04.10.2021, 10:19

ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ (İZALE-İ ŞUYU)

            Tüm dünyayı ve ülkemizi etkilemeye devam eden pandemi sürecinde yaşamsal tercihlerimizde köklü değişimlere neden oldu. Özellikle sokağa çıkma yasakları ile gelen kısıtlamalar sonucunda sağlık, ekonomik ve psikolojik gerekçelerle bu süreçte kentsel alanlardan kırsal yaşam alanlarına yönelim arttı. Ekonomik zorluklar karşısında toprağın işveren olduğu köylerde ise çiftçilik yapmak cazip hale gelmeye başladı. Ancak bu değişimlerin oluşturduğu talep,  ülkemizde ve özellikle bölgemizdeki kırsal alanlardaki arsa ve arazilerin hisseli oluşu karşısında birçok sosyal problemi de beraberinde getirdi.

            Hisseli mülkiyetin kullanımında hissedarlar arasında yaşanan sorunlar bu süreçte müstakilleşme taleplerini ortaya çıkardı. Mülkiyet kavramı ile ilgili toplumsal bilincin oluşmaması, yasa ve müeyyidelerin uygulanmasında yaşanan zorlu süreç hisseli mülkiyet sahibi vatandaşlarımızın taşınmazlarını fiili olarak zeminde ayırıp kullanmaya yöneltmiş ancak bu uygulama hukuki altlığın oluşmasını (müstakil tapulu mülkiyet haline getirilmesini) ertelemiştir. Hisseli taşınmazlar üzerinde bugün talep edilen tarımsal işletmelerin ya da barınma amaçlı yapılaşmanın sürdürülebilmesi için hissedarlarının tümünün muvafakati gerekmektedir. Muvafakatin sağlanmasında yaşanan sorunlar ise taşınmazlar üzerindeki ortaklığın giderilmesi davalarını zorunlu hale getirmektedir.

            İzale-i şüyu şeklinde de bilinen “ortaklığın giderilmesi” davası, bütün hissedarlara hak ettikleri hakları verebilen yasal bir süreçtir. Bir başka deyişle davayı tek bir hissedar, diğer hissedarlara karşı açabilmekte ve dava neticesinde hak sahibi olunmuş kişilere hisseleri oranında davaya konu mülkiyetin taksimi yapılmaktadır. Ortaklığın giderilmesi hisseli taşınmazlar açısından iki şekilde gerçekleşmektedir. İlki hisseli taşınmaz sahiplerinin anlaşmalarına dayalı olarak (rızaî) sona ermesi; diğeri ise hisseli taşınmazın mahkeme kararıyla (kazaî) olarak (ortaklığın giderilmesi/izale-î şüyû davası sonucu) sona ermesidir. Tabiî ki ortaklığı giderilmesinde arzu edilen tarafların anlaşmasıdır; fakat anlaşma sağlanamaz ise hissedarlardan her biri Sulh Hukuk Mahkemeleri’nde ortaklığın giderilmesi davası açarak hisseli mülkiyeti sona erdirme hakkına sahiptir.

           Bu davalarda bütün hissedarların ortaklığın giderilmesi davası içerisinde yer alması zorunlu olmaktadır. Hissedarlardan birinin vefatı durumunda mirasçılık belgesinde adı geçen bütün mirasçıların davaya dâhil olması gerekmektedir. Dava süresinde taraflar arasında ortaklığın satış sureti ya da aynen taksim (zemin kullanımı ve hissedarların anlaşmış olduğu fiili taksime,  taşınmazın bulunduğu alanda söz sahibi yasal mercilerin olumlu görüşüne istinaden taşınmazın bölünmesi, taksim yapılması durumu)  şekliyle anlaşma sağlanmış ise mahkemenin bu yönde vereceği karara göre taşınmazın bölünmesi ya da ihale suretiyle neticesinde paylaşımın gerçekleşmesi gerekmektedir. Aynen taksimin sağlanamadığı davalarda hisseli taşınmazın satış yoluna gidilmektedir. Hissedarlardan dileyenin de ihaleye katılıma hakkına sahip olup taşınmazı satın alabilmektedirler. Mahkemelerin iş yoğunluğuna ya da dava ile ilgili yapılacak araştırmaların neticesine göre davaların süreleri değişmektedir. Bu nedenle kesin bir dava süresi söylenemeyeceği gibi ortaklığın giderilmesi davalarının yargıda belirlenmiş hedef süreleri 300 ile 360 gün arasındadır.

             

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 04 Aralık 2021
İmsak 05:51
Güneş 07:23
Öğle 12:16
İkindi 14:39
Akşam 17:00
Yatsı 18:26
13
açık