Öztürk’ün Ateist ile sohbeti!

  Gazeteci Ali Öztürk’ün, önceki gün ya rüyasında ya da hayal aleminde veya gerçekten ateist bir dostu ile koronavirüs üzerine ‘dedi ki, dedim ki’ şeklinde bir sohbeti oldu ve sohbeti de gazetede yazdı…
Ateist, Ali Öztürk’e demiş ki, ‘Korona ateist çıktı. Bilimin değerini hatırlattı. Şeyhlerin, hoca efendilerin etkisizliğini ispatladı. Kutsal yerlere gidişi bitirdi. Umreye gidenlere bulaşıp, gittiklerine pişman etti. Herkesi alkole muhtaç etti’…
  Öztürk, ateistin bu söylemine, ‘Korona ateist değildir. Bilakis insanları etkileme gücü, Allah’ın izin verdiği kadardır. Bilimin, ilmin bu çağda bile yetersizliğini gözler önüne serdi. Allahlık taslayan insanlara had bildirdi. Şeyhler-hoca efendiler zaten güç sahibi değildiler. Güç sahibi yalnız Allah’tır. Kutsal sayılan yerlere gidiş bitmedi. Sadece ertelendi. Oralara kıyamete kadar gidilecek. Allah, evine giden yolu kapatmaz. Kimse alkole muhtaç olmadı. Müslüman, temizlediği ve güzel koktuğu için kolonyaya zaten sahip çıktı. Sadece içilen, sarhoş eden alkole karşı… Yoksa içki içmeyi koronanın ilacı mı zannettin cahil ateist…’ karşılığını vermiş.

Ateist, Ali beye demiş ki; ‘Korona komünisttir… Sınıf ayrımı yapmadan, sınır tanımadan yayıldı. Ama yoksul güney yarımküreye değil, görece zengin kuzey yarımküreye musallat oldu’…
Öztürk Ateiste cevaben; ‘Koronanın dini, ideolojisi yok… İzin verildiği yerlere gitti. Allah koronayı fakir-fukara, çaresiz Afrika’dan uzak tuttu. Dünyaya kafa tutanlar bir mikrop karşısında çaresizliklerini ilan ettiler. Kendilerini karantinaya aldılar. Rabbim dilerse korona o karantinayı aşacak bin türlü yol bulur. Korona bir emir eridir’ demiş.
Ateist demiş ki; ‘Korona anarşisttir. Devlet, otorite, güç tanımadı. Yöneticileri-egemenleri de hasta etti. Engel olamadılar’...

Öztürk Ateiste demiş ki; ‘Korona anarşist değildir. Emredildiği üzere fonksiyon icra eden bir yaratıktır. Anarşist, zengin-fakir, güçlü-zayıf ayrımı yapmaz. Halbuki korona fakir, zayıf, mağdur ve mazlum milletleri es geçmiştir. Anarşistin ölçüsü yoktur. Halbuki korona ölçülü hareket etmektedir’.
Ateist demiş ki; ‘Korona hijyencidir ve aile dostudur… Temizliği ve hijyeni hatırlattı. Temizliği ve temiz toplumu düşünmeye başladık. Evde daha çok zaman geçirerek, aile iletişimi ve kitap okumayı hatırladık!’...
Öztürk Ateiste demiş ki; ‘Korona hijyenci değil, hijyenin yok ettiği bir nesnedir. Yani hijyene düşmandır. Aile dostu değildir, aileleri üzendir. Temizlik İslam’ın emirlerinden biridir. İmanın yarısıdır. İslam’ın ilk emri de ‘Oku’dur. Ama ateist bunları bilmez. Pis ateist, temizliği adeta korona ile öğrenir. Zavallı ateist, aile kavramını ve ev olmanın keyfiyetini koronadan öğrenecek kadar sefil ve çaresizdir. Korona, ateistlerin ne kadar sefil ve zavallı olduklarını göstermiştir. Korona, Allah’ın varlığını, gücünü ve mutlak iradesini hatırlatmıştır’.
                                                 ************
 
