ORAK AYI

063.jpg

Her mevsimin, ayın, haftanın, günün mutlaka anlamı, önemi, anımsattıkları, acı ve tatlı yaşanmışlıkları vardır. Kimileri o tarihte daha mutlu olurken, bazıları için ise hüzün içerir. Kişilere göre değişen bir durumdur yaşanmışlıklar.

Temmuz ayı Güney Yarımkürede Kış, mevsimin 2.ayı iken, bizim de içinde bulunduğumuz Kuzey Yarımkürede ise Yaz mevsiminin 2.ayıdır.

Arapça Tammüz sözcüğünden bize geçmiştir. Eski Türkçede çok sıcak, cehennem anlamına gelir, orak ayı, ot ayı da denmektedir. En eski köken olarak ise Sümer çobanlık ve çiftçilik tanrısı Dummuz gösterilebilir.

Her ayın bireysel olduğu kadar toplum olarak da sevindiği, üzüldüğü, utandığı, övündüğü günler vardır.

1 Temmuz(1926) ile, bu yıl 94. yılını kutladığımız ‘’ Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’’ ile vira diyelim. Kabotaj; bir devletin kendi limanlarına deniz ticareti konusunda tanıdığı ayrıcalıktır. Yani; denizlerimiz, akarsularımız, kara sularımızda mal ve yolcu taşıma hakkı Türk Vatandaşlarına verildi. Osmanlı Devletinin yabancılara tanıdığı Kapitülasyonlar çerçevesindeki bu ahlaksız ayrıcalık Lozan Barış Anlaşmasıyla çöpe atılmış ve Millet adeta kendi hakkına sahip çıkmıştır.

‘’ Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.’’ Mustafa Kemal Atatürk’ün karakterini çok açık ifade eden bu sözünün gereğini Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm hücrelerine uygulamaktan çekinmemiş ve emperyalist güçlere dersini vermişti. Gururla söylediği bu söz Osmanlı ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki kırılmayı da ifade derken yurttaşlığa geçişin de önemli sinyaliydi.

Bu özel, Güce karşı Hakkın kazandığı gün coşkuyla ve gururla kutlanmalıdır, ancak ne yazık ki ulusal günlerimizi unutan ve bu gayrette olan zihniyetin bu günü de unutması doğaldı, öyle de oldu. Onurla ve gururla Kutlu Olsun!

2 Temmuz(1993) Madımak olayları kör vicdanları bile yaralayan ve hala acısı yüreklerimizde sızım sızım sızlayan bir gündü. Hiç yaşanmamış olsaydı diyeceğimiz bir gün, Milletçe üzüldüğümüz, utandığımız derin bir gün…

Gözü dönmüş insanın tarifini yapmak çok zor. Yaratığa dönüşen bir zavallı güruhun yaşattığı ve bizleri insanlığımızdan utandırdığı olayı yazarken bile içimizin titrediği, ruhumuzun sıkıldığını hissediyoruz. Vatandaşının can ve mal güvenliğini sağlamakla sorumlu olan Devlet Babanın İskele Babası olduğu gündür. 35 masum insanın göz göre göre öldüğü ve bu caniliğin canlı film izler gibi yaşandığı unutulmak istenen ama unutulmayacak bir gündür 2 Temmuz… Mezhep çatışmasından ziyade bereketli Anadolu topraklarımızdaki derin çatışmadır, başarılı olamayacaktır. Bunun yanı sıra, zaman aşımına uğradı bahanesiyle davanın kapatılması da ayrı bir dramdır.

3 Temmuz (2011); Futbol Lig tarihine kara bir lekenin sürüldüğü gündür. Sporun bittiği, futboldan insanları soğutan talihsiz bir gündür. Toplumun tertemiz duygularıyla oynayan kirli Baronların aç gözlülüklerinin ortaya dökülmesidir. Fenerbahçe, Beşiktaş, Eskişehir ve Sivas Avrupa Kupalarından men edilerek, Türk Futboluna kara leke sürülmüştü artık.

Trabzonlularda tarifi zor sarsıntı yaratan bu sezon, kupasız şampiyon olarak beyinlerinde yer ederek unutulmaz gün olarak kafasına kazınmıştı. Çölde susuz kalmış insanın elindeki son damlanın gaspıydı ve asla unutulmayacaktı.

18 Temmuz(2001); Babanın evlatları önünde son nefesini verişinin yaşandığı, evlatların ömür boyu gözlerinin önünden silinmeyecek, çaresizce izlediği bu gün, Sefer Babanın ebediyete intikal ettiği gün… Örnek aldığım, çok şeyler öğrendiğim, dürüst olmanın en önemli özellik olduğunu yaşamıyla bizlere öğreten Sefer Özgür’e veda ettiğimiz gün.

Yazar ve Şair Kadir Yeter ‘’ Gazi Sefer Özgür’’ kitabı ile bir nevi ölümsüzleştirdi çok sevdiği Müşterisini. Ücretsiz olarak isteyenlere de veriyor kitabı.

Nevzat Ergüney: TANSA’yı beraber kurduk, beni de başına geçirdi. 1975’te nikâhımı kıydı. Dürüstlük abidesiydi. Galip Değerli: Herkesin Başkanıydı. Ersin Cora: Reis Kavakmeydanda, rahmetler Komutan.

Alemdar Gür: Bu adam kimdir? Bir Albay mı, bir Belediye Başkanı mı? Hayır, bu adam nesil ötesindeki adam, haramla yaşanan dünyanın ötesindeki bir adam, cebindeki maaşını fakir fukaraya dağıtan emsalsiz adamdı.

Faik Ahmet Akıncı: Babamla Lokantada buluşmuşlardı. Sefer Amca beni göstererek senin oğlun masada varsa benim oğlum da olacaktır, tüm çalışanlar tüm Trabzon benim evladımdır. Osman Yılmaz: Benim Belediye Başkanım adamların hası idi. Kadir Yeter: İz bırakır insanlar iz. Vefatına inanamayacağınız gönül izi. İşte bu iz, istikbale güvenle vardırır Sizi. Doymadım sohbetine…

Değişik kesimlerden yazanların ortak noktası sanırım Sefer Babanın adam gibi adam olduğu. Ruhun şad olsun, canım Babam, bir şey yaparken hep ‘’ Babam nasıl yapardı’’ diye düşündüm.

Bazı günlerin önemine vurgu yaptım, sizlerin de mutlaka özel günleri vardır, umarım sevinçle hatırladıklarınız üzüldüğünüz günlerden çok olsun…

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum