Para da koltuk da derman olmuyor!

  Çin’den dünyaya yayılan koronavirüs; fakire zengine, ünlüye ünsüze, dinliye dinsize, hocaya doktora bakmıyor, tedbirini almayanın, korunmayanın canını alıyor.
Koronavirüs yalnız can almakla da kalmıyor, ülkelerin ve insanların ekonomilerini de alt üst ediyor. ‘Evde kal’ kampanyası çerçevesinde evine çekilen vatandaşın birçoğu işyerini kapattı, bir kısmı işinden oldu.
Önceki gün Trabzon’da, hali vakti yerinde ve bankada da yüklü miktarda parası olan bir okurumuz, “Malın mülkün, bankada paran varmış. Neye yarıyor. Bu virüsün yaptığı tahribatı önleyebiliyor muyuz?” dedi.

Koronavirüs salgını ne kadar devam eder, bilmiyoruz. Kimi uzmanlar birkaç ayda biter, kimileri daha uzun sürer diyor. İnsanoğlu, bu virüs için de mutlaka bir aşı, bir ilaç bulacaktır. Koronavirüs bertaraf edilecektir.
Bu virüsün ekonomiye yaptığı olumsuz etki ise dünyada sosyal açıdan kesinlikle bir dönüşüm de sağlayacaktır. Ucu açık kapitalist sistemden tahminimiz o ki geriye dönüş olacak.
                                          **************************
   
Cumhurbaşkanlığı Yüksek Katına arzımdır!
   İlkokul "Okuma Kitabı'nda" bir okuma parçası vardı. Kasabada yaşayan bir adam evde yangın var diye bağırarak sokağa fırlar, millet yardım için koşar, yangın olmadığını görünce geri dönerdi. Üç defa bu asılsız, yalan ihbardan sonra evinde yangın çıktığına kimseyi inandıramazdı. Parçanın adı yanılmıyorsam "Yalancının mumu yatsıya kadar yanar"dı.
   1980'dan beri PR çalışmaları ve basın üzerinden kamuoyu oluşturma çabaları kişisel olarak beni çok etkiledi. Yardım etme duygumu, devlet düşüncemi, devletime olan inancı, dini inancımı kısacası dünyaya bakış açımı çok değiştirdi.1973 yılında üniversite sınavı, sorular çalındı kuşkusu veya gerçeği ile iptal edilmişti. Geldiğimiz noktada sınavların hepsi iktidarların kendi düşüncesinde olanları seçmek için kullandığı araç haline getirildi.
Düşünün THY üst düzey yönetimi Kartal İHL mezunlarından geçilmiyor. Başka kurumlarda Menzilciler, Coşancılar vs.vs. Eskiden kolejliler saltanatı vardı şimdi İHL'liler. Devletin varlığı adaletle mümkündür ve kadrolar liyakate göre doldurulur.
Sınavlar liyakat üzerinden sonuç alındığını, çalışanın hak ederse elde edebileceğini gösteren olaylardır. Şimdi "biz"den olan, “İHL”li olan öne geçiyor.
1980'li yıllarda başlayan din üzerinden yurt dışında çalışan işçilerin soyulması, paranın Türkiye'ye aktarılarak iç siyaset ve ticarette kullanılması, dini vakıflar üzerinden yardım toplama istismarı yapılması, Türk Milletinin yokluk yıllarında kurduğu yardımlaşma örgütlerinin kişisel ve siyasal çıkarlar gözetilerek yönetilmesi ..ilh gibi örnekler hem dini hem milli güvenle birlik olma duygularını öldürdü.
Yardım etme ve devletime güvenme duygumu yok eden din üzerinden siyaset ve ticaret yapan yalancılara lanet olsun. Millet olma özelliğimizi din üzerinden siyaset ve ticaret yaparak bozanlara lanet olsun.
Coronavirüs bu açıdan belki birbirimize güvenerek, tekrar, her tür inanç ve etnik yapıyı Türk milleti şemsiyesi altında birleştirir.
Kim bilebilir?
Sonsöz; "Yardım vergi değildir, dileyen dilediği yere yardım yapar. Devlet istismarın önüne geçmek için vardır". (Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)
 
                                         **************************

Adamın biri yazmış bana;
- “Atilla sana ne oldu böyle, çok değiştin” diye. Sanırım yaptığım siyasi paylaşımlar işine gelmiyor ondan dolayı.
Evet, çok haklı, aşırı değiştim ben.
Eskiden hiç bu kadar milliyetçi, muhafazakar değildim. Eskiden hiç bu kadar Atatürkçü, vatansever, ülke sevdalısı değildim. Eskiden hiç bu kadar Bayrağına, Ezanına düşkün değildim. Eskiden hiç bu kadar Laik, Devletçi, Halkçı, Cumhuriyetine düşkün ve Yenilikçi değildim.
Şimdi bu cahillere, menfaati için başını kuma gömmüşlere inat o kadar değiştim ki!
Mutlu, huzurlu bir ülke için o kadar inançlı, umutlu... Katkı yapmak için o kadar hırslı... Hiç bir gücün beni yolumdan döndüremeyecek kadar kararlıyım ki! Ben bu değişimi çok sevdim. (Atilla Aşık)
                                       ************************

En kolay ölüm başkalarının ölümüdür. Zor olanı kişinin kendi ölümüdür.
Başkalarının ölümü bunların umurunda bile değil. Günlerdir insanlar feryat ediyor, “Sokağa çıkma yasağı uygulanmalıdır” diye. Ama onlar bunu uygulamamak için ‘halkın özgürlüğünü kısıtlayamayız’ masalına sarılıyor. Özgürlük sizin neyinize?
Suriyelilere ve diğerlerine gösterdiğiniz merhameti bu millete göstermediniz. ‘Evde oturun’ diyorsunuz ama nasıl oturacaklarını bir türlü söylemiyorsunuz.
‘Bu insanlar ne yiyecek?’ sorusu bile çok sıradan kalıyor. (Temel Kahveci)


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.