  İlahi Ali Öztürk. Koronavirüs’ün Müslümanlıkla, Budizmle, Hıristiyanlıkla, Musevilikle, dinsizlikle ne ilgisi var. Bugün dünyada dinli-dinsiz 8 milyar insan yaşıyor. Bu virüs, 8 milyar insanı esir almış. Ne Müslüman’a bakmış ne Hıristiyan’a ne de diğer dinlerden olana, ne zengine ne fakire ne de dinsize bakmış… Kiliseleri de Havraları da Camileri de kapattırmış!
İlahiyatçı Cemil Kılıç, ‘Gerçek dua, ibadethanelerde değil laboratuarlarda ediliyor. Din adamlarının tılsımlı sözlerine değil bilim insanlarının çabalarına uyalım. Zira gerçek İslami tutum da budur’ diyor.
Akit Gazetesi’nin bir yazarı da virüs nedeniyle ateistlere hücum ediyor. Aynı yazar bu virüs yüzünden ibadethanelerin, hatta Kabe’nin kapatıldığını yazmıyor.
Sayın Öztürk de, Akit yazarını aratmıyor. Hayali düşmanlar, hayali din karşıtları yaratmak, kimilerinin besin kaynağı olabilir ama bir toplumun asla olmaz.
 
Para sorunu!
   Trabzonspor eski yöneticilerinden avukat Ergin Kulaçoğlu, Trabzonlu hemşehrimiz iktisatçı İbrahim Kahveci’nin önceki gün Karar Gazetesi’ndeki köşe yazısına dikkat çekti. Kulaçoğlu, Kahveci’nin önemli birkaç konuya dikkat çektiğini belirtti ve Kahveci’nin yazısını mutlaka okumamızı önerdi. İşte Kahveci’nin ‘Para sorunu ve Hazine Garantili Müteahhitler’ başlıklı o yazısı;
‘Sermayeci politikalar bitmiştir. Yeni anlayış özelleştirme yerine kamulaştırmadır. İnsan onuru ve güvenliği için özelleştirmede aşırılığa gitmenin zararları görüldü.
Bu sorun şimdilik sağlık sektöründe ele alınıyor. Ama süre ilerleyince dikkatler daha da artacaktır. Özelleştirilmiş kamusal mallar yeniden kamulaştırılacaktır.
                                                  **********
Şimdi gelelim bizim meselemize. Şehir Hastaneleri...
Müteahhitlere hizmet üzerinden verilen Hazine garantileri ile devasa hastaneler yaptırıldı ve yaptırılmaya devam ediliyor.
Ama işin en kötü tarafı şu: Şehir hastanesi yapılan yerlerde, şehir içindeki hastaneler de kapatılıyor.
Sağlık tek ve devasa bir yerde toplanıyor.
Şimdi soru şu: Salgın hastalık veya enfeksiyon durumunda bir hasta koca hastaneye geldiğinde ne olacak? Bütün hastane ve hastalar nasıl bir risk altına giriyor?
                                             ************ 
Acaba bugün yaşanan salgın hastalık 3 yıl sonra olsaydı ne olurdu?
Mesela şehir içlerindeki hastaneler kapatılmış, arsaları satılmış, yerlerine AVM'ler yapılmış olsaydı...
Ne yapardık?
Koca şehir hastanesinin bir bölümünü mü karantina hastanesi yapabilirdik? Ya da şimdi yaptığımız gibi, derhal eski hastane kalmış ise hemen yeniden mi açardık?
Ankara'da kapatılmış hastaneyi yeniden açmadık mı?
Neyse, diyeceğimiz şudur: Umarım bu yaşadıklarımız bize ders olur. Umarım şu şehir hastanesi meselesini Milletin huzurunda yeniden gözden geçiririz. Umarım sağlık gibi çok ciddi bir meseleyi para hesabına feda etmeyiz.
