Gürol Ustaömeroğlu

Gürol Ustaömeroğlu

ÖNGÖRÜLMESİ GEREKEN TARİHİ TESADÜFLER

Fırsat bulduğum her ortamda sözlü veya yazılı dile getirdiğim naçizane bir uyarım vardır; 
“Trabzon’un tarihi envanteri çıkarılmalıdır ve kent laboratuvar titizliği ile ele alınmalıdır.”
Bu cümlem kayıtlarda yer almaktadır. 
Konuya girmeden önce Trabzon’dan ayrılıp güneye, Şanlıurfa’ya doğru kısa bir yolculuk yapalım. 
Göbeklitepe Kalıntıları’nı ve açık hava müzesini hemen hemen herkes duymuştur. Belki birçok kişi henüz bu müzeyi görmemiştir ama tahminim duymayan kalmamıştır. Ben müzeyi görenlerdenim. Çok heyecanlandığımı hatırlıyorum. Ama keşfedilme hikâyesi daha da heyecanlı geldi bana.
Göbeklitepe'nin eski arazi sahibi Mahmut Yıldız ve ağabeyi 1986’da tarlayı sürerken 50 kg ağırlığında 2 taş buluyorlar. Taşları kilometrelerce yol gidip Şanlıurfa Müze Müdürlüğü'ne teslim etmek istiyorlar. Müze müdürü arkeolog olmadığı için taşları anlayamıyor ve "Bunlar kireç taşı,” diyor. Mahmut Yıldız taşları geri getirmeyip müze bahçesine bırakıyor. 6 sene sonra bir Alman Arkeolog müze bahçesinde taşları görüyor ve Göbeklitepe'nin keşfedilmesini sağlıyor.
Mahmut Yıldız diyor ki;
“Biz o gün müze müdürünün sözünden sonra taşları orada bırakmayıp geri getirseydik Göbeklitepe bulunamayacaktı."
Görüldüğü gibi tarih ve arkeoloji dediğimiz olgu bazen tesadüflere göre gelişiyor.
Tekrar Trabzon’a dönelim.
Trabzon’da da tarih son yıllarda tesadüflerle gün yüzüne çıkmaktadır. Yapım veya tadilat amaçlı kazılar sırasında Tabakhane Vadisi’nde, Pazarkapı’da, Kadınlar Hali’nde, Kahramanmaraş Caddesi’nde… vb. pek çok yerde kalıntılar bulundu. 
Aslında tesadüf eseri diyoruz ama Trabzon’un en az 4000 yıllık bir kent oluşu, çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapışı bu tarihin zaman içinde ortaya çıkacağının işaretidir. Önemli olan bunun bilincinde hareket etmek ve sözün başında belirttiğim gibi bir kent envanterinin çıkarılmasına hazırlıklı olmaktır. Bunu yaparken de laboratuvar titizliği göstermektir.
Esas mesele çıkan tarihe şaşırmak değil, her an çıkacakmış gibi öngörülü ve hazırlıklı olmaktır.
Sondan başlayalım;
Tabakhane Vadisi’nde otopark yapmak üzere kamulaştırılan yaklaşık beş bin metrekarelik alanda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün gözetiminde kazı başladı. Kazı başlamadan önce Trabzon Mimarlar Odası yerinde inceleme yaptı ve sur yanı olması nedeniyle konunun hassasiyetine dikkat çekti. Bunu bir raporla Büyükşehir Belediyesi’ne sundu. Kazı çalışmalarında Roma İmparatoru Hadrianus Dönemi ile Geç Bizans Dönemi’ne ait yapı kalıntıları ile arkeolojik eşyalar bulundu.
Karadeniz Teknik Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Yavuz, “Alanın tamamına bakıldığında hem kuzey hem güney istikametindedaha zengin bulgulara ulaşmak muhtemel,” diyerek kalıntıların diğer bölgelerdeki keşiflerle aynı özelliklere sahip olduğuna dikkat çekti.
Oysa bu keşif şaşırtıcı olmamalıydı ve Tabakhane Vadisi baştan doğru bir stratejiyle ele alınmalıydı. Bugün Vadi eski kimliğinden uzaklaşmıştır. Vadi taban kotu yükseltilmiştir. Hukuki sürece rağmen tarihi köprü ayağından tünel açılmış ve vadiden yol planlanmıştır. Sur karşısı yapılaşmıştır.
Bütün bu olumsuz gelişmelerin yanında Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu otopark yapımından vazgeçildiği ve kazı alanının korunacağı açıklamasını yaptı. Bu açıklama gelecek için ümit vericidir. 
Alan, Tabakhane Vadisi’nin eski kimliği ile beraber açık hava müzesi haline getirilmelidir.
Pazarkapı Bölgesi’nde çıkan Hadrianus Limanı Kalıntıları için çeşitli görüşler ortaya atılmıştı. Mimarlar Odası bu bölge için uyarıda bulunmuş ve arkeoloji paneli düzenlemişti. Bölgenin bir bölümü yapılaştı. Bir bölümü ise yine Büyükşehir Belediye Başkanının ifadesi ile açık hava müzesi olma yolunda ilerlemektedir.Ayrıca Mimarlar Odası’nın düzenlediği arkeoloji paneli kitap haline getirilmektedir.
Kadınlar Hali arazisinde çıkan kalıntıların bir başka yere taşınarak sergileneceği bilgisi verilmişti ama bu bilgi doğru mudur, ne zaman gerçekleştirilecektir henüz netleşmemiştir. Ayrıca alanın yapılaşıp çıkan eserlerin bir başka yerde sergilenmesi uygun mudur; tartışmaya açıktır.
Kahramanmaraş Caddesi’nde çıkan yapı için yine çeşitli değerlendirmeler yapıldı. Araştırmalar kalıntının yakın döneme ait bir su yapısı olduğu sonucuna vardı ve üstü kapatılarak bölgedeki çalışmalar sonlandırıldı.
Bunlar ve benzer örnekler Trabzon’un genel olarak bir açıkhava müzesi olduğunun ispatıdır. Bu örnekler tarihi envanterimize ışık tutacak son derece önemli yapılardır. Yer altında bile olsa bu örneklerin mesela dayanıklı cam örtüyle korunması sağlanarak sergilenmesi gerçekleştirilebilir. Teknoloji ve malzeme çeşitliliği artık buna imkan vermektedir. 
Yine devamlı verdiğimiz bir örnekle bitirelim;
Trabzon, Sümela Manastırı, Atatürk Köşkü ve Ayasofya arasında sıkışıp kalmıştır. Turizm destinasyonları bu üç eserle sınırlıdır. Bu nedenle pek çok eski eserimizi ve bölgemizi dünyaya tanıtamadık. Dolayısıyla sahip olduğumuz değerlerden ekonomik getiri elde edemedik. 
İnşallah bu son çalışmalar kentimizin turizm gelirine yüksek katkılar sağlar.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.