018 de sebebini öğrenemediğimiz hatta  neden olanların cezalandırılmadığı üzüntüler yaşadık. Tren ve maden kazaları, donan askerlerimiz. Ders aldık mı?

Cevabı sizde…

***

 

Beni çok etkileyen Sarıkamış anlatısını sizinle paylaşmak istedim…

Son sözü üstat Yaşar Kemal’e bırakalım…

Sen hiç Sarıkamış'ı gördün mü kedi?

Sarıkamış içinde Aynalı Çarşı. Aynalı Çarşı cehennem. Sen Aynalı Çarşıda uçup da denize gömülen gemileri gördün mü hiç? İyi ki görmedin.

Sen hiç parça parça olmuş, üst üste tepelerce yığılmış, siperleri, koyakları, çukurları ağzına kadar doldurmuş ölüleri gördün mü? Ovalar dolusu çürümüş, kokmuş, kokusu insanı boğan ölülerin üstünden hiç yürüyerek geçtin mi?

Sarıkamış savaşını görmemiş, yaşamamış insan dünyada hiçbir şeyi görmemiş, yaşamamış demektir.

Sen kedi, sen hiç, uykucu, rahat, gerinen kedi, sen hiç Allahuekber dağında olup bitenleri gördün mü?

İnsan boyu, iki insan boyu karın içinde yalın ayak, başı kabak, pantolonu yırtılmış, kaputsuz, ceketsiz, koyunları bit dolu, donmuş elleriyle kaşınamayanları, Rus topçusunun karlı dağları ateşe, zindana çeviren güllelerini, karla birlikte uçuşan kolları, bacakları, kollarla bacaklarla, gövdelerle birlikte gökten yağan kanları, Allahuekber dağlarının doruklarında fırtınaya, boraya tutulup donan, taş kesilen, donmuş kirpikleri, kaşları, donmuş gözleriyle bakan on binlerce askeri gördün mü hiç?

Sen bunları görmediysen hiçbir şey görmedin demektir. Sen bunları görmediysen kedi, niçin bir tekneye binip de karşı kıyıda karaya çıkmıyorsun?

***

 

Sen bunları görmediysen insanların yüzüne bakmaktan niçin utanasın?

İstersen gel seni karşı kıyıya bırakayım. Karaya çıkar, kokusunu aldığın ilk iyi adam sandığın kişinin bacaklarına, bütün sıcaklığın tatlılığınla sürünürsün. O da bundan hoşlanır ya. Balkan harbi, Çanakkale, Sarıkamış, Amele Taburları, sen bunların hepsini birkaç yılda üst üste yaşadın mı kedi?

Günlerce aç kaldın mı, günlerce susuz kalıp, kurtlu sular içtin mi?

Dumlupınar'da öldürülmüş binlerce kokmuş, çürümüş, liyme liyme olmuş ölüyü toplarken, toplar gömerken yüzlerce Amele Taburu askerinin öldüğünü duydun mu, gördün mü?

Duymadıysan, görmediysen bu dünyada ne hiçbir şey duydun, ne de hiçbir şey gördün.

Sen bir insan olsan bir daha şu insanların içine çıkar, bir daha onların yüzlerine bakabilir misin?"

Yaşar Kemal

Bir Ada Hikayesi dörtlemesinin ilk romanı Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.