ADRES BANKALAR:
Ülkeler kurtarma paketi hazırlıyor.
Kimisi herkese 1000 dolar veriyor, kimisi faturaları siliyor. Şirketlere ve insanlara kaynak üstüne kaynak aktarılıyor.
Biz ise adres olarak bankaları gösteriyoruz: Bankaya gidin ve kredi çekin...
Hazinede para yok... Kasa tamtakır. Hazine garantili projeler şimdiden kasayı kilitledi. Ama asıl ilerleyen yıllarda kilitlenecek.
Kaç yüz milyar dolar Hazine garantisi verildi bilen de yok. Yani bilen var da onlar Londra'nın tahkimcileri. Bizim ülkemizde bu hesaplar ticari sır.
Oysa bu Hazine garantilerini Türk Halkı ödüyor. Ama hesap soramıyor.
O nedenle bizde adres Hazine yerine bankalar oldu.
Ülkeyi en azından şirket gibi yönetebilseydik bile bu duruma düşer miydik? İnanın bilmiyorum. Ama müteahhitlere ödemeler peşin...
Müteahhitlerin arkasında TC Devletinin Hazinesi var. Ya Milletin zor durumunda yanında kim var?
DOĞALGAZ İNDİRİMİ
Evde kalın diyoruz.
Ekmek var mı, faturalar ödeniyor mu? sormuyoruz.
Yukarıda bahsettim, bir çok ülke bu zor dönemde doğalgaz ve elektrik faturalarını dahi ödüyor.
Tamam biliyoruz ki, bizde para yok.
Ama yine biliyoruz ki, 1- ithal ettiğimiz doğalgazı Avrupa piyasasından çok yüksek fiyata alıyoruz. 2- Yine biliyoruz ki, bizim doğalgaz ithalat fiyatı Brent Petrol fiyatına endeksi. 3 ila 9 ay arasında petrolde yaşanan sert düşüş fiyatı doğalgaza da yansımış olacak.
Söylediğimiz çok ama çok basit...
Yılsonuna doğru düşmesi kesin olan ithalat fiyatını şimdiden tüketiciye yansıtabiliriz. Petrol yüzde 50'den fazla düştü. O zaman biz şimdiden yüzde 20 indirim yapabiliriz.
Fiyatı düşeceği kesin olan ürünü ısrarla pahalıya satmanın anlamı ne olabilir?
İthalat fiyatı da yüzde 50 düşünce, sen de o zaman indirimi sınırlı tutarsın ve erken indirimin faturasını almış olursun. Bu kadar basit...
Önemli olan vatandaşı bu zor ve sıkıntılı günlerde yalnız bırakmamaktır. Yoksa her gün bir şeyler söylemiş olmanın artık hükmü de kalmamıştır.
Bugün söyleyecek söz ve yapılacak hizmet önemlidir.
                                                      ********
 
   Temel parmağını camla kesmiş. Telaşla hastanenin acil servisinden içeriye girmiş. İçeri girince iki kapı çıkmış karşısına. Birinde "hastalıklar", diğerinde "yaralanmalar" yazıyormuş. Durumuna uyan "yaralanmalar" kapısından içeri girmiş. Önünde yine iki kapı belirmiş, birinde "kanamalı", diğerinde "kanamasız" yazıyormuş. "Kanamalı" kapıdan girince iki kapı daha görmüş, "hayati önemde olan" ve "hayati önemde olmayan". "Hayati önemde olmayan" yazılı kapıdan girince kendini sokakta bulmuş.

Çaresiz eve dönmüş. Karısı sormuş:
- Temel'um, saa eyu paktular mu?
- Heç de eyü pakmadular Fadime'm. Emma organizasyonlaru bi harukaydu valla..."
Yeminlen organizasyonları bi harika.
(Kabil Güven)


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum